Kırık Camların Gölgesinde

''Özlemek bunun tarfini yapamıyorum şu sıralar.Sudan çıkmış balık gibi suya düşmüş karınca gibi.''

Ne bir şarkı nede bir şiir.Beni anlatan tek şey kimin söylediğini bile bilmediğim bu sözdü.Hangisiydim bilmiyorum suya dönmeye can atan balık mı yoksa sudan çıkmak için yalvaran karınca mı?Ne önemi vardı ki hangisi olduğumun.Hiç bir yere ait olmazken ruhun.

Kırık Camların Gölgesinde.


Hiç kayboldun mu sen?Elinde ne bir pusula nede bir harita.Tutunacağın ya da güveneceğin hiç kimse olmadan öylece kala kaldın mı uğursuz sisle dolu bir ormanda.Kaybolmuş ve çaresiz.Kurt seslerinden daha korkunç bir sessizlikle.
İşte buydum ben.Biraz karınca biraz balık.Bir tarafında karınca gibi boğulacağı sonsuz yedi deniz.Öbür tarafında uğursuz bir ormanın ortasında bir balık.Ne bir pusula nede bir harita.Sadece yalnız korkmuş bir çocuk.Elinde ki tüm kırık camlarla.

Çocukluğunu özleyen insanlara imrendim içten içe.Çünkü ben nefret ettim o zamanlardan.Özleyebilmek çocuk olmayı ne büyük bir lütuftur bu.Ne büyük lütuftur kimsenin senden nefret etmediği zamanlara sahip olmak.Ne zaman anladım tam bilmiyorum çocuk olmaya hakkım olmadığını.Sanırım ilk o gündü.Aslında buna alışkındım.Dışlanmaya.Hor görülmeye.Gölgeden falzası olmayan biri için olağan şeylerdi bunlar.Ama yinede her ne kadar bir böcek kardar değersizde olsa herkesin kalbi oluyor.Hemde en ufak sarsıntıda kırılacak kadar hassas olan.
Birine karşı bir şeyler hissettiğim ilk zamanlardı aynı zamanda orta okuldun ilk yılı.Bütün saflığımda sevdiğim ve kalbimin yanında kanatlanır gibi olduğu ilk kişiydi.
Siyah saçları ve siyah gözleriyle ortalam biriydi.Belki çoğunuzun ilgilenmeyeceği bir tip.Ama benim için o dünyanın en güzel insanıydı.Benim için o ders bittikten sonra sırasına oturduğum ve herkesten gizlice sırasına sarıldığım kişiydi.O benim için küçük dünyamda ki her şeydi.Gizlice izleidğim ve hakkında endişelenediğim çocukluk aşkımdı.ZAman böyle gelip geçerken bir gün karşıma geçti.Tuhaf çünkü benden haberi bile yok sanıyordum.Varlığım silik bir hayaletten fazlası değildi.
''Sana söylemem gereken bir şey var.''dedi.Kalbim yerinden çıkacak gibiydi.Tek kelime bile edemedim.Ardından da döküldü dudaklarından kelimeler.
''Seni Seviyorum.''Gerçek olamayacak kadar güzeldi.Zaten gerçek değildide.
''Bende.''Ağzımdan dökülen tek kelimeyle o kahkaha atmaya başladı.Ardından da tüm sınıf.Tüm o iğrenç sözler ve bana edilen hakaretler hala kulaklarımda çınlar.Ben ne mi yaptım?Hiç bir şey.Sadece sustum.Ve susmaya devam ettim.
Zaman geçtikçe hey değişir dedim ama bunu o zamanlar söylerken bile içten içe bir yalan olduğunu biliyorudum.Tıpkı ''Seni Seviyorum'' gibi.Öyle de oldu.Geçen her yıl bir parça aldı yüreğimden.Kırık bir parça.Bunu kimi zaman benden iğrenen ailem yaptı kimi zaman bizzat ben çıkartıp attı bazı parçaları.Peki elimde ne mi kaldı?Bom boş gözlerle etrafa bakan ve ellerinde kanlı kırıklarla dolaşan ben.Kimseye güvenmeyen.Ve hala yalnız yürüyorum o ormanda.Bir yanımda uçsuz bucaksız yedi denizle.
Bir yanım hala beklerken zamanın ne getireceğin bir yanım artık dur diyor.İşin en tuhaf kısmı ne biliyor musunuz?Hayal gücümü ve farklılığımı eleştiren insanların şimdi beni hiç hayal kurmamakla ve resmi olmamla suçlamaları.Ellerinde sadece bu var sanki.SAdece ben varım ve bir şeylerle suçlanmam gerek gibi.
Bilmiyorum belki yakın zaman da kendimi o yedi denize teslim ederim.Belki de en iyisi budur.
Yani diyorum ki bence sahi ne diyordum ben? Neyse şişirdim başınızı gece gece.Kendinize iyi bakın elveda.











Kırık Camların Gölgesinde
Cevapla