Carl Gustav Jung'un 10 ilkesi

Beğenilen konseptten devam ediyorum. Öncelikle Bilmeyenleriniz için kendisi hakkında kısa bir özet geçeyim. Kendisi psikoloji alanında derin izler bırakan ünlü İsviçreli psikiyatristtir. Jung, dinden mitolojiye, simyadan derinlik psikolojisine kadar çok çeşitli konuları kapsayan eserler veren derin ve üretken bir düşünürdü. Bilmeyenleriniz için onu keşfetmenizi tavsiye ederim.

Ve bu bencede sizlere, kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olacak sözlerini sunuyorum.

Carl Gustav Jungun 10 ilkesi

1. "Sizden ayrılan birini geride tutmayın. Aksi takdirde sana gelen gelmez."

Hayat, her birimizin rolümüzü oynadığı dev bir film gibidir. Bazen karakterler bir senaryoda belirir ve hikayemizin ayrılmaz bir parçası olurlar. Ancak tıpkı filmlerdeki gibi kahramanları her zaman uzun süre elimizde tutamıyoruz. İşte tam bu noktada, ayrılmaya karar verdiklerinde tutunmaya değmeyecek kişileri tanımak önemlidir.

Kafesi tutan bir mahkum gibi, hayatımızdan ayrılmaya karar vermiş olanları çoğu zaman tutmak isteriz. Peki onu korumak için çabalamaya değer mi? Çoğu zaman bırakma sürecinde yeni karşılaşmalara, daha da şaşırtıcı ve anlamlı olabilecek yeni hikayelere yer açarız.

Geçmişe takılıp kalmayarak kendimizi geleceğe doğru özgür bırakabiliriz. Ve belki de gitmeye karar veren, yerini gelmeye hazır olana bırakıyordur. Sonuçta her karşılaşma, her hikâye hayat kitabımızın sadece bir bölümüdür ve bir sonraki sayfanın daha da heyecanlı olabileceğine güvenmeliyiz. Yani Allah’a güvenmeliyiz, neticede bizim için her şeyin en iyisini istiyor.

2. "Ancak yüreğinizin derinliklerine baktığınızda vizyonunuz netleşecektir. Dışarıya bakan sadece rüya görür, içeriye bakan uyanır."

Bu söz en sevdiğim sözlerinden birisidir. Hedef ve amaçlarımızı gerçek anlamda anlayıp netleştirebilmemiz, ancak kendi içimize bakmamız ve sadece dış etkenlerden etkilenmememizle mümkündür.

3. "Bir insan karşısındaki insanı anlamıyorsa, onu aptal olarak görmeye eğilimlidir."

Bu sözü zamanında pek çok şeyi anlamama yardımcı olmuştu. Bir kişi başkasının düşüncelerini, davranışlarını veya fikirlerini anlamadığında, o kişiyi aptal veya tuhaf olarak görme eğiliminde olabiliyor. Ancak bu tür yargılar yanıltıcı olabilir, çünkü insan karmaşık bir varlıktır, kendine özgü deneyimler, duygular ve motivasyonlarla doludur. Birini "aptal" olarak etiketlemek yerine kendinize şu soruyu sorun: "Bu kişi neden böyle davranıyor?"

Bazen kendi deneyiminizin dışına çıkıp yeni bir fikri ve farklı bir bakış açısını benimsemeye çalışmak faydalıdır, her zaman değil güzel insanlar, bazen.. Doğru yargılara başvurmak yerine, diğer insanları daha derinlemesine anlamaya çalışmakta fayda var.

Carl Gustav Jungun 10 ilkesi

4. "Çocukların omuzlarındaki en ağır yük, anne babalarının yaşanmamış hayatıdır."

Bu pek çok insanın muzdarip olduğu bir durum. Ebeveynlerin gerçekleştiremediği hayaller, arzular ya da gerçekleştirilemeyen potansiyeller çocukları üzerinde derin etkilere yol açıyor çoğunlukla. Çoğu zaman ebeveynler çocukluklarında müzisyen, doktor veya şarkıcı olmasını hayal ederler, kendileri bunu başaramadıkları için çocuklarını şan derslerine gönderirler, veya zorla bir tıp üniversitesine hazırlarlar. Çocuklarını yetiştirmek için harcadıkları emekten dolayı onlara öyle büyük bir sorumluluk ve suçluluk duygusu yüklüyorlar ki, çocuklar kendi arzularıyla çelişse bile, ebeveynlerinin yerine getirilmemiş isteklerini yerine getirmek konusunda muazzam bir sorumluluk veya yükümlülük duygusuyla büyüyorlar.

5. "Kapısı size açılan evde kusur aramayın..."

O kadar derin bir söz ki, birisi size evini veya kalbini açtığında kusur aramayın. Bunun yerine karşılandığınız için minnettarlık ve takdir duyun.

6. "Yetenekli bir insan olmanız, bir şey aldığınız anlamına gelmez. Bu, verecek bir şeyin olduğu anlamına gelir."

Yeteneklere veya becerilere sahip olmak, dünyaya katkıda bulunmak ve faydaları başkalarıyla paylaşmak, yeteneklerinizi başkalarının yararına kullanmak ve onları “çekmecede” saklamak yerine bir fırsattır. Yani içinizdeki ışığı kendinize saklamak değil onu paylaşmaktır doğrusu. Yetenekler muz gibidir, yemedikçe kenarda bırakdıkça çürür.

7. "Direndiğin şey kalır."

Bu kısa cümlenin arkasında derin bir anlam var aslında. Bir şeye karşı koyduğunuzda veya savaştığınızda, o şey ortadan kalkmaz.

Çoğu zaman olduğu gibi, ne kadar direnirsek, direncimizin iplikleri bir örümcek ağı gibi bizi o kadar çok sarar. Kızgınlığa, korkuya, önyargıya, hatta olumsuz inançlara karşı koyabiliriz. Belki de bu durumu çözmenin anahtarı, direnmek yerine kabullenmeyi seçmektir. Kırgınlıkların ve zorlukların hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve kolayca ortadan kaldırılamayacağını kabul edin. Duygularımızı ve deneyimlerimizi kabul ettiğimizde, bunların artık üzerimizde o kadar güçlü bir kontrolü kalmaz. Bu zayıflık anlamına gelmiyor. Bu, değiştiremeyeceğimiz şeylerle savaşmayı bırakıp, kontrol edebileceğimiz şeylere, yani tepkilerimize ve seçimlerimize odaklanmak anlamına geliyor. Bu sözü bana stoacılık felsefesini anımsatıyor.

8. "Başkalarında sizi rahatsız eden her şey, kendinizi anlamanıza yol açabilir."

Çoğu zaman başkalarında bizi rahatsız eden şey, kendi karakter özelliklerimizi veya karşılanmamış ihtiyaçlarımızı yansıtan bir aynadır. Yine tekrar ediyorum her zaman değil BAZEN. Kendimizi kızgın veya rahatsız hissettiren bir şeyle karşılaştığımızda, bu, görmek veya kabul etmek istemediğimiz kendimizle ilgili bir yönümüzle karşılaştığımızın bir işareti olabilir. Duygularımızdan dolayı başkalarını suçlamak yerine, bu özelliklerin veya davranışların neden tepkilerimize yol açtığını düşünmeye değer.

Örneğin, eğer birinin bencilliğinden dolayı sinirleniyorsak, belki de bunun nedeni, kendimizde farkına varamadığımız bencillik eğilimlerimizin olmasıdır ya da tam tersine, kendimizi nasıl seveceğimizi ve kendimize karşı sağlıklı bir bencillik nasıl göstereceğimizi bilmiyoruzdur. Ya da başkaları tarafından aşırı eleştirilmekten endişe ediyorsak, bu kendi güvensizliğimizden veya başkaları tarafından reddedilme korkumuzdan kaynaklanıyor olabilir.

Bu duyguları reddetmek veya inkar etmek yerine, onları kendimizi tanımanın bir aracı olarak kullanabiliriz. Sinirlenmenize tam olarak neyin sebep olduğunu anlamak, kendi zayıflıklarınızın, korkularınızın veya çözülmemiş sorunlarınızın farkına varmanıza yol açabilir. Bu da kişisel gelişimin ve değişimin yolunu açar.

9. "Sağlıklı insan başkalarıyla alay etmez. Azabı çeken, azap eden olur."

İçsel istikrar, mutluluk ve özgüven başkalarına saygıyı ve kimseyi incitme ihtiyacının olmamasını sağlar. Öte yandan, hayatında zorluk yaşamış veya acılar çekmiş biri, acısını başkalarını inciterek ifade edebilir. Bu bir tür savunma mekanizması veya etrafımızdaki dünyayı kontrol etmenin bir yolu olabilir. Bu, böyle bir davranışın bahanesi değil, ancak bunun ardındaki motivasyona dair size bir fikir verebilir en azından.

10. "Kınama özgürleştirmez, ezer."

Sanıyorum ki bu sözünü incelemeye gerek yok. Sözün kendisi yeterince açıklayıcı diye düşünüyorum.

İlginizi çekecek diğer bencelerim;

Teşekkürler ve Sevgiler.. <3

Carl Gustav Jung'un 10 ilkesi
Cevapla