Öncelikle yeri gelmişken buradan bana bu kitabı hediye eden çok sevgili dostum @Gölgesizkarakter e de teşekkür ederim. Kitabın bana doğum günü hediyesi olarak gelmesinin üstünden 2 sene geçmiş olmasına rağmen ancak okuma fırsatım oldu ve bu kadar geciktiğim için de kendime oldukça kızdım.
Öncelikle kitabı adından dolayı tamamen bir Şizofreni temalı olarak düşünebilirsiniz, ki ben de öyle düşünerek başlamıştım. Ama aslında kitap bir akıl hastanesinde geçen bir polisiye kitabı denebilir.
Ben kitap aldığım zaman özellikle dikkat ettiğim şeylerden birisi arka kapakta yazılanlar ve kitabın kapağıdır her zaman. Kitabın kapağı benim için oldukça ilgi çekiciydi. Her ne kadar aklıma ''Aklından Bir Sayı Tut'' kitabını andırmış olsa da. Gerçi o kitabı da beğendiğim için benim açımdan bir sıkıntı yok.

Kitabın arka kapağında yazılanlar ise şöyle: Yirmi yıl önce Francis Petrel kendi iradesi yok sayılarak ailesi tarafından bir akıl hastanesine gönderilir ve uzunca bir müddet orada tutulur. Ta ki seri cinayetler işlenip hastanenin kapıları mühürleninceye dek. Yıllar sonra, üstü örtülü ve unutulmaya yüz tutmuş olaylar silsilesi kararlı bir dedektifin soruşturma talebiyle yeniden irdelenir. Francis yaşadığı gerçekliğe dönmüş olmasına rağmen hâlâ sesler duymakta ve ancak ilaçlarla bu sesleri susturabilmektedir. O günlere dair anıları içine bir korku salar ve o da yaşadığı her anı zihninin tozlu raflarından indirip gün ışığına çıkarmaya, yazmaya niyetlenir; elinde kısalıp duran kaleme bir palamar gibi asılarak. Kağıt yerine evinin duvarlarına yazmaktadır hikayesini. Karanlığın içinde ona göz kırpıp duran, delilerin kendisine “Melek” dediği ölüm saçan gizemli bir psikopatla baş etmek hiç kolay olmayacaktır. Gerçekte böyle biri var mı yok mu, o bile bilinmezken.
BU KISIM AZCIK SPOİLER İÇEREBİLİR. DİKKATLİ OLUNUZ.
Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek Polisiye türü kitapları sevmeye başladığımı yeni yeni fark ettim diyebilirim. Bundan önce okuduğum Mavi Ayın Altında isimli kitap da şizofreni temalı bir polisiye olunca iyice sevmeye başladım bu işi. Ayrıca çoğu insanın aksine bende bir spoiler sevgisi olduğu için kitabın 350. sayfalarına geldiğim zaman sonunu da dayanamayarak okumuştum. Kitapta katil için bir tahminde bulunmak kolay değildi. Ben biraz polisiye türlerinde birilerinden şüphe etmek, tahminlerde bulunmak, yanılmak isterim genelde. Ama bu kitapta pek fazla tahmin yürütemedim. Gerçi akıl hastanesinde geçen olaylardan dolayı tahmin yürütmek pek de kolay olmazdı zaten. Ama dediğim gibi ben biraz tahminlerde bulunmayı sevdiğim için bu kısmı hevesimi kursağımda bıraktı denebilir :) Kitabın başlangıç kısımları insana biraz yavaş ilerliyor gibi gelebilir. Bu hissi Olasılıksızı okurken de tatmıştım. Ama kitap ilerledikçe ve olaylar geliştikçe elinizden bırakamıyorsunuz. Ben gecenin 4üne kadar oturup okudum mesela bu kitabı bırakamadım.
Bu arada ben daha önce internetten de yorumlara bakmıştım kitapla alakalı ve kitabın da kapağında yazdığı üzere yazarın en meşhur kitabı ''Psiko Analiz'' kitabıymış. Henüz onu okumadım ama evde okunmayı bekleyen kitaplar bittikten sonra onu da alıp okumayı bir yerlere not ettim.
Size de bu kitabı okumayı mutlaka tavsiye ediyorum. Kitaba notum 4/5

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar