Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

Bir insanın dünya üzerindeki yolculuğu; bir sperm hücresinin, bir dişi yumurta hücresi ile birleşmesi sonucunda "zigot" adı verilen yeni bir hücrenin ortaya çıkmasıyla yolculuğa zemin hazırlar.

Zigot "döllenme" sırasında gelişerek embriyo haline gelir ve gebelik hali gerçekleşir.

Toplumdaki bireylerin hayata, yaşama, varlığın anlamına dair hangi pencereden baktığı kendisine bağlı olan bir durumdur.

Fikirlerimiz, görüşlerimiz savunduğumuz ideolojiler, sunmuş olduğumuz argümanlar bakış açımızın şekillenmesinde kilit rol oynayan etkenlerdir.

Bunlardan yola çıkarak adım adım kendi bakış açımı oluşturmayı amaçlayacağım. Hayatın bizi Spirütüalist veya Materyalist olarak çekmeye çalıştığı şu zamanlarda, eşit ölçüde yanlış bulduğum bu perspektiflerden sıyrılarak; varoluşun doğasına dair üçüncül bir resim kurmayı amaçlıyorum.

İnsan

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

Homo Sapiens; en yüksek zeka kapasitesine sahip olan bir canlı organizması olarak nitelendirilir. Ana akım bilime göre düşünebilen tek varlıktır.

"Ana Akım Bilim" benim çağ dışı olduğunu düşündüğüm bir kavram. Bu tezi savunmanın basit bir yaklaşım olduğu yönünde bir fikre sahibim.

Bu kesimde olan kişiler "Homo Sapiens" haricinde düşünme gücüne sahip olan başka bir topluluğun olmadığını savunur.

Halbuki daha kendi galaksimizin tümünü keşfetmediğimiz halde pragmatizm açısından yanlış olduğu kanısındayım.

Tam da böyle bir durumda yapmamız gereken şey "septisizm" ve "skeptisizm" imtizacı bir tavır takınarak olayları ele almamız gerektiği yönündedir.

Dünya

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

Üzerinde binlerce imparatorluğun kurulup yıkıldığı, savaşların yaşandığı, 8 milyar insana ev sahipliği yapan ve asırlardır zarar verdiğimiz bir gezegen.

Carl Sagan - Soluk Mavi Nokta
Carl Sagan - Soluk Mavi Nokta

Uzayın derinliğinden bu resmi çekmeyi başardık. Eğer bu resme dikkatlice bakarsanız orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. Bu nokta bizim evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun içinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji, ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, her umut dolu çocuk, her mucit, her kâşif, her ahlak hocası, yozlaşmış her politikacı, her şöhret yıldızı, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinin içinde.

Dünya ile ilgili epey zamandır sorguladığım bir konu var: Dünyadan başka bir gezegen olmadığı görüşü.

Daha adını bile bilmediğimiz milyarlarca gezegen varken, mantık çerçevesi içerisinde bu argümanın yetersiz ve saçma olduğu fikrindeyim.

Mevzu bahis Dünya dışı yaşam konusu; çoğu kişinin reddettiği ama bir yandan da olası bir ihtimal.

"Dünya Dışında Hiç Bir Gezegen Olmadığını Savunan Bilim İnsanlarının Yanılgısı"

Güneş Sistemimizin sınırları içinde tek başına yüzen bir mavi gezegen olarak mı kalacağız? "Evet" diyen bazı ana akım bilim insanları, bu çıkarsamayı savunarak evrenin genişliğini ve çeşitliliğini görmezden geliyorlar. Ancak, bu dar bakış açısı bilimsel ilerlemeyi ve evrenin keşfini engelliyor.

Dünya dışındaki gezegenlerin varlığına dair elimizde birçok kanıt var. Gelişen teknoloji sayesinde binlerce ekstrasolar gezegen (dünya dışı gezegen) keşfedildi. Bu gezegenler, yıldızları etrafında dolanan ve yaşamın potansiyelini barındıran çeşitli koşullara sahip.

Evren

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

Kozmos; yıldızlardan, gezegenlerden, galaksilerden meydana gelen, uzay ve zamanın muhtevası olan müthiş ve bir o kadar da ihtişamlı bir tümlük.

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia

"Big Bang" teorisine göre Evren 14 milyar yıl önce tek bir yoğun noktadan ani bir gelişme ile başladı. Bu genişleme süreci evrenin bugünkü yapısını ve bileşenlerini oluşturdu.

Büyük patlamanın hemen ardından Evren genişleyerek soğudu. Ve maddenin daha karmaşık yapılarını oluşturdu.

İlk zamanlarda sıcaklık ve basınç çok yüksekti. Elementlerin, parçacıkların atomların, yıldızların ve galaksilerin oluşumu ile Evren giderek daha da karmaşık bir hal aldı.

Elbette bunlar sadece teoriden ibaret. Evrenin nasıl başladığına dair bir bilgimiz yok. Bu nedenle kesinkes konuşamayız. Ama Bilim insanlarının ortak görüşü bu.

Mantıklı Yönler

1. Kozmik Arka Plan Işıması (CMBR) ve Kırmızıya Kayma: Big Bang teorisinin en güçlü destekçilerinden biri, evrenin genişlemesinin bir sonucu olarak beklenen kozmik arka plan ışıması (CMBR)'dır. Bu, evrenin başlangıcını ve genişlemesini doğrulayan gözlemlerle uyumlu bir fenomendir. Ayrıca, uzak galaksilerin kırmızıya kayması da evrenin genişlemesini gösteren bir gözlemsel kanıttır.

2. Termodinamik İkinci Yasa ve Evrenin Genişlemesi: Evrenin genişlemesi, termodinamik ikinci yasasının bir sonucudur. Bu yasa, enerjinin dengesiz bir şekilde dağılması ve düzensizliğin artması yönünde bir eğilim gösterir. Evrenin genişlemesi, bu termodinamik prensibe uygun olarak evrenin entropisinin artmasına katkıda bulunabilir.

Mantıksız Yönler

1. Ontolojik Belirsizlik ve Başlangıç Sorunu: Teori evrenin bir başlangıcını öne sürer ancak bu başlangıcın ne zaman ve nasıl gerçekleştiği konusunda tam bir açıklama sunmuyor. Bu, evrenin başlangıcının ontolojik bir belirsizlikle çevrili olduğunu açıkça gösteriyor.

2. Epistemolojik Belirsizlik ve Karanlık Madde-Enerji: Big Bang teorisi, evrenin genel yapısını açıklamak için karanlık madde ve enerji gibi bilinmeyen bileşenlere dayanır. Ancak, bu kavramlar hala tam olarak anlaşılamamıştır ve gözlemlerle doğrulanamamıştır.

Tanrı

Temsilidir.
Temsilidir.

Kimi insan bir tanrıya inanır. Kimi insan ise inanmaz. Ben Monoteist bir insanım, yani tek tanrı inanışındayım. Ancak tam tersi politeist bir yaratıcının varlığını kabul eden kişiler de var.

Bana göre bu kâinatı birden fazla yaratıcı yaratmış olamaz. Çünkü nasıl ki ülkeler de bir cumhurbaşkanı, okullar da bir müdür, şehirler de bir vali varsa bu evrenin de tek bir yaratıcısı vardır.

Bir okulda iki müdürün olduğunu düşünün. Biri çocuklar üniforma giysin diyor. Öbürü serbest kıyafet giysinler diyor. Bu nokta da düzensizlik oluşur.

Tanrının varlığını kabul etmeyen kişilere ise "ateist" denir. Herkesin dini görüşüne saygı duysam da Ateizm benim her zaman mantıksız bulduğum, Nihilist perspektif de olan bir argümandı.

Okyanusların, ormanların, insanların, gezegenlerin, galaksilerin, evrenin ve pek çok şeyin döngüsel bir nedenden meydana geldiğini söylemek bana pek akıl işi gibi gelmiyordu.

Ben kendi kafamda belli başlı konularda netleştirmiş olduğum bu bakış açısına "Dharmalogia" adını veriyorum.

Köken itibari ile "Dharma" ve "Logos" yasa, düzen anlamına gelen iki kelimedir.

Sorgulayın.

Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia
Kendi Bakış Açımı Oluşturuyorum: Dharmalogia
Cevapla