Bir etrafıma bakıyorum da bu yüzyılın yaygın hastalıkları hep manevî yönden.
Eskiden hastalıklara tedavi olmaması, kirli su kaynakları, yetersiz beslenme ve nice sebepten ötürü hastalıkları çoğunlukla fiziki boyutta görürken bulunduğumuz yüzyıl aklî problemlerin yaygın olduğu bir dönem.
Tabii bunda insanların daha rahat ve iyi yaşaması oldukça önemli bir etken. Belki gelecek yıllarda bu daha da artacaktır.

Tanrısızlık ve depresyon doğru orantılı
Hiçbir yerde mutlu insan göremiyorum. Herkesin en kötü bir sorunu var.
Ve görülüyor ki insan tanrıdan ne kadar uzaklaşırsa depresyona o kadar sürükleniyor. Fakat ben gerçek imandan bahsediyorum. Sözde tanrıya inanıyorum diyenlerden değil. Onlar apaçık gözüktükleri gibi ikiyüzlüler. Kitaplarına aykırı hareket ederler ve dinle bir alakaları yoktur.
Fakat gerçek imanlı birinin depresyona sürüklenmesi çok güç bir ihtimal.
Rönesans'tan beri bir hümanizm kasıp kavuruyor etrafı. İnsanın en soylu, en yüce tarafı olan maneviyatı komple reddedip kendimizi maddeyle sınırladık. Bilim tamamen maddeseldir -olması gerektiği gibi- ve kendimizi diğer dinleri sahte ilan edip bilimi kutsallaştırdık. Bilim kimileri için bir dinden farksız. Bilim insanları da ufaktan peygamber gibiler.
Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.
1.Korintliler 10:13

İnsanın tanrıya olan ihtiyacı
Tanrısız olmanın en kötü yanı hiçbir amaç sahibi olmamaktır. Ve insana verebileceğiniz en büyük cezada onu bir amaçsız bırakmaktır.
Çünkü ne anlamak için ne de yaşamak için bir amaç var. Tanrı yoksa her şey anlamsızdır. Tanrısız bir hayatın anlamı yoktur.
Burada şu soru karşımıza çıkar: "O zaman neden hâlâ daha yaşamalıyım ki?"
Tanrın yok, amacın yok. Yaşamak için kendine bir amaç bulmalısın. Ve burada devreye maddiyatın tüm zenginlikleri giriyor. Oburluk, şehvet, tembellik...
Bir kralın etrafındaki tüm zevkleri sömürmesi misali, insanda bu amaçsızlık deryasında bata çıka ilerlemeye çalışırken kendini zevklere bırakıyor. Yüzyılımızın en büyük sorunu da budur.
İnkâr edilse dahi insanın eksik bir yanı vardır. İnsanı kusurlu yapan da, insanı insan yapan da bu yanıdır: tanrı!

Tanrıyı kabul etmek ve etmemek
Tanrıyı kabul etmiyorsanız ve etmeyecekseniz bu olağandır. Hatta belki hiçbir eksiklik bile hissetmediğinizi söyleyebilirsiniz. Ama ne fayda, Petrus bile üç kez inkâr etti!
Her neyse, çözüm var mı? İnanana var, inanmayana inanmaktan başka yok.
Her şey garip bir döngü içerisinde tanrıya çıkıyor. Çünkü gerçeklik tanrıdandır. Gerçek olan tanrıdır ve tanrı olan gerçektir. Tanrıdan başka hiçbir bilgi yok. Tanrıdan başka hiçbir amaç yok ve tanrıdan başka bir anlam yok.
İşte, depresyon ve diğer tüm problemlerin kaynağı budur.
Eğer inanmak aklınıza yatmıyorsa, bilin!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar