Hayatın Anlamı Nedir? İnsanların Karakterine Göre Hayata Yaklaşımları Burada!

Merhabalar, nasılsınız?

İçinde yaşadığımız hayat kim ne derse desin çok zor, katlanılması güç ve bazen can sıkıcı olabiliyor. Ancak bunu okuyorsanız canlar bilin ki, yaşıyorsunuz. Demek ki, hayatınızda bir şeyleri oturtmuş yaşamaya bir kaç neden bulmuşsunuz.

Okumayı değil de dinlemeyi seçenler için şahsen seslendirdiğim video linkini bırakıyorum. Bence paylaşımını bu videodan dinleyebilirsiniz.

Hayatın anlamını neden sorguluyoruz?

Bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğimiz düşünebilme yeteneğimizdir. İnsanoğlu çağlar boyunca hayatın anlamını bulmak için uğraşmış, ancak doğumun güzelliği öncesini hatırlamadığımız gibi, ölümün soğuk ciddiliği ardındaki sır perdesi de günümüze kadar kalkmamıştır. Varlığın neden ve nasıl başladığı ile ilgili sayısız teori ve dini inanç olsa bile, insanlık tarihi boyunca süregelen bir soru herkesin kafasını kurcalamaktadır.

Hayatın anlamı nedir?

İnsanların hayata bakış açıları farklıdır. Bu bakış açılarına göre insanların hayatı anlamlandırmak için davranış kalıplarını dört farklı başlıkta inceleyeceğiz.

Bunlardan ilki:

Materyalist Yaklaşım.

Materyalist yaklaşım temsili
Materyalist yaklaşım temsili

Alt başlıklar halinde sıralayacak olursak, bu yaklaşımı benimseyen insanlarda görülen belli başlı davranış kalıpları şunlardır:

  • Geliri artırmak ve sosyal statüyü yükseltmek,
  • Başkalarıyla yarışmak ya da ortak olmak,
  • Sizi yaralayanları yok etmek ya da pasifist kalmaya çabalamak,
  • Yaşamak,
  • Kendi ailenizi veya başka birinin ailesini korumak,
  • Güç kazanmak ve gücü kullanmak,
  • Kitap ya da tablo gibi sanat eseri miras bırakmak / bırakmaya çabalamak,
  • Fiziksel, finansal ve psikolojik olarak özgürlük kazanmak,
  • Çocuk sahibi olmaktır.

Yaşadığımız her günün geçimin ve hayatı sürdürebilmenin zorlaştığı bu günlerde, materyalist yaklaşımı benimseme ve geleceğimiz için uygulama ihtiyacı duyuyor insan. Artan insan nüfusu ile iş bulamayan insanlar ise istediği ve zevk alacakları işleri seçmek bir yana dursun, uzun iş saatlerinde emeklerinin karşılığını gereğince alamadan hayatı ile ilgili sorgulaması gereken şeyleri sorgulamadan bir ömür geçiriyor.

Çinli filozof Konfüçyüs bu konuda şöyle demiştir.

"Sevdiğin işi meslek edinirsen, hayatında bir gün bile çalışmış olmazsın."

Peki ya artan ihtiyaçlarımı karşılasak bile mutlu olamıyorsak nasıl bir yaklaşım biz insanları mutlu edebilir? İnançlarımızın bu konuda söyleyecek sözleri var gibi duruyor.

Dinsel yaklaşım

Dinsel yaklaşım
Dinsel yaklaşım

Biz insanların inançlara yaklaşımımız ne olursa olsun belirli davranış kalıplarımız mevcuttur. Kısaca özetlemek gerekirse:

  • Başka insanlara hizmet etmek,
  • İç huzuru yakalamak
  • Güzel ameller yapmak
  • Ölümden sonra cennete ulaşmak
  • Tanrıya hizmet etmek
  • Kul olmak

Genel olarak dinlerin amacı insanları güzel ameller yapmaya teşvik etmek, kötü amellerden kaçındırmak, ahlak anlayışını geliştirerek toplum içerisinde oluşacak olumsuz durumları engellemek, insanların (mevcut dinine göre) ölümden sonrası dünyaya hazırlamaktır.

Bazı insanlar ise dini inanç konusuna şüpheli yaklaşırlar. Din, onlara göre toplumu düzene sokmak için yazılmış kurallardan ibarettir. Bu insanlar ahlaklı bir insan olmak için din kavramını, bir gereklilik olarak görmezler.

Diğer yaklaşımımız:

Sorgulayıcı yaklaşım

Sorgulayıcı yaklaşım
Sorgulayıcı yaklaşım

Bahsi geçen yaklaşımı benimseyen kesim, hayatına yön verirken az sonra bahsedeceğim davranış kalıplarını genel olarak sergilemeye meyillidir.

  • Soru sormamak (kader ve kabulleniş) ya da sürekli soru sormak (araştırmacılık),
  • Sınırların ötesini keşfetmeye çalışmak,
  • Birinin hatalarından ders çıkartmak,
  • Sürekli olarak hayatın anlamını öğrenmeye ve anlamaya çabalamak.
  • Bir insanın bakış açısını / dünya görüşünü değiştirmek veya bunun için çabalamak.

Hayatın doğasında bulunan bilinmezlik karşısında, onu anlamlandırmaya çalışırken en çok acı çeken ve bunu kucaklayan kesim sorgulayıcı yaklaşımı benimsemiş olan kişilerdir. Bilim insanları ve düşünürlerin çoğu bu kesimde ikamet etmektedirler.

Albert Einstein hayata bakış açısını şu şekilde ifade etmiştir.
Albert Einstein hayata bakış açısını şu şekilde ifade etmiştir.

"Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmek zorundasınız."

Ayrıca sorgulama ile ilgili şu şekilde bir sözü mevcuttur.

"Önemli olan sorgulamayı bırakmamaktır. Merakın kendi varoluş nedeni vardır."

Yaşamın bize getirdiklerine karşın, diğer üç yaklaşımı benimsemeyi uygun bulmayan, içe dönük bireyler de azımsanmayacak kadar çoktur.

Bu kişilerin sahip olduğu yaklaşım ise:

İçe dönük yaklaşım

İçe dönük yaklaşım
İçe dönük yaklaşım

Kişi bu yaklaşımı benimsediğini bir süre anlayamaz. Yalnızlıktan şikâyet eden bireylerin varlığının katı gerçekliği gibi, bu yalnızlıktan haz duyan insanlar da mevcuttur. Genel olarak sosyal çevreleri kısıtlı olan ve bundan memnun olan insanların davranış biçimleri benzerlik taşır:

  • Merhamet göstermek,
  • Başkalarıyla ve doğayla barış içinde yaşamak,
  • Erdemli olmaya çalışmak
  • Adalet için çalışmak
  • İç huzuru yakalamak

İçe dönük yaklaşımı benimseyen insanlar, kendini ifade biçimi olarak sessizliği seçer. Olayları izlemeyi duygularını yoğun yaşamayı ve hayatın anlamını "şu an" içerisinde aramayı uygun bulurlar.

Nasıl bir yaklaşım benimsenmeli?

Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil! - Konfüçyüs.

Biz kendimizi sınıflandırmadan önce, kim olduğumuzu öğrenmek mecburiyetindeyiz. Aksi taktirde yaşam amacımızı bulmak için ilerleyecek bir başlangıç noktamız olmaz.

O halde soruyorum size: Siz kimsiniz?

Sevgi ve saygılarımla, sonraki paylaşımlarda görüşmek üzere.

#EYE

Hayatın Anlamı Nedir? İnsanların Karakterine Göre Hayata Yaklaşımları Burada!
Cevapla