Hepinize merhaba KScan'lar. İş yoğunluğumdan fırsat buldum ve bir bence yazmak istedim. Biliyorum biliyorum, bence yazmamı özlediniz. :) Tabii işin şakası bir yana, size bir kaç tüyom var. Özellikle aşk hayatınızda kendi kişiliğinizi ve kurallarınızı, karşı tarafa göre şekillendirmemeniz gerekiyor. Siz bir birey ve kendi başınıza bir kişiliksiniz. Hangi durumlarda geri adım atmaman gerekiyor, biraz bunlardan bahsedeceğim.
Haksızlık ve Boyun Eğme

Hemen düşünelim: Biri sana haksızlık yaptığı ve sen hakkını arıyorsun, fakat bir kuralımız var. Peki nedir bu kural? Bağırmadan ve susmadan kendini ifade etmek, hakkını aramak. Hakkını aradın ve hakkın olanı istedin diye, asla ve asla geri adım atma. Senin sessizliğini ve zayıflığını kullanarak, fırsata çevirmeye çalışan o zalim ve yıkık tiplere asla geri adım atma. Bir kere haksızlığa karşı susarsan, tekrar konuşamazsın. Hakkını aradığın için asla özür dilemeyeceksin. Sen bu konularda kendini güçlendirir ve dik durursan, zamanla bu özelliği kazanmış olacaksın. İnsan doğuştan güçlü falan gelmiyor, doğuştan hakkını arayan biri olarak gelmiyor, bunlar okumak ve yaşam ile elde edilen tecrübelerdir. Bir de şöyle düşün istersen: Sen hakkını kaptırıyorsun ve üzülüyorsun, üzülüyorsun ve sonra diyorsun ki; Ben bu insanlara neden bu kadar taviz veriyorum? Peki zamanla ne oluyor? Sen kendini geliştirdikçe zamanla dik duruyorsun. Karşındaki insanda her kuşun eti yenmez diyerek sana yaklaşımlarını değiştirmeye başlıyorlar. Aslında bunu seve seve yapmak zorunda oluyorlar. :)
Not: Haklı olmak ile haklı olduğunu düşünmek çok başka şeyler. Aradaki farkı bilmiyorsan, önce sen kendini geliştirmelisin.
Sınırların Sebebiyle Geri Adım Atma

Aslında yazmaktan keyif alacağım tek başlık bu olsa gerek. Özellikle forumda sorulan sorulan asıl sebebi, sınırları çizememek ile alakalıdır. Karakterin ve kişiliğin ile ilgili sınır çizdiğin için, asla geri adım atma. Sen sınırlarından geri adım attığında, karşıdaki senin alanından bir adım ileri atılmaya başlıyor. Bir süre sonra bakıyorsun ki, hayatın işgal altında. :) Sonra benim sevgilim neden bana böyle yapıyor? Kusura bakma ama buna fırsat ve imkan tanıyan, senin karakterin ve kişiliğin. Bu durumun aşk veya sevgi ile bir bağı yok. İnsanlar senin tercihine, yediğine, içtiğine, giydiklerine ve her şeye karışmaya başlayacaktır. Peki sen alttan alttan şunu mu söylüyorsun kendine? Aman kimse kırılmasın, aman kimse darılmasın, aman kimse üzülmesin... Ya ben buna üzülüyorsam, ben bunu kaldırıyorsam, haklı olduğum için hakkımı arıyorsam, karşımdaki şahsiyette bunu kaldırmaz ZORUNDA. Kaldıramıyor veya kabullenmiyorsa, canı cehenneme! :) Peki sınır çizmeyi biliyor musun? Çok basit cevaplar ile bunu başarabilirsin. Lütfen benim tercihlerime karışmayın, ben bunu böyle yapmak istiyorum, ben bu arabayı almak istiyorum ve sizin bana saygı duymanızı istiyorum... Eğer insanların eleştirilerine tahammül edemeyen bir yapın var ve dargınlığa, küslüğe gelemeyen biriysen, senin sınırın falan olamaz.
Not: Sınırın yoksa, sinirin var demektir. Fakat gereksiz sinir, sadece sana zarar verir. Hiç kimsenin umurunda bile olmazsın.
Seni Aşağılayan ve Küçük Gören Ezikler

Seni aşağılayan, seni eleştiren, seni küçümseyen insana karşı dik duruşunu asla gerçi çekme. Bu senin kişiliğini ölçen ve kendinle gurur duymanı sağlar. O insanı seni çekemiyor çok net: Belki kıskanıyor, belki onun karakteri öyle çünkü bazı ezikler önüne gelen her şeyi eleştirir. Ama ona bir bak dışarıdan, bir baltaya sap bile olamamıştır. :) Bu tip insanların, obsesif mi yoksa mükemmeliyetçi kişilikleri mi var bilmiyoruz. Bazı karakteristik özellikleriyse, başkalarının üzerinde var olmaya yönelik bir şekle dönüşmüştür. Onlar bu hayatta hiç bir şeyi başaramaz ama herkesle ilgili olumsuz bir yorumu vardır. Eğer kendini bu tip ezik şahsiyete sakız edersen asla kurtulamazsın. Bu tip durumlarda o insanlara sınır çizeceksin ya da yapmaya devam ediyorsa, ilişkini gözden geçireceksin. Seçim senin :)
Eş olmak, anne veya baba olmak insana her hakkı vermez. Eşin senin kölen veya kuklan değil. Anne ve baban senin sahibin değil. Her durumda kendi karakterini ve kişiliğini ön planda tutman gerekiyor.
Not: Bu evlilik ve aile yapıları içinde geçerlidir. Şunu düşün: Durum böyle diyerek, yıllarca aşağılanmana izin mi vereceksin? İzin veriyorsan eğer asla şikayetçi olma.
Duygularını İfade Etmek Suç Değil

Bir tartışma yaşarsın ve karşındaki şu cümleleri kurar: Burada üzülecek ne var? Burada ağlayacak ne var? Neden bu kadar zayıfsın? Sen güçlü olmak zorundasın... Değilim kardeşim, ben hiç bir şey yapmak zorunda değilim. Üzülen benim, sen değilsin. Kendi bakış açının canı cehenneme! Ben şu an bu olaydan dolayı üzülüyorum, demek ki üzülecek bir şey var. Ben neye deyip değmeyeceğine karar verebiliyorum diyebilmelisin. Duygularını ifade etmek bir suç değil, senin en temel hakkın. İnsanlar senin neye üzülüp, üzülmeyeceğine karar veremez ve buna izin vermemen gerekiyor. Eğer çok fazla müdahaleye izin verip geri adım atarsan, bir süre sonra şu durumu yaşarsın: Ya burada üzülmeli miyim? Ağlamalı mıyım? Sevinmeli miyim? Bunun cevabını sadece karşındaki sana verdiği zaman sen tatmin olmaya başlarsın. Peki, senin kişiliğin nerede? Kişilerin duygularına saygı duyulmadığında, o insan ilerleyen zamanlar da ne hissettiği konusunda sürekli tereddüt yaşar.
Not: Nerede ne hissetmen gerektiğine kendin karar vermen gerektiğini unutma!
Başkalarının Söylemleri

Siz hiç haklı olmanıza rağmen, özür dilediniz mi? Asla ben ozor dolomom kafasında olanlar, şimdi kendini kandırmaya devam etsin. Yukarıdaki konuları birleştirdiğimizde çıkan temel sonuç: İnsanlar neden dik duramıyor? Neden doğrularına rağmen özür dilemek zorunda kalıyorsun? Genelde alınan cevaplar şu yönde oluyor; Aslında ben özür dilemeyecektim, haklıydım ama konu uzamasın diye özür diledim. Fakat insan içten içe kendisini suçlamaya başlar, haklıyken neden özür diliyorum? İşte bu aslında dik duramamak ile ilgili bir durum. Yani o insanın seninle ilgili görüşlerini önemsediğin sürece, dik durmak zorlaşıyor. Neden buna ihtiyaç duyuyorsun? Çünkü çoğu zaman farkında olmadan, başkalarının seninle ilgili düşüncesiyle kendine değer biçiyorsun. Kendi değerinden emin değilsen, başkasının sana verdiği değer ile kendine etiket yapıştırmış olursun. Sen kendi değerinden şüphe etmiyorsan eğer kim sana ne söylerse söylesin, kendinle ilgili fikrin değişmez.
Benim izlediğim bir yol var: Beni şahsen tanımayan insanın, hakkımda düşündüğü ne varsa otursun ağlasın. :) Herkes birileri hakkında bir fikir sahibi olabilir fakat bunun çoğunluğu ön yargılardan ibarettir.
Bence Özet: Yalnız kalma korkunla yüzleşmelisin. Herkesin seni sevmesi mümkün değil. Herkesin seni onaylaması ve senin herkesi sevmen mümkün değil. Zaten sağlıklı olan durum, az ve öz insandır. Herkes ile bir ilişki ağına girmeye çalışırsan, kukla olur çıkarsın.
Bence yazmayı özlemişim, vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. :)
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar