Koku ve İşitme Orucu Nedir?

Koku orucu

Koku ve İşitme Orucu Nedir?
Koku duyusunu güçlendirmek için koku orucu gerçekleştirilir.

21 Eylül-21 Aralık, sonbahar: Koku duyusu doğrudan akciğerlerle bağlantılıdır. Akciğerin dış doğaya açılan kapısı burundur. Koku algısı suni kokularla zaman içinde körleşir. Doğanın kokusundan haber almak güçleşir. Ayılar ve inekler yağmurun kokusunu alırlar ve ona göre hareket ederler. Her ikisi de beslenecekleri gıdaları burunlarının yardımıyla rahatlıkla bulurlar. Zehirli bitkilerden uzak dururlar. Aslında insanların da böylesi bir koku mekanizmaları vardır fakat kozmetik ürünlerden ve tütün tüketiminden dolayı bu duyunun doğal ayarlarında kaymalar olur. Koku duyusunun önemiyle ilgili daha anlaşılır bilgi verebilmek için hormonlardan bahsetmek gerekiyor. Eşinin kokusunu alan bir erkek börü (kurt) aralarında 400 kilometrelik bir mesafe olmasına rağmen kokunun izini sürüp eşini bulabiliyor. Börü bunu, eşinin katıksız doğal kokusunu tanıdığı için başarabiliyor. Aynı duyu insanlarda da vardır. Erkekler gerçek eşlerini kokularından tanırlar ve dünyanın bir diğer ucunda bile olsa, onu arayıp bulurlar. Bunu sağlayan şey doğal koku hormonlarının dengesidir.

Kadınlar doğum kontrol hapı kullandıklarında hormonsal dengeleri altüst olduğundan koku alma duyuları da değişir. Bu sebeple yanlış eşler seçerler. Zira koku algıları deformasyona uğramıştır. Seçtikleri erkekler de hormonal dengesi bozuk bir kadının kokusunu gerçek kokusu sanıp, onun ruh eşi olduğu yanılgısına düşer. Sonuç olarak çocuk sahibi olmaya karar verip doğum kontrol hapları terk edildiğinde ilişkilerinin boyutu değişir. Çocuk yapmaya karar verdikleri halde ayrılan çiftler aslında koku duyularındaki deformasyonun hezeyanına maruz kalmışlardır. Koku duyusunu güçlendirmek için koku orucu gerçekleştirilir ve bir hafta boyunca çalışılmaz. Telefonlar kapalı tutulur, kimseyle iletişim kurulmaz, televizyon izlenmez, teknolojiden uzak durulur. Koku orucunda mümkünse orman yakınlarına, ormana ya da dağa çıkıp çadır kurmak gerekir. Etrafta kimsenin olmaması tercih edilmelidir. Buna cesaret edemeyenler bir hafta boyunca hiç konuşmamak şartıyla yakın arkadaşlarıyla kamp organize edebilirler. Bu uygulamada önemli olan doğanın kokularının içinde olmak ve asla konuşmamaktır. Konuşmama kuralının nedeni, kokuların algılanmasını güçleştirmesinden dolayıdır. Konuşurken etraftaki kokular berraklıkla algılanmaz. Hem koku almak hem de konuşmak mümkün değildir. Çok konuştukça koku duyusu ihmal edilmiş olur. Böylece burundaki algı reseptörleri işlevlerini yitirmeye başlar. Sinir uçları uyuşur. Narin kokuları algılayamaz hale gelir. Bu nedenle insanların çoğu kokuyu güçlü şekilde içeride hissedebilmek için kozmetik sektöründe delici, yüksek, sert ve kalıcı kokuları arama ihtiyacı duyar. Koku duyusunun fabrika ayarlarına geri getirilmesi gerekir. Bunun için de koku orucu gerçekleştirilir.

Koku orucu için en uygun zaman 1- 8 Kasım haftasıdır. Bu mevsimde beden daha derin nefes alma ihtiyacı hisseder. Buna karşılık ulu yaratanın kusursuz sisteminde ağaçlar bu üç ay boyunca hiç olmadığı kadar bolca oksijen üretirler. Sonbahar mevsiminde insanların daha çok susmalarının, iç dönmelerinin ve ara sıra derin nefesler çekmelerinin nedeni budur. Zira bu esnada gerçekten değerli bir koku alınmıştır. Koku orucu sırasında kimseyle konuşulmadığı için birkaç gün sonra düşüncelerde de bir sükut yaşanır. Dışarısı nasılsa içerisi de öyle olmaya başlar. İç doğa dış doğayla uyumlanır. Koku orucunu uzun yıllar boyunca gerçekleştirenler de vardır. Kendi arzularıyla yıllarca konuşmayanlar, orucun sonunda öyle güçlü bir iradeye sahip olurlar ki diledikleri her şeyi başarırlar.

İşitme orucu

Koku ve İşitme Orucu Nedir?

21 Aralık-20 Mart, kış: En çok yıpratılan duyu organı kulaktır. Zira sürekli “uyanık”tır. Kulaklar uyurken bile çalışmaktadır. Bu da dış tehditlere karşı bedenin en etkili savunma mekanizmalarından biridir. Kulaklar, böbreklerin dış doğaya açılan kapısıdır. İşitmenin yanı sıra bedenin denge merkezidir. Tek kulağı sağır olanların yürüyüşlerindeki aksamanın nedeni de budur. İki kulağı duymayanlar dengede olduklarından böylesi bir sıkıntı yaşamazlar. Araçlar için aks neyse, insan için de kulak odur. Kulakların ayarında küçücük bir oynama söz konusu olduğunda, bedendeki hareket kabiliyetinde de sapma olur. Hangi kulak duyuyorsa, o kulağın bağlı olduğu beyin lobu ve fonksiyonlar aşırı uyarıldığından kişi daha hassas ve sert karakterli bir yapı gösterir.


İşitme duyusunun güçlenmesi için sessizliğe ihtiyaç vardır. Dış seslerin, gürültünün, müziğin etkisiyle işitme duyusu çabuk yorulur. Bu yorgunluk önceleri çınlamalar şeklinde kendisini gösterir. Çınlama süresi uzadıkça kulaklar hasar görmeye başlar. Sessizlik orucu bu rahatsızlığı gidermek açısından da çok faydalıdır. İşitme duyusu sayesinde kilometrelerce uzakta olan bir sesi duymak
mümkündür. Orta Asyalı kadim atalarımız bundan binlerce yıl evvel birtakım sesler işitiyorlardı. Gündüzleri farklı sesler, geceleri farklı sesler duyuyorlardı. Bu sesler yeryüzünden gelmiyordu. Çok geçmeden duydukları seslerin bedenleri ve ruhları üzerinde olumlu tesirler yaptığını saptadılar. Sesleri derinlemesine dinlediklerinde bunların güneşten geldiğini anladılar. Diğer sesinse dünyadan ve yıldızların ışığından geldiğini fark ettiler. Bir süre sonra bu sesleri taklit etmeye başladılar ve sonunda aynı sesleri üretmeyi başardılar. Bu sesleri şifa amaçlı kullandıklarında hastaların iyileştiğine tanık oldular. Bahsettiğimiz seslerin genel adına da “Khöömey” dediler. Buna göre aslında güneşin, dünyanın ve hatta göğün bile kulakla işitilebilecek düzeyde muhteşem sesleri var. Kulakların bunları işitebilecek güçlerine yeniden kavuşabilmesi de kuşkusuz mümkündür, fakat bunun bir hafta içinde başarılabileceğini söylemek gerçek dışı olacaktır. Bu hedefe odaklanmak çok daha derin ve ilmi bir öğretiyle gerçekleşebilir ve yaklaşık yedi yıl sürer. Buradaki bir haftalık işitme orucuyla ilk etapta hedeflenen şey işitme duyusunu arındırmaktır. İşitmeyi güçlendirme konusunu şu aşamada ele almak doğru olmaz. Doğal dengeye geri gelebilmek için öncelikle kulakların temizlenmesi gerekir. Duyulan yalanlar, kendi kendine söylenen gerçekdışı varsayımlar, kavgalar, bağrışmalar kulağın dengesini ciddi derecede yıpratır. İyileşmek için çirkin seslerin kulaktan arındırılması gerekir. Bu da ancak sessizlikle mümkündür.

Kış mevsimi sessizliğin ruhuna dalmak için oldukça uygundur. İşitme orucu için en verimli zaman havaların soğuk ve karlı olduğu zamandır. Bundan dolayı oruç için 1-7 Aralık haftasını tercih etmek etkili olacaktır. Sessizliği sağlayabilmek için yine bir orman evi ya da kamp tercih edilebilir. Birçoğumuz uzun süren sessizliğe dayanamayacağımızı düşünürüz. Bu korkuların ve çekincelerin temelinde duyulardaki ayarsızlığın yarattığı dengesizlik vardır.

Koku ve İşitme Orucu Nedir?
Cevapla