İlişkinin ilerleyen zamanlarında bu olaylar konuşabilir tabi, ama başında çoğu kişinin konuşamadığını biliyorsunuzdur. Aman karşı taraf soğur mu, çok utanç verici diye diye kendimizi yiyoruz. :)
Sevgiliniz spontan biri mi, “hadi birkaç saat içinde buluşalım” gibi isteklerle mi geliyor? İmkansız! En az 3 gün önceden buluşmaların ayarlanması gerekir.

E şimdi düşünün o ağdanın derdini. Yapış yapış olacak, her yeriniz kızaracak. Ağdadan sonra bir gün boyunca duş almak da önerilmiyor gözeneklerin açık olması sebebiyle. Diyelim birkaç hafta önce ağda yaptınız, tüyleriniz kısacık çıktığında tekrar ağda yapmak için onun uzamasını beklemek zorundasınız. Sizin o buluşmayı en az 3 gün öncesinden bilmeniz gerekiyor yani.
Hadi zar zor buluştunuz diyelim, yazın ortası olsa bile uzun pantolon ve uzun kollu bir şeyler giymek zorunda kalırsınız.

Olur da kolunuzu kaldırırsınız, giydiğiniz etek ufacık bir rüzgarla havalanır, mazallah… Çünkü sevgilinin göreceği şey ya tüylü ya da tüylerden arındırılmış olsa da ağda sebebiyle aşırı kızarmış bir vücut olur.
Uzun vadeli düşünüyorum, lazer epilasyon… Cidden dayanabiliyor musunuz o acıya?

Arkadaşım gidiyordu, işte arkadaşınızı getirin ikinize de birer seans hediye edelim gibi bir kampanyaya katılmış, beni de taktı peşine. Tek seansa girdim, koşa koşa güzellik merkezinden uzaklaştım. Bu acıya cidden nasıl dayanabiliyorsunuz, tek tek bütün tüylerimin acısını hissettim! Verilen para da cabası… Üstelik lazer ile onca para verdikten sonrası tüyler geri dönebiliyor! Arkadaşım bitirdi seanslarını, aradan 1 yıl geçti geçmedi tüyleri bacaklarından başlayarak geri dönmeye başladı. Kişiden kişiye değişiyordur elbette ama düşünsenize o kadar zaman harcıyorsunuz, o kadar para veriyor ve o kadar acı çekiyorsunuz, sonucunda hiçbir yararı olmuyor, çıldırırsın. :)
Kız dediğin acıya dayanır dediniz devam ettiniz… İki seans arası sevgiliniz gelirse başınıza gelecekleri biliyor musunuz?

Lazere gidenler bilir, seanslar arası tüylerinizi almamanız gerekir. Seyrek tüyü olanları bilmem, ama babadan gelen genlerim sayesinde epey tüylü bir insanım. Arkadaşımın önerdiği lazere “kız dediğin acıya dayanıklıdır, yıkılmadım ayaktayım!” diyerek devam ettim, birkaç kere daha gittim seanslara.
Her neyse, iki seans arasında sevgilim finallerinin bittiğini ve bana sürpriz yaparak yolda olduğunu söyledi. Bense hala bir sonraki seansa vücudumu hazırlamak için tüylü tüylü dolaşıyordum! Ne yapsam ne yapsam, bir kereden bir şey olmaz deyip tıraş bıçağını aldım elime ve pürüzsüzleştim o an; hem de ağdanın zahmeti ve lazerin acısı olmadan... Bir sonraki ayda da bunu yaptım, bir sonrakinde de. Sonrasında fark ettim ki, lazere hiç mi hiç gerek yokmuş. E tıraş bıçağı bu kadar pratikken başka bir yönteme neden ihtiyaç duyayım ki? Nihayetinde tıraş bıçağı da tüyleri arttırmıyor ve kalınlaştırmıyor.
Yok lazercim biz seninle yolları ayıralım, sen benim için sadece bilim-kurgu filmlerinde kal olur mu?
“Haydi denize” diyen sevgilinizi mi, tüylerinizi mi tercih edeceğiniz zamanlar da gelecek.

Bunu da geçtiğimiz günlerde yaşadım. İstanbul’da yaşayanlar bilir, birkaç gün önce hava aşırı sıcaktı. Sevgilim “hadi gel denize gidiyoruz” gibi bir emrivaki yaptı. Evet tıraş bıçağı kullanmaya alıştım, ama ya güneşi gören bedenimle birleşip cildimi kurutursa? Ya tıraş bıçağını kullanıp denize gidersem aynı pürüzsüzlüğü yakalayamazsam?
Onu da birebir deneyimleyerek anladım ki, hiçbir fark yok. Ne ufacık bir tahriş, ne de bir kuruluk belirtisi.
Tamam tıraş bıçağı iyi de, kurutuyor diyorsanız, yok o da eskide kaldı.

Bazı tıraş bıçaklarında jel yok, ekstra ürünler kullanmanız gerekiyor. Benim cildim kuruyken bu benim için eziyet. Ancak Gillette Venus Breeze ile buna tamamen çözüm buldum! Tek adımda ipeksi bir cilt için kayganlaşan jel barları var, bu sebeple de başka hiçbir şeye gerek duymuyorsunuz. Oynar başlığı sayesinde de hiç şekilden şekle girmenize gerek kalmıyor, her şeyi o sizin için hallediyor.
Bronzluğunuzu seven sevgiliniz ile yaz sonunda buluşmak ve bronzluğunuzu kaybedeceğiniz endişesi sizi yaz boyu yer bitirir.

Yukarılarda epey tüylü bir insan olduğumdan bahsettim. Tıraş bıçağı ve lazer ilk seçeneklerim değildi bu sebeple. Ağda da kullandım, hem de nasıl kullandım… Tüyleri seyrek olanların “ağda acıtmaz ki ya” diye şişerek dolaşmalarına her zaman sinir olurdum, gel de benim tüylerimle yap bakalım o ağdayı! Her kuaför seansı benim için ölümdü. Ve yaz sonunda gittiğim bir kuaför maceramda fark ettim ki, alttan alttan bronzluğumu da alıyordu bu ağda sanki.
Özellikle Breeze’den sonra fark ettim ki, tıraş olmak bronzluğunuza zarar vermiyor. Hem biraz havuç, azıcık karpuz yiyerek hem de tıraş bıçağı kullanarak bronzluğunuzu daha uzun süre koruyun.
O zaman ne diyoruz, kahrolsun tüyler, yaşasın yazı yaşanılır kılan Gillette Venus Breeze! <3
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar