Tarihin gelmiş geçmiş en büyük sosyoloji alimlerinden olan Ibn-i Haldun çok isabetli bir tespit ile "coğrafya kaderdir" der.
Bu sıradan bir tespit değildir. İklimlerin, millet asabiyelerinin, umran'ın, su kaynaklarının, sıcaklığın verdiği rehavet ile soğukluğun getirdiği zoraki dinamizmin bir ülkenin ve milletin kaderini nasıl belirlediğini anlatan gayet derin ve bilimsel bir tespittir.
Harese Arapça bir kelimedir. Bu gün dilimizde kullandığımız hırs, ihtiras, muhteris kelimeleri bu kökten gelmektedir.
Peki harese nedir? o halde ona bakalım. Develere çöl gemisi derler bilirsiniz. Bu mubarek hayvan o uçsuz bucaksız kızgın kumların üzerinde 3 hafta hiç bir şey yemeden yürür de yürür. Gık demez. Öylesine dayanıklıdır.
Ancak bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikene koşar, koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, ağzından kanlar akmaya başlar ama bu onu durdurmaz. Aksine tuzlu kanın tadı dikenin tadıyla karıştığında bu onun iştahını daha da kabartır. Yedikçe kanar. Kanadıkça daha çok yer. Ve eğer engel olunmaz ise deve kan kaybından ölür. Buna HARESE denir.
İşte ortadoğunun kaderi de budur. Tarih boyunca birbirlerini boğazlarlar ama aslında kendilerini öldürdüklerinin farkında değillerdir. Çünkü kendi kanlarıyla sarhoş olurlar.
Ve işte tam da bu yüzden biz Türklerin ortadoğunun bu kaderine ortak olmamız söz konusu olamaz. Türk'ün kaderi Avrasya'dır. Türk'ün kaderi Anadolu'dur.
Nasıl ki deve kutuplarda yaşayamaz, kutup ayısı çölde kavrulur ölür ise, Türk de ortadoğuda yaşayamaz. Her kim ki Türkiye'yi ortadoğuya sürmeye çalışıyor ise o kişi Türkiye dostu olamaz.
Bu sıradan bir tespit değildir. İklimlerin, millet asabiyelerinin, umran'ın, su kaynaklarının, sıcaklığın verdiği rehavet ile soğukluğun getirdiği zoraki dinamizmin bir ülkenin ve milletin kaderini nasıl belirlediğini anlatan gayet derin ve bilimsel bir tespittir.
Harese Arapça bir kelimedir. Bu gün dilimizde kullandığımız hırs, ihtiras, muhteris kelimeleri bu kökten gelmektedir.
Peki harese nedir? o halde ona bakalım. Develere çöl gemisi derler bilirsiniz. Bu mubarek hayvan o uçsuz bucaksız kızgın kumların üzerinde 3 hafta hiç bir şey yemeden yürür de yürür. Gık demez. Öylesine dayanıklıdır.
Ancak bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikene koşar, koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, ağzından kanlar akmaya başlar ama bu onu durdurmaz. Aksine tuzlu kanın tadı dikenin tadıyla karıştığında bu onun iştahını daha da kabartır. Yedikçe kanar. Kanadıkça daha çok yer. Ve eğer engel olunmaz ise deve kan kaybından ölür. Buna HARESE denir.
İşte ortadoğunun kaderi de budur. Tarih boyunca birbirlerini boğazlarlar ama aslında kendilerini öldürdüklerinin farkında değillerdir. Çünkü kendi kanlarıyla sarhoş olurlar.
Ve işte tam da bu yüzden biz Türklerin ortadoğunun bu kaderine ortak olmamız söz konusu olamaz. Türk'ün kaderi Avrasya'dır. Türk'ün kaderi Anadolu'dur.
Nasıl ki deve kutuplarda yaşayamaz, kutup ayısı çölde kavrulur ölür ise, Türk de ortadoğuda yaşayamaz. Her kim ki Türkiye'yi ortadoğuya sürmeye çalışıyor ise o kişi Türkiye dostu olamaz.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar