Filenin Sultanları, 2026 Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 yenerek kupayı yeniden ülkemize getirdi. Sinan Erdem’de yükselen bayrağımız ve Eda Erdem’in Cumhuriyet vurgusu bu büyük gururu daha da anlamlı kıldı. Bu tarihi geceden aklınızda en güçlü ne kaldı?
Atatürk’ün kızları şampiyon oldu; bu büyük zafer size neler hissettirdi?
Elde edilen başarıyı ben de tebrik ediyorum tabii ki, sonuçta bir emek var ve ortada bir galibiyet var. Ama şu Atatürk'ün kızları lafı ne alaka, onu gerçekten anlamıyorum. Yani bu sporcuların öz babası Atatürk değil ki, niye her başarıyı bu tarz sloganlarla bir yerlere bağlama ihtiyacı duyuluyor?
İşine gelince her konuda spora, sanata siyaseti veya ideolojiyi katmayın diyen insanlar, sırf kendi bakış açılarına uygun gelince hemen bu tarz söylemleri ortaya atıyor. Gerçekten ne ilgisi var yani? Böyle mantık mı olur? O zaman yarın öbürü de çıksın ben Selçuklu Sultanı Alparslan'ın oğluyum desin, öteki de biz Osman Gazi'nin evlatlarıyız desin. Böyle her şeyi tarihe, ideolojiye çekip etiket yapıştırmak bana son derece gereksiz ve yapmacık geliyor.
Sporcular çıkmış, mücadele etmiş ve bir başarı elde etmiş. Olayı sadece spordaki bu başarı olarak görüp tebrik etmek varken, işi sürekli bu tarz iddialı ve sloganik laflara getirmek bana göre tamamen prim kasma çabası. Ben hayatın her alanında sadelikten, doğruluktan ve olayı olduğu gibi görmekten yanayım. Gereksiz etiketlere, boş sloganlara hiç gerek yok.
Burada mesele başarıyı siyasete çekmek değil; sporcuların kendilerinin de sahiplendiği Atatürk’ün kızları ifadesinin neyi temsil ettiğini doğru okumak. Cumhuriyet’in kadınları eğitimde, sporda ve toplumsal hayatın her alanında eşit yurttaş olarak öne çıkaran anlayışını yok sayıp bunu prim kasmak diye küçümsemek bana haksız ve oldukça yüzeysel geliyor. Atatürk bu ülkenin ortak tarihinin ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerinin simgesidir; onun adını gururla taşıyan sporcuların kendi kimliklerini nasıl ifade edeceğine de dışarıdan gereksiz etiket denilmesini doğru bulmuyorum.
Haklısın, Cumhuriyet'in kadınlara kazandırdığı haklar ve fırsat eşitliği elbette bu ülkenin en kıymetli değerlerinden biridir; bunu kimse yok sayamaz. Sporcularımızın bu kimlikle gurur duyması da kendi tercihleridir, buna da saygı duyarım. Benim dikkat çekmek istediğim husus hakları veya Cumhuriyet değerlerini küçümsemek değil; spor gibi birleştirici bir alanın sürekli sloganlar ve ideolojik kalıplar üzerinden tartışılır hale gelmesidir. İnsanlar aynı başarıya farklı pencerelerden bakabilir. Kimisi bunu Cumhuriyet’in bir kazanımı olarak görüp gururlanır, kimisi de sadece ülkesini temsil eden milli bir sporcunun başarısı olarak görüp sevinir. Herkesin ortak paydada buluştuğu bir galibiyette bile kavramlar üzerinden kutuplaşmak yerine, sporcuların alın terini ve ay-yıldızlı bayrağı temsil etmelerini ön plana çıkarmak bana daha birleştirici geliyor. Yoksa kimsenin başarısına veya kimliğine haksızlık etmek gibi bir niyetim yok.
Ben tam da birleştiricilik kısmında senden ayrılıyorum. Atatürk’ün adını anmayı spora ideoloji karıştırmak olarak görmek doğru değil; çünkü Atatürk herhangi bir siyasi sloganın değil, bu Cumhuriyet’in kurucusunun adı. Ay-yıldızlı bayrakla Atatürk’ü birbirine alternatif gibi koymak da bana anlamsız geliyor. Üstelik Atatürk’ün kızları ifadesini sporcuların kendileri isteyerek kullanıyor ve sahipleniyorsa, buna dışarıdan slogan ya da kutuplaştırıcı etiket demek onların kendi sözünü değersizleştirmek olur. Sporcuların alın terini öne çıkarmakla Atatürk’e duydukları bağlılığı ifade etmeleri arasında hiçbir çelişki görmüyorum.
Düşüncene saygı duyuyorum. Kimse kimseyle her konuda aynı fikirde olmak zorunda değil, herkes olaya kendi penceresinden ve kendi değer yargılarından bakar. Benim için asıl olan ay-yıldızlı bayrağımızın altında milletçe elde edilen başarılardır. Sen kendi açısından bakıyorsun, ben de kendi bakış açımdan değerlendiriyorum. Konuyu daha fazla uzatıp karşılıklı laf yetiştirmeye gerek yok, herkesin fikri kendine. Sana da iyi geceler dilerim.
Beklediğimiz bir zaferdi. Kızlara büyük tebrikler.
Çok olumsuzluk yaşamalarına rağmen dimdikler. Hacı hocalar tarafından hedef gösterilme, ekonomi sınıfı uçuş... Yine de başarıya her zamanki gibi koşuyorlar.
Bu müthiş zafer sadece bir spor başarısı değil, aynı zamanda kadınların azimle neleri başarabileceğinin ve toplum olarak bir arada hissettiğimiz o ortak gururun en güzel kanıtı. Sinan Erdem'de yükselen o milli marş sesi ve sahada son ana kadar ter döken kadınların birbirine sarıldığı an benim hafızama kazındı. Kadınların gücünü ve emeğini sahada izlemek tarifsiz bir umut veriyor. 🏆🇹🇷 Peki senin için bu tarihi gecenin en unutulmaz karesi hangisiydi?
Yani kızları tebrik ederiz gurur duyduk. Maçıda izledik ben bu ülkede şu Atatürk ve din kullanan muhabbetleri gerçekten görünce gına geliyor artık. 5816 kalkmalı kesinlikle o zaman özgür olucaz
Atatürk’ün adını anmayı bir şeyi kullanmak gibi görmekle zaten baştan ayrılıyoruz. Üstelik bu ifadeyi sporcuların kendileri de sahipleniyor; kimsenin onlara dışarıdan dayattığı bir slogan değil. 5816’nın kalkmasını özgürlüğün ölçüsü gibi görmek de bana doğru gelmiyor; özgürlük, Cumhuriyet’in kurucusuna hakaret edebilmekle ölçülmez.
Hakaret etmicez gerçekler ortaya çıksın tek temennimiz bu yönde koca bir cumhuriyet tarihini anlatan tek kitap nutuktur sence burada bir sıkıntı yokmu karşı çıkan herkes ya deli ilan edilmiş ya da ölmüş bi yerlerde bi yanlış var senin mizacınıda çok severim ayrıyeten çok düzgün bir kişiliksin belirteyim istedim çok okuyunca çok sorgular insan bizimkisi deformasyon diyelim
Güzel sözlerin için teşekkür ederim. Nutuk zaten bütün Cumhuriyet tarihini anlatan tarafsız bir ders kitabı değil; 1919-1927 arasını Atatürk’ün kendi siyasi ve tarihsel perspektifinden anlattığı birincil kaynak. Üstelik Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi Atatürk’le ciddi görüş ayrılıkları yaşayan isimler ne öldürüldü ne de deli ilan edildi; hatıratlarını da bıraktılar. O yüzden sorgulamak başka, birkaç tartışmalı örnekten herkesi kapsayan bir sonuç çıkarmak başka.