İşini çok seviyor ama kimseyle anlaşamıyordu. Bir gün gelip böyle dedi. Çok takılmamıştım o zaman. Farklı biri daha vardı, gönüllü bir kuruluşta çalışıyordu. Onu da görevinden almışlardı. Hemen ardından herkese, kuruluşu ve yöneticilerini kötülemeye başladı. İkisi de benzer bir refleksle hareket ediyordu.

Yaptıklarının ve düşündüklerinin doğru olmadığını söylemiştim ikisine de. Kendi iyiliklerine odaklanmaları gerektiğini falan ama durmadılar. Kuyruk acısı belki tetikleyicidir ama ideallerine ulaşamadığı için üzülen insanın neden intikamcı-kurtarıcı moduna geçtiğini bir türlü anlayamıyorum.
Bu durumlarla birkaç kez daha karşılaştım. Belki tarihle de bir alakası vardır. Kendilerine soramayacağım bir soru olarak kaldı hep. Bir rahatlama tekniği olarak içlerindeki öfkeyi mi boşaltmaya çalışıyorlar yoksa haklılıklarını mı kaybetmek istemiyorlar emin olamıyorum. İçgüdülerini günümüz şartlarında yaşamaya çalışmaları nedense sorunlu geliyor. Kollektif düşüncede insanın söz sahibi olma arzusunu anlayabiliyorum ama yön değiştirme teklifinin yolların tam da ayrıldığı noktada ortaya çıkması gerçekten anlaşılabilir değil. Keşke en başında, istifa ya da kovulma yerine “hadi bir şeyler yapalım” deseydiler diyorum bazen. Belki teklifleri sistemi daha yapıcı bir hale getirirdi. Ya da zaten hiç orada değillerdi bile. Kafam çok karışık. İnsan ilişkisi.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer