Hayvanların yaşama haklarına saygı duyarak , onların gözünden bakabiliyor muyuz? Örneğin gıda olarak tükettiğimiz ama nasıl ve ne koşullarda yaşadıkları aklımıza gelmeyen kümes hayvanları. Fabrikasyon civciv üretiminde genetiği değiştirilen canlılar büyüdükçe ya akciğer yetmezliği ya da gelisemeyen kas ve kemik sistemleri yüzünden sağlıkla buyuyemiyor. Gurk tavuğum annelik duygusunu tatsin diye iki civciv almıştım ve 3 aylık olduklarında artık yürüyemez oldular. Kafeslerde yaşayan hemcinslerini düşünün birde. Daha kötü acınası haldeler. Ben acılarını azaltmak için bakımlarını aksatmiyorum. Ama bunu önlemek elimiz de. Fabrikalarda kafeslerde üretilen tavukları asla tuketmemek.
Öncelikle bir vejeteryan olarak kimsenin et tüketimine karışmıyorum Anzak endüstriyel üretim olan her şeye karşıyım çünkü endüstriyel=kapitalizmin aort damarı
İnsanlar tarım devrimine yemek aramak zorunda kalmamak için geçti. Tabii bu da direkt olarak üretimi artırdı. Günümüzde ise insanlar bol et tüketmesinin sağlanması, kapitalizmin zararlarını gizlemenin en güzel yöntemi. Çünkü temelde aç kalmamaya odaklanan insanın ilkel tarafını besliyor. Bu sebeple de olabildiğince hayvan üretiliyor. O hayvanların ise son anları kabus gibi geçiyor, tam bir işkence!
Kümes hayvanlarında ise durum çok daha vahim. Kapalı bir alanda, üst üste yaşamaya çalışan o hayvanlardan bazıları ölüyor, sakatlananlar canlı canlı çöpe atılıyor, hormon basılıyor ve kesime gidiyor. Bunların hepsi birer vahşettir. Üstelik insanın kendi elleriyle yaşattığı bir vahşet. Endüstriyel hayvan üretimini destekleyen herkes de bu vahşete ortaktır.
Benim komşularımdan birisi gidiyor yerel üreticiye, parasını veriyor ve doğal ortamda yetişen hayvanı sahibi kesip getiriyor. Hal böyle olunca en azından gerçek anlamda bu dünyaya gelip bir şekilde gökyüzünü görüp yaşayabilmiş hayvan kesime gidiyor ve en azından o vahşet ortamından uzak duruyor.
Yumurta alacağım zaman kesinlikle pazarda gerçek gezen tavuk olduğunu bildiğim tavuklardan elde edilen “damgasız” yumurtalardan alıyorum. Zaten getiren kişi sınırlı sayıda getirebiliyor. Endüstriyel üretim olmadığı için belli sayıda yumurta oluyor. Biraz geç gidersem kalmayabiliyor bile.
Rica ediyorum endüstriyel üretime prim vermeyin. Olabildiğince doğal ortamlarda yetiştirilen ürünler almaya çalışın. Hem kendi sağlığınız için, hem de o hayvanların işkence görmemesi için…
Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için. Dilerim insanlar bilinclenir artık. Kendinden başka canların da olduğunu ve onların da yaşama hakkı olduğunu anlarlar. Doğanın ritmine uygun yaşadığımız da aslında yaşadığımızı anliycaz.
İnsanların bunu anlaması ne yazık ki mümkün görünmüyor. İnsanlar hırslarını bırakmadıkları sürece bu sürecek ve kapitalist sistemde ne yazık ki insanların hırslarını bırakmaları imkansıza yakın.
Kişi bencil tarafından kurtulup ilkel tarafını da bıraktığında kolay oluyor ama ne yazık ki insanlar bu farkındalığa ulaşmaktan çok uzaklar. Tekrar söylüyorum, doğal ortamda yetişmiş bir hayvanın etinin yenilmesine sıcak bakıyorum. Etten vazgeçemiyor veya kendisine doğru geliyorsa en azından endüstriyel olmayan et yesinler. Bu bile çok ciddi bir kazanım olacaktır.
Kesinlikle. Ayrıca küçük üreticiye de katkı olacaktır. Ben bu dengeyi sağlamak adına küçük bir çiftçiden alışverişimi yapıyorum. Bahçemde yetiştiriyorum çoğu şeyi ama yılda iki kez bir koyun alıyorum kendisinden. Sağlıklı ve mutlu yetişen hayvanın eti sofrada oluyor. Emekli ve kendince balık tutan bir abiden balık alıyorum onun da geçimi o şekilde. Etrafımız da küçük üretici çok. Hayata tutunmaya çalışıyorlar. Desteğimiz çok önemli
Aynen. Kendine izole hayat alanı yaratmış kişiler şanslı artık bu devir de. Ben bu konuda şanslıyım. Dilerim aynı duyguları paylaşır duyarlı olan insanlar.
En güzeli. Etin yerini alabilecek mantar çeşitleri de mevcut. Bakliyat diyemiyorum çünkü hiçbiri ülkemizde üretilen ürünler değil. Ama doğa da bir mantar avına çıkıp sepetinizi doldurmak mümkün.
En İyi Cevaplar