Merhaba KScanlar nasılsınız? Ülkemiz güneş cenneti bir ülke diyebiliriz. Haliyle yaz aylarında susuzluk çeken araziler bolca oluyor. Hindistan sulama kanalları üzerine güneş panelleri yerleştirip suyun buharlaşmayla azalmasını önlerken oluşan gölgeden ve ısıdan hem suyun gölgede bile buharlaşmasını yavaşlatıyor, hem panellere çarpan damlacıklar soğumaya katkı sağlıyor panellerden de elektrik üretimi elde ediliyor.
Böyle bir şeyi yapmak için çabamız neden yok en son yüzen güneş panelleri kurduk gölün ortasına bu bile gelişmedir ama Hindistan yapıyorken bizim verimli tarım için sussuz kalıyor olmamız üzücü.
Henüz tarıma ve çiftçiye sahip çıkmayı öğrenemedik maalesef çiftçi üretiyor bütün kaymağı aradaki aracı yiyor ayçiçeği savaş halindeki ukraynadan, ineklerin yediği samanlar İsrail'den ithal ediyoruz kendi ülkemizde yerli buğdaya kredi vermek bankalara yasak yabancı tohuma serbest var git gerisini sen hesap et işte bizim devlettekiler kendi kasasına kazanç girmezse o işe el atmayı sevmezler
Bu sene konyadan geçerken boş tarlaların birçoğuna böyle güneş panelleri eklenmeye başlanmıştı. Ülkemizde de buna benzer uygulamalar var elbette yalnız yeterli mi değil mi bilemem
Karasal alanlarda zaten güneş enerjisi panellerinin çeşitleri artığı ve ucuzladığı için güneş hasatı yapılan çok yer var. Ama su sıkıntısını tarımsal olarak yüksek hissettiğimiz ve orman yangınlarına bile yakınlardan kuruyan kanal ve göllerden dolayı müdahale etmekte zorlanıyoruz.
Önemli olan su kaynaklarınıda korumak ve korurken faydalanmak yoksa çatına bile panel kursan işini görür genele faydası olacak projeler lazım.
Taraf tutmam ama eleştirmek gerekirse yönetimler çok geriden geliyor.
Depreme dayanıklı onca teknoloji gelişmişken ve yerli üretimlerle bunları sağlamamız mümkünken deprem ülkesi olmamıza rağmen hala bunu başaramıyor olmak bile düşündürücü.
Güzel bir örnek dedikleriniz tarım için su lazım, yangınlar içinde su lazım artık bunlar hayatın değişmez gerçeği, iklime dayansın diye genetikli gıdalar yerine bu tip su kaynaklarını korumamız lazım. Gerçi çiftçiye ne kadar değer veriliyor ki kaynakları korumasına değer verilsin.
Başka yeterli değil ve yanında işletme olanları dahil etmek olmaz. Çukurovada bol bol sulama kanalları ve GAP projesi kapsamında da bir çok alan boş duruyor. Tamam bunları yapmak kadar çalınmasın diye başı boş bırakmakta olmaz bunun maliyetinide düşerek güvenliklerini sağlamak lazım.
İroni yaptığının farkındayım çünkü alışmışız her şeyi dışarıdan ithal etmeye, kendi alanlarımızı betonerme yapmaya buna rağmen hala devam ediyor olmamız elbette ihtiyacımız olmadığını gösteriyor. fakat daha fazla genetikli gıdaya ihtiyacımız yok kaynakları korusak olacak bu iş ama ihtiyacımız yok diye gittiği yere kadar gideceğiz işte.