Bir Ülkenin "Aydın" konumundaki tarihçisi, bilimcisi nasmunu yitirirse ne olur?

İlber Ortaylı ve Celal Şengör, Babala'ya çıkıp Oğuzhan'ın "Filistin'liler topraklarını sattılar" yalanını alkışlar eşliğinde doğruladılar. Şengör her zamanki üslubuyla "aksini iddia eden zır cahildir", diyor, Ortaylı da iddiasınının altını doldurmak için "toprak satıp Beyrut'ta yaşadılar" diye süslüyor.

"Bunlar bile diyorsa kesin doğrudur" tabii diye düşünüyor insanlar. Kitap okumaya zahmet etmeyince, yabancı kaynakları araştırmak için yabancı dil bilmeyince bu "aydın" şarlatanların ağzına düşüyoruz tabii ki.

Arkadaşlar, toprak satılınca üzerinde ülke kurulmuyor. Sözgelimi ABD'de bir ekili arazi satın aldığınızda orası senin ülken olmuyor, özel mülkiyetin oluyor. Böyle saçma sapa, akıldışı iddialarla koca koca proflar Filistin sorunu üzerine geveliyorlar.

Neymiş efendim satıp satıp Beyrut'ta yaşamaya gidiyorlarmış, diyor İlber efendi. Hayır, bunlar zaten hali hazırda Beyrut'ta, Şam'da yaşayan, zamanında Osmanlı yerel bürokrasisiyle sıkı fıkı olan büyük toprak sahipleri. Filistin'de yüzyıllardır yaşayan halk bir anda ekip biçtikleri toprağın satıldığını öğreniyor ve oradan zorla çıkarılıyor. Olay bu.

Bu "satılan" topraklar da, ekili arazilerin %6'sıne tekabül ediyor. Ki, Filistin'in her alanı parsellenmiş değil. Yani toplam alanın binde biri falandır. 3-4 dönüm arazilerden bahsediyoruz.

Neyse, asıl demek istediğim, bir ülkenin Aydın'ı, vatandaşlarınının gerçekle, Dünya ile bağını kurmakla yükümlüdür. Bir sorumluluğu vardır, teyitsiz sallamamalıdır. Bu yiterse, herkes bu şarlatanlara gözü kapalı inanmaya başlarsa ne olur? Bir ülkenin aydınnı, o ülkenin namusu olmak zorundadır.

Bir Ülkenin "Aydın" konumundaki tarihçisi, bilimcisi nasmunu yitirirse ne olur?
Cevapla