İsrail-Filistin Savaşı'na, Suriye'deki Vekalet Savaşı'na ve Türkiye'nin Rolüne Biraz Yakın Tarihe Bakalım

Biliyorsunuz, Suriye'de bugün şiddeti oldukça azalsa da, son 10 yıldır bir savaş var. Çok kısa bir girizgâh yapacağım, bütün 10 yılı anlatmak, başka bir yazının konusu olur. Asıl derdim, bugün İsrail'in uyguladığı vahşete, siyasal İslâm'ın nasıl dolaylı olarak ortak olduğunu göstermek. Böylelikle Filistin'i destekleyen AKP rejimi ve onların sivil toplum kuruluşlarının (İHH gibi) nasıl ikiyüzlü hareket ettiğini ortaya koymaya çalışacağım.

"Arap Baharı"

Kısacası 2011'de cereyan eden "Arap Baharı", bu coğrafyada birtakım değişikliklere neden oldu. İlk Tunus'ta, sonra Mısır'da ve Yemen'de karışıklıklar başladı. Ama ortalığın görece sakin olduğu Libya ve Suriye'ye de sıçradı. Elbette ortada bir halk hareketi var. Ama bu hareket Tunus'ta ve Mısır'da zaten Amerikancı rejimleri yıktı, yerine başka Amerikancı rejimler hemen getirildi.

Ama Yemen, Suriye ve Libya öyle değil. Buradaki iktidarlar Amerikan ve özellikle İsrail çıkarlarına "ters" hareket eden ülkelerdi. Dikkat ederseniz bu üçü de şu anda "failed state" yani "parçalanmış devlet" hâlinde. Hepsinde de bir savaş sürmekte.

Emperyalist Batı, "eli kanlı diktatötrlükler" diye propaganda yapsa da, bu tamamen ortalığı karıştırmak için öne sürdükleri bahaneler. Ki hâlâ alıcısı çok. Peki neden ve nasıl bu ülkeler bu hâle geldi? Suriye özelinde biraz irdeleyelim.

Suriye'deki Savaş ve Neo-Osmanlıcılık Hayalleri

Suriye, 2000'li yıllarda Arap coğrafyasındaki en güvenli ülkelerden biriydi. Hristiyan, Dürzi, Kürt Alevi, Nesturi gibi bir çok dini ve etnik azınlığa da ev sahipliği yapıyordu. Ülkenin %66'sı Sünni Müslüman.

2012'de Cisr El-Şuğur dene küçük kentte, Suriye'nin sömürge dönemi bayrağını taşıyan ve kendilerine "devreimci" diyen küçük bir grup silahlarıyla 10'larca Suriye askerini öldürüp nehre atmışlardı. Ordu elbette buna müdahale edecekti. Ondan sonra Türkiye de dahil olmak üzere "zulmeden Esed rejimi" korosu başladı.

Bu, aslen o zaman Başbakan olan Davutoğlu'nun planı idi. Tam bir Amerikancıdır kendisi, "Stratejik Derinlik" saçmalığını da bu dönemlerde piyasa sürdü üstelik. Tabii o aralar AKP rejimi Fethullahçuılarla koalisyon hâlindeydi ve bütün medya aygıtları Türkiye'nin, ABD (ve elbette İsrail) çıkarlarına uygun olarak Suriye'deki savaşa müdahil olmasına alkış tutuyordu.

Davutoğlu Hillary Clintonla Çak beşlik yaparken
Davutoğlu Hillary Clinton'la "Çak beşlik" yaparken

"Emevi Camiinde namaz kılacağız" şiarıyla başlayan Amerikancı macera, ülkemize doluşan 10 milyona yakın mültecilerin bizim ülkemizde namaz kılmasını sağladı. Beşar Esad direndikçe AKP rejiminin Neo-Osmanlıcı hayalleri de suya düşüyordu. En son 2015'te Rusya'nın sahaya gelmesiyle bu hayalin tabutuna da son çivi Çakılmış oldu.

Aşağıda Rusya hemen gelmeden önce Suriye'nin durumu ve bu yıl ki hâlinin haritası var. 2015'te gri bölge IŞİD, yeşil bölge ÖSO/Hayat Tahrir Eş-Şam (yani "İdlib Emirliği"), sarılar YPG, Kırmızı da Esad'ın kontrolündeki yerler.

2023'e geldiğimizde IŞİD fiilen ortadan kalkmış. Yeşil alanlar Türkiye'nin girdiği yerler. Beyaz Bölge de İdlib. Sarılar, elbette ABD'nin petrol kuyusu bekçiliğini yapan YPG.

Suriyedeki son durum
Suriye'deki son durum

Hemen kısaca kim kimdir, Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ne yapmıştır kısaca anlatacağım. ÖSO (özgür Suriye ordusu), ABD'nin fonlanmasını Suud ve Katar'a ihale ettiği, bu fonlarla, bir çok ülkeden (Tunus, Cezayir gibi Arap ülkeleri dışında Çeçen ve Doğu Türkistan'dan da teröristler vs vs) gelen genç "cihatçılar" silahlandırılıp eğitiliyordu. Nerede oluyordu bu? Türkiye'de. Çünkü biz sınırdaydık, bizim topraklarımızda silahlanıyorlar, eğitiliyorlar ve Suriye'ye nur topu gibi bir sürü terörist ihrac ediyorduk. Elbette "terörist" demiyordu bizim medya.

Bir de, duymuşsunuzdur "El-Nusra" diye bir örgüt vardı. El-Nusra, ABD'de 9 Eylül saldırılarını yapan El-Kaide'nin Suriye kolu idi. ÖSOcular sık sık El-Nusra'ya biat ediyordu, onlara katılıyordu. Daha sonra, bu örgüt de ikiye bölündü. El-Nusra "önce Esad'ı yıkalım, sonra İslâm Devleti kuralım" derken, aralarından bir grup da "hayır, hemen İslâm devleti kuralım" diyordu. İşte İkinci grup da IŞİD oldu. Tabii, bunlar kafa kesen, ilkokula arabayla in.thar saldırısı düzenleyip çoluk çocuk katleden teröristler.

Rusya sahaya inince tabii, yavaş yavaş Suriye Ordusu inisiyatifi eline aldı, bu teröristleri elimine etti. Ancak ABD kendine yeni bir ortak buldu: YPG. Esad'ın ordusu ülkeyi kurtarmadan evvel, hızlı bir şekilde ülkenin üçte birine çöktü bu teröristler de. Bu arada İdlib'de bir terörist cenneti yaratıldı. El-Nusra isim değiştirdi Hayat Tahrir Eş-şam oldu (HTŞ). Türkiye de hâlen İdlib'de bu teröristleri koruyor, onu da belirteyim. Yoksa Esad ve Rusya dümdüz ederdi bunları. Peki bunların İsrail'le alakası ne?

Her Şey İsrail'in Güvenliği İçin!

Haritasız olmaz. ABD Irak'ı işgal ettiğinden ve kukla "Kürdistan" kurduğundan beri, İsrail'e ulaşacak bir enerji nakil hattı tasarlıyordu. Doğal gaz ve petrole doğrudan erişiminin olması İsrail için kritik öneme sahip. Ancak Suriye Arap Cumhuriyeti 70 yıldır İsrail haydut devletinin karşısında, Filistin'i desteklemiştir. Bu uğurda hâlen İsrail'in işgali altında olan toprağı vardır (Golan tepeleri). Babası Hafız Esad gibi, Beşar Esad da bu projeye karşı çıkmış ve topraklarını İsrail'in enerji ihtiyacını karşılamak için açmamıştır. Aşağıdaki haritaya bakınız.

,

Ürdünden geçmesi planlanan turuncu renkli hat iptal edilmiş.
Ürdün'den geçmesi planlanan turuncu renkli hat iptal edilmiş.

İşte tam da bu yüzden, Suriye'de bir "rejim değişikliği" operasyonu yapılmıştır Arap Baharı bahanesiyle. Türkiye'deki iktidar da bu uğurda Neo-Osmanlıcı hülyalarla yağmadan pay kapmak istedi ve başarısız oldu.

Dahası, Suriye içeride cihatçısından bölücüsüne türlü çeşit yamyam teröriste karşı vatanını kurtarmaya çalışırken, İsrail düzenli olarak Suriye'deki radarları, hava savunma sistemlerini vs vuruyordu. Gazze saldırısı sonrası da buna devam etti üstelik. Eğer Suriye bugün bu hâlde olmasaydı, İsrail bu kadar rahat hareket edemezdi belki de.

Şunu da unutmayalım, cihatçı teröristlerle İsrail askerleri Suriye'nin güney sınırında gayet muhabbetliydiler. Bu teröristler Suriye'de çoluk çocuk katlederken İsrail'e tek kurşun sıkmamışlardır.

İsrail askerleri ve muhtemelen El-Nusra teröristleri Deraa sınırlarında
İsrail askerleri ve muhtemelen El-Nusra teröristleri Deraa sınırlarında

İsrail'e sınırdaş olup da işbirlikçi olmayan tek ülke Suriye idi. Hatta, bir ara AKP rejiminin de bayıldığı Hamas'ın ihvancı lideri Halid Meşal de Suriye'deki teröristleri desteklemişti. Bunları da unutmayalım. Velhasıl Suriye'nin böyle parçalanmasından memnuniyetini İsrail hiç bir zaman saklamamıştır.

Sonuç Yerine

Bugün bizim siyasal İslâmcıların camilerde verdikleri hutbeler, "Gazze'ye yardım" tırı vırıları tamamen boşadır. ABD'nin izin verdiği alanlar dışında asla hareket edemezler, kıllarını kıpırdatmazlar. Sen hem İsrail rahat etsin diye ABD'nin projesine takılıp Suriye'nin parçalanmasında rol oynayacaksın, sonra Filistin'de çoluk çocuk katledilirken "Gazze için" çanak çömlek satacaksın.

Şöyle bir gugıla yazın bakalım. Türkiye'den gidip de, Filistin'de savaşıp İsrail zindanlarında yıllarca yatanlar kimler? Elbette sosyalist devrimcilerdi.

Bugünlük bu kadar.

İsrail-Filistin Savaşı'na, Suriye'deki Vekalet Savaşı'na ve Türkiye'nin Rolüne Biraz Yakın Tarihe Bakalım
Cevapla