Öncelikle merhabalar. Hakkında çok fazla bilgi kirliliği bulunan bu konuya kritik-analitik bir tavırla yaklaşarak mümkün olan en sade biçimde size temiz bilgiler aktarmaya gayret edeceğim. Zira her şeyi yazmaya kalksam ne benim yazmaya zamanım yeter, ne de sizin okumaya. Bu arada, bu benceyi aslında @yaz_dostum hocamın bana yönelttiği soruları da cevaplamak için yazdığımı belirtmek istiyorum.
İlk olarak 3-4 Ekim 2015 tarihleri, Suriye’deki iç savaşta ilginç bir dönüm noktası oldu. Ruslar, Su-30 ve Su-24 uçakları ile Hatay’da Türk hava sahasını ihlal etti. Bu, bir süre önce başlayan Rus hava harekatının ilk çatlaklarıydı. Rus uçakları yaklaşık 5 deniz mili ihlal gerçekleştirdi. Türk F-16’ları bölgeye gönderildi fakat F-16’lar bölgeye ulaştığında Rus uçakları Suriye’ye dönmüştü. Ertesi gün ise bir Mig-29’un Türk F-16’sına füze kilidi attığı ve 52 saniye boyunca bu kilidi muhafaza ettiği bildirildi. Bu olay bir başka kaosa neden oldu. Çünkü Rusların elinde Mig-29 uçakları yoktu. Suriye ordusu bu uçağa sahipti ve bu hamle mevzunun karmaşıklaşmasına neden oldu. ‘Acaba Sukhoi Su-30 ile Mig-29 karıştı mı?’ dersek, radar sinyalleri ve sistemler farkı. Buna pek ihtimal vermiyorum. Türkiye’nin elinde bunları ayırt edecek sistemler mevcut. En gerçekçi tahmin, Suriye'nin de Ruslarla beraber gövde gösterisine katılması olabilirdi ama dikkate değecek bir başka kilitleme yaşanmadı.

Bu krizi genel olarak değerlendirirsek, bir sıcak çatışmaya ve ardından simetrik bir savaşa ihtimal vermiyorum. Bunu sebepleriyle açmak mümkün ama çok uzatmak da istemiyorum. Ruslar Suriye’ye önemli bir hava gücü gönderdi ve şu anda 70'ten fazla uçak Himeymim'de konuşlu. Rusların gelen savaş uçaklarının yanı sıra bölgede Ilyushin Il-20 tipi elektronik karıştırma yapan bir uçağı var. Bu uçağı uçurarak aynı zamanda sinyaller elde etmek istemiş olabilir ama henüz böyle bir icraat görünmüyor.
Rusya düzenlediği hava saldırılarıyla bölgede hem Türkiye hem de İsrail’e ‘Ben buradayım’ dedi. Her ne kadar yaptığı hava saldırılarında hâlâ kör-sağır bombalar kullanıp alay konusu olduysa da, teknoloji anlamında Batı'nın ne kadar gerisinde kaldığını gösterdiyse de varlığını orada hissettirdi. İki tarafın ve özellikle Türkiye-NATO'nun tatlı sert tutumunu ölçmüş oldu.
Şimdi, Rusya'nın bölgedeki artılarını ele alalım
Ruslar Suriye’ye yeni nesil savaş uçaklarını getirdiler ve ayrıca bazı sistemleri Suriye'de ilk defa denemeye başladılar. Sukhoi Su-30’lar çok etkin uçaklar. Hava operasyonlarında Türkiye veya İsrail sınırı yakınlarında uçacaklarsa, hava-yer operasyonunun en büyük güç çarpanı uçakları Sukhoi Su-24'lerin yanına Sukhoi Su-30'u vereceklerdir. Bu uçaklar bizim açımızdan önemli ve ciddi tehditlerdir.
Bizim daha iyi olan yönlerimize bakalım şimdi de. Hem karada, hem de havada ciddi artılarımız var bu coğrafyada. Örneğin Havadan İhbar Kontrol (HİK) Barış Kartalı önemli bir avantaj sunuyor. Havadan ve karadan çok ciddi ELINT ve SIGINT kapasitemiz bulunuyor. Bölgede güçlü bir radar ağımız var. Bu radarlar NATO’ya entegre ve şimdi Link-16 ile Kemet projesi kapsamında bambaşka kabiliyetler kazanılacak. Ayrıca F-16 uçaklarımız CCIP modernizasyonundan geçti. Tehdit algılama gibi kapasitelerde ciddi artış var. Daha uzaktan tehdit algılama ve daha uzaktan müdahale yeteneğine ulaşarak riskli bölgeye girmeden birden fazla salvo yapma şansımız var ki, en önemli güç çarpanımız. F-16’ların taşıdığı AMRAAM gibi hava hava füzeleri ise çok nitelikli sistemler.

Türk F-16'sı mı yoksa Rus Sukhoi Su-30'u mu?
Bunu cevaplamak çok zor. İlk olarak, iki tarafın da bu duruma gelmesinin felaketler getireceğini hepimiz biliyoruz. Ancak senaryo olarak düşünürsek, iki taraf da çok güçlü. Burada uçakların, taşıdığı mühimmatın yanı sıra HİK, radar desteğiniz gibi faktörlere ek olarak pilotların durumu ve eğitim seviyeleri de önemli bir rol oynar. Pilotajın hava hakimiyetindeki en önemli unsurlardan biri olduğunu ve pilotlarımızın dünyadaki en uzun uçuş sürelerine sahip olduğunu, Rus pilotların soğuk savaş döneminden beri doğru düzgün uçmadığını hesaba katarsak pilotlarımızın niteliksel olarak bırakın Ruslardan, diğer tüm dünya devletlerinin pilotlarından daha kabiliyetli ve tecrübeli olduğunu söyleyebiliriz. Yabancı forumlarda da hava kuvvetlerimizin güç çarpanı olarak ne denli büyük olduğunu görebilirsiniz.

Peki olası bir hava savaşı nasıl olur?
Bence bu savaş uzaktan değil yakın mesafeden gerçekleşecektir. Karşımızdakinin Rus uçağı mı yoksa Suriye uçağı mı olduğunu tespit etmemiz, bunun için de göz teması kurmamız gerekiyor. Bu yüzden olası savaşı yakın mesafeye çekeceğimiz kesin.. Uçaklar yakınlaştıkça it dalaşı (dogfight) çetin geçebilir. İnşallah bunlar yaşanmaz ama baktığımızda kısa-orta menzilli hava-hava füzelerinin kullanıldığı çok çetin bir it dalaşı yaşanacağını tahmin edebiliyoruz.
Gelelim kullanılacak mühimmat konusuna
Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16’larında AIM-9 Sidewinder ve AIM-120 AMRAAM füzeleri var. Bunlar sınıfının en iyileri olarak gösterilen mühendislik harikası manevra-seyrüsefer kabiliyetine sahip füzeler. Rusların bölgede Su-30 ve Su-34 tipi uçaklar kullandıklarını biliyoruz. Bu uçaklar, hava-yer görevleri ile birlikte hava-hava füzeleri de taşıyor. Yani yarı avcı uçakları olarak tanımlamamız mümkün. Olası bir it dalaşında kullanacakları üç tip füze var. Birincisi R-77. Bu füzenin farklı modelleri var. Etkin menzili 100-160 km aralığında. İkinci füze ise R-27, etkin menzili 72 ile 130 kilometre arasında. Her iki füze de gayet etkin ve uzun menzilli. Rakip olarak F-16’larımızda AIM-120 AMRAAM (Advance Medium Range Air to Air Missile) füzeleri bulunuyor. Etkin menzil başlangıcı 55 km.
Kısa ve orta menzilde ise durum şöyle: Rusların ısı güdümlü R-73 serileri 20 kilometre etkin menzile sahip. Karşılığında ise bizim F-16’larımızda AIM-9X Sidewinder füzeleri mevcut.

Ben burada bizim herhangi can alıcı bir eksiğimizi görmüyorum
Zaten Müşterek Taarruz Uçağı projesiyle envantere katılacak olan STOVL ( Short Take Off-Vertical Landing) özellikli 116+ F-35 ile bölgede Türk Hava Kuvvetleri hakimiyetini perçinleyecek. Sonrasında gelecek olan 250+ stealth özellikli T/F-X ile güç dengelerinin ne olacağını varın siz düşünün J Ancak, dünyada hâlâ en ufak bir taciz riskine bile uçak kaldırıp önleme yapan bir ülke olarak, uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sisteminin eksikliğini bariz hissediyoruz. Elbette taktik savunma yapacak kapasitemiz var. Durum vahim değil ancak yılan hikâyesine dönen bu sistemlerin bir an önce sonuçlandırılması bizi ekonomik olarak ciddi anlamda rahatlatacaktır.
Umarım sizi çok sıkmadan, ana hatlarıyla meseleyi açıklayabilmişimdir. Teşekkürler.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar