Filistin'de Savaş Sürerken Sosyal Medyada İleri Sürülen İddialara Tarihsel Yanıtlar

Filistinde Savaş Sürerken Sosyal Medyada İleri Sürülen İddialara Tarihsel Yanıtlar

Savaşla beraber sosyal medyada, birinden farklı görüşleri olan tiplerin, Filistin sorunu söz konusu olduğunda, nasıl İsrailcilik konusunda birleştiğine hayret ederek şahit oluyorum.Bu akıl kırılmasının en büyük nedeni, olayları tarihsel bağlamından ve gerçeklerden arındırıp, emperyalizmin görmelerini ve bilmemelerini istedikleri ile efsunlanıyor oluşları.

maalesef, kitap okumayı uzun zaman önce bırakan Kemalistlerin yeni nesilleri, ülkemizdeki mülteci sorununun ve AKP rejiminin İslâmcı baskı atmosferinin neden olduğu öfkeyle garip bir Arap düşmanlığına savruldular. Filistin'deki direniş de bundan nasibini aldı.

Öte yandan, kıvırmaktan ne yapacağını şaşıran İslâmcı güruhun da Filistin konusundaki ikiyüzlülüklerine de değieneceğim. Ama ona sıra gelecek, önce, özellikle Etno-Türkçü şovenist ekibin uydurduğu mitlerle bulandırdığı kafaları bir açalım.

Türkçü-Faşistler ve bunlardan etkilenenlerin iddiaları

"Filistinliler yahudilere topraklarını sattı"

Bu, yalandır arkadaşlar. Soğuk Savaş sırasında ABD'nin uç beyliği rolünü üstlenen Türkiye'de, tam da Siyonistlerin işine yarayan ve Türkçü-faşist zerzevatın fantastik kurgularına malzeme olan bir yalandır bu.

1. Savaş'ın sonuna doğru Britanya, hem kendi "yahudi sorunundan" kurtulmak, hem de Osmanlı'dan aldığı topraklarda köprübaşı elde etmek için yahudileri yerleştirmeye başladılar. Balfur Deklarasyonu, orada yaşayan Arapların adını bile geçirmez, doğrudan "yahudi devleti" olacağından bahseder.

Bölgede, büyük tarım arazilerinin çoğuna sahip, ama kendileri Şam ya da Beyrut'ta ikâmet eden Arap toprak ağalarıdır satanlar. Yahudilere satılan toplam alan, coğrafyanın %6'sını geçmiyor. Elbette ilk iş, yoksul Arap köylülernii sadece ektikleri alanlardan değil, aynı zamanda evlerinden de kovdu bu Siyonist yerleşimciler. Daha sonra, türlü çeşit bahaneyle, bu satılan topraklar arasındaki alanları da gasp etmeye başlayacaklardı. Ve daha 1917 yılındayız.

Siyonistlerin 100 yıllık Toprak Gaspı
Siyonistlerin 100 yıllık Toprak Gaspı

"Araplar/Filistinliler bizi arkadan vurdu"

Son derece saçma sapan bir argümandır bu ve çarpıktır. Osmanlı ordusu, çoğunluğu Türk olmak üzere çok milletli bir ordudur. Çoğunluğunun Türk olması nüfusla orantılı. Güney cephesinde bir çok Arap askere alınmıştır. Herhâlde Uşak'taki köylüyü getirecek hâlleri yok. Yani "Türk milletine ihanet ettiler" derken, ordudaki Türk olmayan milletleri de pek es geçmeyin.

Şerif Hüseyin ve bağlı olduğu Vahabiler, İngilizlerle tee Kavalalı Mehmet Ali zamanından beri (II. Mahmut dönemi) İngilizlderin köpekleridir. Zaten bunları yaratan da İngilizlerdir. Sürekli bu elemanın adını geçirip dururlar, ama Araplar da bu Vahabilerden hiç haz etmezler, Hâlâ da öyledir.

Ancak, Osmanlı ordusu geri çekildikçe işler biraz değişir. İngilizler Filistin'e asker çıkarırlar. Çoğu Arap donanma gemilerinden saçılan toplardan korunmak için iç taraflara kaçarlar. İngilizler bölgeyi işgâl ettikten sonra, bölge Arapları direniş göstermedi. Çünkü, örneğin bir ailenin iki çocuğundan biri Suriye'de Osmanlı ordusunda cephede, diğer Anadolu'da.

Eşbette askerden kaçan, İngilizler gelince taraf değiştiren çok Arap aşiretleri falan da vardır. Ancak bunların çoğu Osmanlı cephede yenilgilere uğradıktan sonra vuku bulur. Bu Araplar 400 yıldır Osmanlı altında yaşıyordu. 20 nesil başka bir düzen bilmiyorlar. Aniden büyük bir travmayla Dünya değişiyor.

Hemen şjunu da not düşelim, Osmanlılara karşı savaşmak için Yahudi Lejyonları da kurulmuştur Filistin'de. Siyonist propaganda da geçmez bunlar pek.

Sina Cephesinde Türk ve Araplar dua ederken
Sina Cephesinde Türk ve Araplar dua ederken

"İsrail laik ve çağdaş iken Filistinliler İslâmcı ve Geri"

Özünde İslâmcı bir örgüt olan Hamas 1987'de kuruldu. Filistin direnişi ise 70 yıldır var. Filistin direnişini örgütlü olarak ilk başlatan isimlerden biri de Hristiyan Arap Corc Habaş'tır. Filistin direnişi uzun bir zaman laik ve anti-emperyalist niteliğe sahipti. Hâlâ da vardır bu unsurlar.

Mısır'da Cemal Abdulnasır'lar, Libya'da Kaddafi'ler, Suriye'de Esad'lar, laik ve ilerici Arap milliyetçileri olarak Filistin davasını hep desteklemişler ve kanlarını dökmüşlerdir. Bölgede (Türkiye de dahil), bu laik, ilerici iktidarlara karşı, gerici İslâmcı oluşumları "Yeşil Kuşak" projesiyle fonlayan, besleyen, yaratan da ABD emperyalizmi olmuştur.

SSCB'nin çöküşüyle, Dünya'nın her yerinde sol, saçma sapan savrulup, sınıf temelini ve anti-emperyalist duruşunu yitirmiştir büyük oranda. Ezilen halkların yanında duracak bu tip ilerici hareketlerin yokluğunu, İslâmcı örgütler doldurmaya başladı Arap coğrafyasında. Ama özellikle Filistin'de, gerek Hizbullah, gerekse Hamas hareketin ulusal karakterini hâlâ içlerinde barındırıyorlar.

İsrail devleti ise, uygulanmasa da laik değil, yahudi şeriatı devletidir. Sanıldığı kadar homojen değildir, İsrail'de de ilerici, Filistin halkına yapılan asırlık vahşete, yağmaya karşı olan İsrailliler vardır. Ama bize "modern, çağdaş gözüken bu insanlar. Gazze bombalanırken, havai fişek gösterisi gibi izleyip tezahürat yapabilecek kadar alçalabilecek tipler olabiliyor.

2014te Gazze bombalanırken seyirlik keyif süren İsrailliler
2014'te Gazze bombalanırken seyirlik keyif süren İsrailliler

İslâmcıların ve Türk Sağının İkiyüzlülüğü

"Müslümanlar zulüm görüyor"

İslâmcılar, bırakın kendi ideolojisinden olsun, aynı mezhebden değilse bile müslümanı savunmaya kalkmaz. Hele hele, diğer ezilen halklara karşı gözlerini hep kapatmışlardır. Mesela bir İslâmcının Latin Amerika'daki, Sahra Altı Afrika'daki herhangi bir müslüman olmayan harekete sempatiyle baktığını, desteklediğini göremezsiniz.

Suud'lar 10 yıldır Yemen'i bombalıyorlar, Yemen'deki Ensar-Allah direnişçileri Şii''dir. Terliklerle Suud ve BAE'nin düğünleri falan bombalamasına yönelik tek bir kınama, haber gördünüz mü? Ya da sokaklarda eylem falan? Hayır. Umurlarında değildir.

Filistin de 1990'lara kadar İslâmcı güruhun umurunda değildi. Çünkü bunların alayı Orta Doğu'ya ABD'nin ve İsrail'in çıkarlarını korumak için musallat edilmiştir. Filistin'e en büyük askerî, insanî yardımı sağlayan Libya, Suriye ve İran'a karşı duruşlarına bakın.

"Zalim Esed" retoriğiyle, Filistin'e en çok sahip çıkan ülkelerden biri olan Suriye'ye karşı cihatçı yamyam sürülerini desteklediler. Buna, Hamas perspektifinden de değineceğim daha sonra.

En son Bülent Arınç'ın konuşmasını dinledim. "Yapmayın etmeyin, İsrail sizi ezer, beni dinlemediler" diyor. Hatta "bizim gönderdiğimiz yardımlarla besleniyorsunuz" diyor. RTE, kendi adamlarını bile İsrail'le anlaşmak için satmıştı. Mavi Marmara olayında "bu eylemi yaparken dönemin başbakanına mı sordunuz (kendisi)" demişti. Bugünlerde de, iki tarafı kırmayacak klasik söylemi tekrarladı.

Sümük yiyen Fethullahçıların, ABD'nin ve İsrail'in aparatı olduğundan ve AKP rejimi içerisinde hâlâ bunların yaklaşımlarına yakın olan bürokratları olduğunu da unutmayalım.

Hamas'ın İhaneti ve Suriye'de Savaş

"Arap baharı" denen ve aslında, ABD emperyalizminin hegemonyasına karşı duran Arap devletlerinin yıkılması projesine dönen süreçte, İhvancılar denen garabet epey moda olmuştu. İhvan, "İhvan-ül Müslimin" yani Müslüman Kardeşler. Temelde Mısır menşeeli, Mısır'daki laik ve anti-emperyalist iktidarlara karşı olan ABD aparatları. Mısır'da düşen Mursi, Tunus'ta En-Nahda" hareketleri ve tabii ki AKP'nin ideolojisi de budur.

Saddam, Kaddafi devrildi. Sırada Suriye vardı. Suriye'ye Ortadoğunun her yerinden, hatta Kafkasya ve "Doğu Türkistan"'dan bile cihatçı yamyam taşındı. Bu yabancılar, Suriye'de El-Kaide önderliğinde vahşet saçtı. Ki, Suriye laik bir Arap Cumhuriyetidir. Beşar Esad vatanını bu yabancı işgâle karşı aslanlar gibi savunmuştur.

Peki, Hamas'ı ve Filistin'i her zaman desteklemiş, bu uğurda İsrail'e toprak kaybetmiş Suriye'deki savaşta Hamas nasıl bir rol aldı? Halid Meşal denen İhvancı (AKP rejimi çok sever bunu), Suriye'de ÖSOcu teröristleri desteklemiştir. Filistinlileri yuıllarca ülkesinde misafir etmiş, sahip çıkmış, ama Hamas bu devletin yıkılması için destek vermiştir. İslâmcıların özetidir bu.

Elbette kimse unutmuyor bunu, ama İsrail'in 100 yıllık vahşeti, gaspı, terörü karşısında steril bir direniş beklemiyoruz.

Savaş sürerken Son Söz

Bunu yazdığım dakikalarda dahi, Gazze'de aileler, bebekleriyle beraber katlediliyor. Batı Şeria'da Filistinlilerin evlerine hamam böcekleri gasp eden, su kuyularına beton döken İsrailliler ve ABD'nin başını çektiği haydut devletler için bunlar "olması gereken" şeyler ya da "terörle mücadele" oluyor.

Bütün çelişkilerine rağmen, hatalarına rağmen Filistin halkının yanında durmaktan, kendi adıma, bir sosyalist olarak onur duyuyorum.

Filistin'de Savaş Sürerken Sosyal Medyada İleri Sürülen İddialara Tarihsel Yanıtlar
Cevapla