Yine 10 Kasım...
Hiç yaşamamış olmayı istediğimiz, her yıl hüzünle andığımız bir gün. Büyük kurtarıcımızı kaybettiğimiz gün.

Atatürk'ün sağlığı 1937'de bozulmaya başlamıştı. İştahsızdı, halsizdi, yorgundu. Yapılan birçok tedavi ve muayenenin ardından siroz teşhisi kondu. (Siroz: karaciğerin büyümesi ya da körelmesi biçiminde ortaya çıkan bir hastalık.)
Atatürk'ün sağlık durumunun bozulması diğer siyasetçileri de endişelendirmişti. Celal Bayar, yurt dışından doktor getirmeyi teklif etse de Atatürk bu durumu yabancıların duymaması gerektiğini, duyarlarsa Hatay sorununun çözümünü olumsuz etkileyeceğini söyledi. Bir süre Türk doktorlar tarafından tedavi edilmeye çalışılan Atatürk'ün hastalığı ilerlemeye devam edince Celal Bayar bu teklifi yineledi ve mecburen Fransa'dan bir doktor getirildi.

Fransa'dan doktor getirttiğini tüm dünya duydu ve Atatürk'ün hasta olduğunu öğrendi. Atatürk ülkeye zarar gelmesini önlemek ve ülke üzerinde yapılacak kötü planları engellemek için sürekli iyiymiş gibi görünmeye çalıştı, hastalığını dışarıda hiç belli etmedi.
Yıl 1937... Atatürk çok hasta...
Doktorlar ''Kutlamalara gidemezsiniz, intihar olur.'' diyor. O ''Hayır, halkın morali bozulur. Kutlamalar olacak ve ben gideceğim.'' 
Törenlere katılım işe yaramış, dış basında çıkan ''hasta'', ''ölüyor'' haberleri azalmıştı.
5 Eylül 1938'de vasiyetini açıkladı. Mal varlığını Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bağışlanmasını emretti.

Hastaydı... Çok hastaydı... Buna rağmen çok çalışıyordu. Ülkenin ekonomik durumuyla yakından ilgileniyordu. Birkaç yıla kadar savaş çıkacağını, Türkiye'nin bu savaşa katılmaması gerektiğini söylüyordu. (İkinci Dünya Savaşı)

Atatürk'ün karnı su toplamıştı. 16 Ekim günü komaya girdi. Komadan 21 Ekim günü çıkabildi.
Sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim 1938 günü Ankara'da cumhuriyetin kutlamalarına katılamadı.
Oysa ne çok istemişti katılmayı...

Ölümüne yakın bir zamanda üç gün boyunca komaya girdi. Sadece yatıyordu.
Kendini kaybetmeden son sözü:
“Saat kaç?” olmuştu.

9 Kasım gecesi çok ağırlaştı. Ve o gecenin sabahı 10 Kasım...
Saat 09:05...

Büyük ulusun büyük Atası bu dünyadan göçmüştü. Az zamanda çok iş başarmıştı. Belki yaşasaydı daha da fazlasını yapacaktı.
Cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü kılındı.


Naaşı 21 Kasım 1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı bir cenaze töreni ile Ankara Etnografya Müzesindeki geçici kabrine konuldu.

Anıtkabir'in yapımına 1944 yılında başlandı ve 1953 yılında tamamlandı. 10 Kasım 1953'te cenazesi Anıtkabir'e nakledildi.
Ölümünün üstünden tam 78 yıl geçti. Koskoca 78 yıl...
Biz onu hiç görmedik. Göremedik. Ama fikirleri ve emaneti daima bizimle ve bizimle olmaya devam edecek...
Kaygılanma Çocuk! Herkes Ölür, Kimi Toprağa Kimi Yüreğe Gömülür.

Saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz... Ruhun şad olsun Paşam!
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar