Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Konuşmak istiyorum hatta avazım çıktığı kadar bağırmak. Herkes duysun istiyorum kulaklarını sağır edercesine hiç durmadan haykırmak. Fakat sonra kendi kendimi telkin edip sorguluyorum yaptıklarıma anlam veremiyorum. Anlatacak çok şeyim varken susmak en iyisi diyorum. Bir insan neden anlatacağı o kadar şey varken susar ki? İçimize atınca taşmayacak mı sanki bu koca deniz! Haydi madem bırakalım da taşana kadar dolsun eninde sonunda patlar bizde rahatlarız...

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

İsteksizlik veya çaresizlikten olsa gerek, konuşması gereken kişinin dilinin tutulması.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Bazen aklınıza gelenler dilinizden dökülemiyor maalesef. Çok istekli oluyorsunuz "Konuşacağım dile getireceğim." diyorsunuz ama gelin görün ki olmuyor işte. İçinizde ukde kalıyor ama bir türlü ağzınızdan kelime çıkmıyor. Tabiri caizse dilini kaybetmiş gibi oluyorsunuz. Vazgeçmişlik sizi etkisi altına alıyor.

Karşıdakinin anlamayacağını düşünmek, hatta bundan neredeyse emin olmak da bu aktivitenin sebeplerindendir.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Muhattap aldığınız kişi bu bağlamda çok önemli. Tamamen algıları kapalı bir insana laf anlatmaktansa susmayı tercih eder dereceye gelirsiniz. Yeter ki susayım da bir gram çaba sarf etmeyeyim diye diretirsiniz. Çünkü ne yapsanız nafile sizi anlamayan bir insana dil dökmek gereksiz strese yol açacaktır.

Susup, gülümseyerek ifade edilen durum.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Sustukça gülme isteğiniz gelir. Yüzünüzde bir tebessüm belirir bazen acı olur bu tebessüm bazen de içten ve alaycı bir halde şekil bulur. Beden dilimizi ne kadar da iyi kullanıyoruz öyle değil mi? Susuyorum ama bu gülüşüm anlayana çok şey anlatıyor. Neyse gülümsemek güzeldir bu arada bol bol gülümseyin sebebini bilmesinler.

Konuşurken hiçbir şey söylemeyebilirsiniz, fakat susarken değil demişler.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

"Suskunluğum asaletimdendir!" lafını duyduysanız tam da ondan bahsediyorum. Bazen susmak o kadar çok kelime kurmaktır ki cümlelerin içinde kaybolursunuz. Anlayabilen bünyelerin yüzüne tokat gibi çarpacak gerçeklerden oluşur kimi zaman. Ben bunu hayvanların bizimle olan iletişimlerine benzetiyorum. Bir köpek sizinle konuşamaz ama gözlerinizin içine bakarak çok şey anlatır. Sorgulayın, sonuçlar çıkaracağınıza adım gibi eminim. Susan insan bir şeyleri gizlemez size haykırır, onu duyabilesiniz diye konuşması şart değil.

Söylemek istediklerinin, artık önem taşımayacağını anladığında yaşanan vazgeçiş.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Sussan olmuyor söylesen tesiri yok diyorum anlasanız ya. Artık ne önemi var ki bu saatten sonra konuşmanın? Atı alan Üsküdar'da dört nala koşturuyor söyleyecekleriniz ne fayda. Zamansızlıkların üstesinden gelemeyeceği biçimde sizinle sır olarak gidecek her şey. Konuşsanız bile bir şeyler değişmeyecek kendinizi buna hazırlasanız iyi olur.

Anlatılacakların umursanmayacağı bilindiğinden, ve sözlerin, deşelemelerin, tartışmaların, duyguların manası kalmadığından yapılması en uygun olandır. En çok yaralayan insanın içini en çok acıtandır.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

İnsanlar sizin anlattıklarınızı umursamayacak. Onları ilgilendirmiyor dinlemiş gibi yapacaklar üzerine de saçma sapan çıkarımlarda bulunacaklar işte. Tamamen hayal ürünü gibi bir şey kime güveneceğiz biz? Hiçbir derdimizi de dile getiremeyeceğiz sanırım üzücü.

Kelimelerin boğazınıza dizildiği, hatta oradan kurtulabilseler bile dilinizin iki dudak arasından çıkacak sözcükler için yeterli gücü bulamadığı an.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Yemek yerken su içerken boğulma hissiyatıyla aynı durum bu. Boğazınıza kelimelerin dizilip kalbinizin acımaya başladığı, derin derin nefes almaktan başka çareniz olmayan ruh bütünlüğünü bozan bir oluşum. Cesaret etseniz şu iki dudağınızın arasından çıkacak kelimeler böğrünüze oturup kalkmak bilmiyor.

Dilinin ucuna kadar bazen, bilirsin bir kelime çıksa sayfalarca anlatacaksın belki kızacaksın belki güleceksin...

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Sonra karşındakine bakarsın şöyle bir süzersin "Değer mi? Anlatsam ne olacak ki?" diye sorarsın kendine. Senden daha iyi kimse bilemez anlatsan da değişmeyecektir değmeyecektir. Susarsın sonra devamlı susarsın. Dilini bağlarsın adeta düğümü öyle sağlam atarsın ki çözmek bile aklının ucuna gelmez.

Bir perde asılmasının insandan aldığı gökyüzünü bilir misiniz?

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Uyurken yastığının düşeceğini bildiğin halde iteler durursun öteye. Bir yıldızın vardır çünkü o gece. Ona bakacaksın, ona dair hayaller kuracaksın. Sonra gelir birisi çeker ya perdeyi... Alır gökyüzünü, yıldızını alır, hayallerini alır. Balkona çıkarsın mesela bir akşam, o kadar çok ışık vardır ki, göremezsin yıldızları. O sokak lambası yok olsun istersin evrenden. O sokak lambası da bir perdedir çünkü artık sana. Gökyüzü ile arana giren, alan elinden onu... Bir seviyi anlamak istersin mesela bir gün. Uğruna bir yaşam harcamayı göze alarak. O perde var ya, yine çıkar karşına. Hem de öyle bir perde ki, kapatmış pencereni boydan boya. Çivilenmiş kenarlardan. Sana düşmez bile o çiviyi sökmek. Sana düşen bir perde asılmasının senden aldığı gökyüzüdür. Bilirsin. "olsun" dersin, "olsun"... Susarsın.

Ve güneş kar topluyorsa bakışlarından
Biz ki utançlı bir kar seyircisi
Sen bak ki o beyaz karın kırmızı
O beyaz karın ürkek
O beyaz karın utanaraktan geri geldiğini
Seyrediyorsa susarak
Biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi
Biliyordur ki bir eylemdir yerine göre susmak.

Bazen karışır ki kafandakiler kelimelere döküp anlatamazsın derdini susarsın.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Bazen gücün olmaz söylediklerinin sonrasında arkasında durmaya susarsın. Bazen anlatmaya layık bulmazsın karşındakileri söyleceklerin gereksiz olur susarsın. Bazen anlatsam karşımdakinin elinden bir şey gelmeyecek o da üzülecek der susarsın. Susarsın da susarsın işte. Konuşmanın tesiri olmayacağını bildiğin için susarsın. İçinde ciğerlerine kadar bastırarak haykırırsın aslında. Sessiz çığlıklar atarsın dışarıdan seni kimsecikler duymaz. Kendine konuşursun da diğerlerine anlatamazsın derdini.

Susmak bir nevi tepkidir anlayabilene.

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Hemşire vardır hani şu sus işareti yapan meşhur; hepiniz hatırlarsınız eminim. Susarak bize çok şey anlatır. Bazen biz de böyleyiz anlayabilene karşı sustuğumuzda aslında söylemek istediklerimizi sadece kelimelere dökmeyiz. Karşımızdaki kişi bizi ne kadar iyi tanıyorsa ki tanımasa bile gözlerimizden okur kimi zaman kimi zaman da sadece sessizliğimizde kaybolur. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az değil mi?

Konuşmak, karşımızdaki insana kendimizi ifade etme çabamız değil midir?

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!

Süslü cümleler kurarız, alengirli laflar ederiz sırf daha çok ve daha iyi anlaşılmak için. Uğraşır didinir yine de meramımızı tam anlamıyla ifade edemeyiz. Sonuç mu ne? Üzülürüz. Durum böyle olunca ara sıra bile olsa susmayı denemeli ve daha fazla benimseyip sevmeli bence.

Susmak bazen en yerinde verilen kararlardan biridir. Susmak sadece söyleyecek sözü olmamak değildir içinde bir çok anlam taşır. Susmak genellikle usanma, kimi zaman vazgeçiş ve çoğunlukla bir kabullenme hâlidir. Ama en güzel yanı bize analiz şansı tanır, zaman kazandırır. Sözcükler, hızla değer kaybetmeye devam ederken ansızın artıya geçmesini sağlayandır o. Susmak düşüncelerin sakin ve güvenli bekleme odasıdır. Susmak derin muhabbetlerin olgunlaştığı saklı mahzen.

Gereksiz laf kalabalığı ederek gürültüyü besleyeceğime, sessizliğin huzurlu kollarında dinlenirim daha iyi...

Susmak, O Ölüme Denk Susmak Var Ya Bir Tüfektir İşte İnsanda!
Cevapla