12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu

Siyasetle ilgilenen birçok kimse, Türkiye'nin yakın tarihiyle ilgili derin araştırmalar yapmaktadır. Ben bugün sizlere, Diyarbakır Cezaevin'de mahkumlara yapılan işkenceleri anlatacağım. Fakat önce Türkiye'nin demokrasiden mahrum sancılı geçmişini iyi analiz etmemiz gerekiyor. Tarafsız biçimde yorumladığım Türkiye'nin fırtınalı siyasi tarihine yolculuğumuz başlıyor. :)



1945 yılında çok partili döneme giren ve demokrasiye kapılarını açan ülkemiz, 1960 (27 Mayıs Darbesi) ve 12 Mart Muhtırası ile zor günler yaşadı. 68 kuşağının sol görüşlü öğrencileri emperyalizm ve militarizme karşı ülkede çeşitli eylemlerde bulundular. 1972 yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildi.


12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu


Askeri darbeye karşı olan ve demokrasiden yana olan siyasiler TSK'nın müdahalesine karşıydılar. 1972 yılında CHP'de Bülent Ecevit ve İsmet İnönü arasında anlaşmazlıklar yaşandı. Ve İnönü 34 yıldır genel başkanlığını yaptığı CHP'den istifa etti.


14 Ekim seçimlerinde CHP en çok oyu alarak 1. parti oldu. (1973) Lakin çoğunluğu kazanamadı. 1974 yılında MSP başkanı Erbakan ve CHP başkanı Bülent Ecevit koalisyon hükümeti'ni kurdular. Bülent Ecevit başbakan olduğu bu dönemde Haşhaş ekimini serbest bıraktı ve aynı yıl Kıbrıs Barış Harekatı yapıldı. Amerika Türkiye'ye yaşanan olaylardan sonra ambargo koydu. Ülke içinde ise çatışmalar her geçen gün artırıyordu. Kıbrıs olayından sonra batılı ülkelerde Türkiye'ye ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Petrol fiyatı 4 kat arttı. Ve Türkiye kendini ekonomik kriz içinde buldu.


Sonuç.


12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu



Bana sorarsanız arkadaşlar. Bir ülke fakir olabilir ama bağımsızlığını satmamalıdır. Dışarıdan alınan dış borçlar ülkemize çirkin yaptırımlar olarak geri dönmüş ve bizi hep sömürülen devlet konumuna düşürmüştür. Lakin Bülent Ecevit, Amerikan emperyalizmine karşı sert bir duruş sergilemiş ve Kıbrıs'ın yarısında Türk hakimiyeti için mücadele vermiştir. Elbette bir ülkenin bağımsız olması için ekonomik anlamda güçlü olması gerekir. Ama ülkenin karışık iç siyasetini de düşündüğümüzde Ecevit'in değil muhalefetin bu kuyruklardan daha çok sorumlu olması gerekir.


Milliyetçi cephe gençleri sokağa döktü.


Çoğunluğu oluşturan sağ partiler, yükselen sol ideolojiden rahatsız oldular, Ecevit'i ve destekçilerini tehdit gösterip ülkücü gençleri kışkırttılar. Dönemin ülkücüleri devlet tarafından yetiştirilen eğitimli gençlerdi. Onlara komando denilirdi. Ecevit hükümeti dağıldıktan sonra AP partisi Demirel 3 sağ parti MSP, MHP ve CGP ile koalisyon hükümetini kurdu. Ve sokakları da ülkücülere emanet etti.


Ülkücüler devletin sivil uzantılarıydı. Zaman zaman laiklik karşıtı konuşmalar yapan demokrat parti devamı AP ve akıncılar olarak bilinen şeriatçı MSP'liler darbelerin yapılmasında etkili unsurlardır.


12 Mart'ın ilk siyasi cinayeti ilk kıvılcım Şahin Aydın'ın bıçaklanması.


1974 yılında sol görüşlü mühendislik fakültesinde okuyan Şahin Aydın ülkücü bir genç tarafından bıçaklandı. Tabi bu olaydan sonra solcularda karşılık verdiler, rahat durmadılar. Bu yıllarda THKP-O kuruldu ve DEV-GENÇ hareketinin temelleri atıldı.


ODTÜ'ye 300 ülkücü işçi olarak sızdırıldı.


Sol görüşlü rektörler işten çıkarıldı. İşçi olarak sızdırılan ülkücüler solcu öğrencilere bomba attı. 1 ölü 36 yaralı. Tabi olayların ardı arkası kesilmedi.


Ankara'da Abdullah Öcalan, evinde 16 arkadaşı ile PKK'nın temellerini attı.


Karışıklıklardan faydalanan bu şahıslar, bağımsız bir Kürt Devlet'i isteği ile kendilerine Apocu dediler.


Kazancı yokuşu faciası


12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu




1977 yılında 1 Mayıs İşçi Bayramı için farklı illerden 500 bin kişi Taksim'e doğru yürüdü. . Bülent Ecevit'in kontgerilla diye nitelendirdiği şahıslar meydanı karıştırdı. Bu olaylar 12 Eylül darbesine ön hazırlıktı. Sonuç olarak meydanda silah sesleri duyuldu, halk panikledi, panzerler insanları ezdi. İnsanlar kaçmak için Kazancı Yokuşuna koştu ama bir kamyon insanları tıkadı ve 34 insan can verdi. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel'di.


Bu arada kontgerillaya kazara destek veren de Ecevit :D


Halka parselleyip parasız arazi dağıtan solcular yüzlerce kişinin ölümüne sebep oldu.


Olay Ümraniye'de yaşandı. Arazi devletin tabi ki. Önce polis sonra asker müdahale etti. Mahalle ayaklandı. 6 ölü yüzlerce yaralı vardı. Çocuklar sol devlet anlayışını uygulamak istemişler işte.


Bir Abdullah Çatlı vakası daha...


Beyazıt'da solculara ateş açıldı. 7 kişi öldü, 40 kişi yaralandı. Polisler suçluları yakalamak istedi ama polis şefi onları durdurdu. Polis şefi Abdullah Çatlı ile bağlantılıydı.


Komünistlerden hücum...


Mhp'li İstanbul il başkanı Recep Haşatlı ve 2 oğlunu öldürdüler.


ASALA Yurt dışındaki Türk diplomatları öldürüyordu.


Solcu, sağcı kavgasından kafamızı dış politikaya çevirdiğimizde 1965 yıllarından 1980'li yılların devamına kadar Asala Türk diplomatları sürekli öldürüyordu.


Sağ- sol çatışmaları böylece devam etti. Ülkücüler kahveleri taradı, komünistler ülkücülere saldırdı. Ülkenin geleceğini düşünen bu gençler silahlarını değil de aynı masa da medenice fikirlerini konuşturamadı. Çünkü koltuk sevdalıları onları kullanıyordu. Öyle ki halk aşırı kutuplaşmış her meslek kendi siyasi görüşünün derneğine, örgütüne üye olmuştu. Sağcı işçiler Misk, solcu işçiler Disk. Solcu polisler POL-DER, sağcılar POL-1’deydi.vb


Alevi- Sünni Çatışması : Maraş, Çorum, Sivas, Malatya Alevi Katliamları


12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu


Manzaralar dehşet vericiydi. Karnı deşilen hamile kadınlar, ağaçlara asılan gençler, diri diri yakılanlar, kafası baltayla kesilenler vardı… Din ile oynamanın ne sonuçlar vereceğinin tipik örneği olarak gösterildi tüm bunlar.



'Aleviler, Sünnilerin sularını zehirliyor, camilerini yıkıyor ' gibi yalan haberleri birileri yayıyordu. Ama camiler yerinde duruyordu. Türkiye'nin kara lekesi... Devlet ne mi yapıyor? Hiç bir şey arkadaşlar.


Bayrak Harekatı


12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu




Evet, Artık Darbe yapıyoruz arkadaşlar. Bitti mi? Hayır. :D Her şey yeni başlıyor. İşkenceler, sıkı yönetim ve yeni anayasa...


Kenan Evren, 'Asmayalım da besleyelim mi?' dedi. :D Hadi astı peki neden işkencelere göz yumdu.


Biz biliyoruz., Evren ve arkadaşları yönetime el koydu.


ABD'nin CIA ajanı. Türkiye Masası Şefi Paul Henze'e "Bizim çocuklar başardı" diye demeç vermiş. Bu ne demek? CIA ülkelerde darbe yapar demek. Bu benim görüşüm.


Sonuç :



1 milyon 683 bin kişi fişlendi.


210 bin davada 230 bin kişi yargılandı


. 7 bin kişi için idam cezası istendi.


517 kişiye idam cezası verildi, 50’si asıldı


30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.


14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.


30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti.


171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.


3 bin 854 öğretmenin ve 47 hâkimin görevine son verildi.


73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi, 43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.




Demek ki neymiş? Biz asarız, keseriz, demekle olmuyormuş. Şiddetle bir şey çözülmüyor. Elbette devletler halk için var ama anarşi (kaos) yaratmak çözüm değil. İşkenceleri de başka bir 'bence'de anlatacağım.


Unutmayın!


Anayasalar darbelerden ve inkılaplardan sonra yapılır. şu an darbe mi yapılmak isteniyor yoksa yeni bir devrim mi var? Peki sizce bu Türkiye'nin yararına mı zararına mı?


Hoşçakalın. :)

12 Eylül Darbesi ve Sokağa Dökülen Anarşistlerin İşkenceli Hazin Sonu
Cevapla