Bildiğiniz üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak an itibariyle kafir, dinsiz, ateist, zındık, mel' un, sefil bir devletiz. Dinimizi yaşayamıyoruz, normalde alnımız secdeden kalkmayacak ama bu laiklik denilen ilke buna engel oluyor.
Dini eğitimimizi alamıyoruz, Kuran'ımızı okuyamıyoruz, "Say!" deseler İslam'ın beş şartını sayamayız o derece bitap bir güruhuz. Kendimize ait Diyanet İşleri Başkanlığımız yok, müftülüklerimiz hizmet veremiyor, iki yüz bin imamımıza para verecek bir devlet dahi yok(!)
Peki bunun çözümü nedir? Elbette laiklik illetini ortadan kaldırmak!

Şu ana kadar yaptığım her ironiyi yanlış anlayan birileri mutlaka çıktığı için özellikle ve kalın kalın belirtme gereği duydum:
Şu ana kadar okuduklarınız ironiydi.
Şimdi asıl konumuza dönelim...
Laikliği istememek de bir özgürlüktür aslında ama bu kavramın ne olduğunu bilmeden sağda solda, ileri geri homurdanmamayı özellikle, Hakan Fidan milletvekili adayı olduğu zaman "Helal bee vekillik yakışır!" diyerek bu kararı ayakta alkışlayıp, Hakan Fidan adaylıktan vazgeçince de "Helal bee MİT müsteşarlığı yakışır!" söylemleriyle vazgeçme kararını da ayakta alkışlayan topluluğa öneriyorum.
İlk olarak şunu anlayınız ki laiklik dinsizlik demek değildir.

Şu an, anayasasının değişmez hükümleri arasında laikliğe bağlılık esasının yer aldığı bir ülkede, bir Müslüman olarak dinini yaşayabiliyorsan, hatta çocuk istismarcılarının cirit attığı vakıflara din eğitimi(!) için çocuğunu emanet edebilme serbestisine sahipsen, sen din özgürlüğünün dik alasını yaşıyorsun demektir.
Laiklik nedir?
Ben kafama göre yorumlamayacağım. "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması..." gibi teknik ve yetersiz tanımlamalardan uzak duracağım. Sevgili hocam, değerli hukuk profesörü, Ahmet Nohutçu'nun Anayasa Hukuku kitabını kaynak edinerek laikliğin anayasamıza göre ne olduğunu size sunacağım.
Ülkemizdeki laik sistem 1982 Anayasası'nın 24. maddesinde şu biçimde nitelendirilmiştir:
1. Herkesin din özgürlüğüne sahip olması
2. Anayasanın 14. maddesine aykırı olmamak kaydıyla ibadet, dini ayin ve törenlerin serbest olması
3. Kimsenin ibadete, ayine, dini törene ve dinini/inancını açıklamaya zorlanamaması
4. Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kimsenin kınanamaması
5. Din ve ahlak öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında olması
E şimdi söyleyin bunlardan hangisine itirazınız var?
Bazı arkadaşların "5. Din ve ahlak öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında olması" maddesine muhalefet edeceğini tahminen şunları da eklemek isterim.
Laik sistemlerde devlet, rejimi korumak için dini kontrol altında tutar. Bu kontrol dine müdahale değildir. Örneğin; Diyanet İşleri Başkanlığının kurulması, her ilçede müftülüklerin bulunması, hutbelerin müftülükler tarafından belirlenmesi, devletin imamlara maaş ödemesi laiklik ilkesinin bir sonucudur. Misal; seküler ABD'de devlet ibadethane açmaz, hocaya, papaza maaş vermez ama laiklik böyle değildir.
Sonuç olarak, dininizi yaşamak isterken gerici, irticai faaliyet mensubu, yobaz insanlardan olmayın. Dininizi zaten istediğiniz gibi yaşıyorsunuz, bunu kullanmak isteyenlere bir kere olsun karşı gelme dikliğini gösterin!
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar