Türkiye'nin Terörle Mücadele Süreci
Bu Coğrafyada Terör Hiç Bitmez

Türkiye aslında terör olaylarıyla 60'lı yıllarda tanıştı. Bir yandan Ermeni Asala örgütü tarafından Türk diplomatlarına yapılan suikastler, bir yandan da Amerikalı askerlerin kaçırılması, İsrail konsolosu Efraim Elrom'un öldürülmesi, İş bankasının soyulması, Gümrük ve tekel bakanı Gün Sazak cinayeti, Bingöl belediye başkanı Hikmet Tekin cinayeti, gazeteci Abdi İpekçi cinayeti, 1 Mayıs 1977 olayları o yıllardaki terör olaylarına birkaç örnektir.

Bir not: Amerikalı 4 askeri kaçıran Deniz Gezmiş FKÖ tarafından gerilla ve terör eğitimi almış birisiydi. Turan Feyizoğlu 1991 yılında yayınladığı Deniz Bir isyancının İzleri adlı kitabında Deniz gezmiş'in FKÖ'deki kimlik kartını yayınlamıştı. Adını verdiğim kitabı bulup kimlik belgesini teyit edebilirsiniz.
1980 Askeri Darbesi ve Sonrasındaki Terör Olayları

1980 askeri darbesi güya huzur ve güven ortamını sağladık derken 1982 Asala örgütünün Ankara Esenboğa havaalanında yaptığı katliam, 1984'te PKK örgütünün silahlı saldırılara, köy katliamlarına başlaması hadiseleri başladı. Ne ilginçtir ki 1980 darbecileri için Amerikan başkanı "Bizim çocuklar" demişti. Alparslan Türkeş'in 1980 yılında yayınladığı bir kitapta Amerikan kongresinden 1978 yılında geçen bir kararla Türkiye'nin güneydoğusu, Irak ve Suriye'nin kuzeyinde ayrılıkçı bir kürt hareketinin desteklenmesi için 400 milyon dolar yasal bütçe ayrıldığını yazmıştı. Tesadüfe bakınız ki PKK'nın kuruluşu da aynı yıla denk geliyor. Üstelik PKK güya komünist bir örgüttü. 1980'ler ve 1990'lar boyunca PKK memleketin her yerinde cinayetler, bombalamalar, katliamlar gerçekleştirdi. Yine aynı süreçte Türkiye Çeçen terörü, Hizbullah törörü ve cemaat terörüyle tanıştı.
Siyasi Cinayetler Bitmiyor
Bahriye Üçok cinayeti, Turan Dursun cinayeti, Necip Haplemitoğlu cinayeti, Ahmet Taner Kışlalı cinayeti, Uğur Mumcu cinayeti vs.

Necip Hablemitoğlu, Köstebek adlı kitabının ilk konu başlığı Fethullahçı istihbaratçılar konusuydu. Kitabın yayınlanmasından kısa bir süre sonra evinin önünde öldürüldü. PKK o dönemde Suriye'de yuvalanıyordu. Lübnan'da Bekaa vadisinde de filistin kurtuluş örgütünden terör eğitimi alıyordu. 1997 Yılında zamanın başbakanı Tansu Çiller'in baskısıyla Suriye Abdullah Öcalan'ı ülke dışına çıkardı.
APO'nun Paketlenmesi ve 1999-2004 dönemi

Apo önce Almanya, sonra İtalya'ya geçti. Oralarda Türkiye'nin diplomatik baskısı sonunda Nijerya'ya kaçtı. Ardından 15 Şubat 1999'da CIA tarafından Nijerya'da MİT'e teslim edildi. Aponun teslim alındığı esnada PKK unsurları Suriye'den ayrılıp Irak'ın kuzeyine geçti. Bir ilginçlik daha: Yakalandığı tarihe kadar PKK örgütü elebaşısı apo hakkında Türk mahkemelerinde açılmış bir dava, soruşturma, ya da polise intikal etmiş bir yakalama emri vs. olmadığı ortaya çıktı. Apo getirildikten sonra hakkında ilk ve tek dava terör örgütü kurmak ve yönetmekten dava açıldı. Mahkemeden idam kararı çıkmasına rağmen Ecevit-Yılmaz-Bahçeli koalisyonu idam dosyasını kanunsuz bir şekilde meclise getirmedi. 2002 yılında mecliste İdamın kaldırılması konusunda anayasa değişikliği konusu gündeme geldi. Zamanın başbakan yardımcısı Devlet Bahçeli biz idamın kaldırılmasına karşıyız ama bu konuda meclisten bir irade çıkarsa buna da karşı durmayız diyerek örtülü destek verdi. Yapılan oylamada DSP, ANAP, DYP, CHP, FP, AKP milletvekillerinin verdiği oylarla idam terör ve savaş suçları dışında anayasadan kaldırıldı. Ardından 3 kasım 2002 seçimlerine gidildi. Koalisyonu okuşturan 3 parti meclis dışında kaldı. sadece 2 parti AKP ve CHP meclise girdi. 7 mayıs 2004 tarihinde meclisten geçen anayasa değişikliğiyle idam cezası anayasadan tamamen çıkarıldı. Bir önemli not: Aponun teslim alındığı 1999 yılından 2004 yılına kadar PKK neredeyse hiç eylem yapmadı. Bir önemli not daha: Apo İmralı'da koruma altına alındı, Cumhurbaşkanlığı sarayı orası kadar güvenli değildir.
2004 Sonrası Dönem: PKK Terörünün Tekrar Başlaması ve Açılım Süreci
2004'te anayasadan idamın tamemen kaldırılmasının ardından örgüt liderinin idam olarak yargıtayda onaylanan cezası müebbet hapis olarak değiştirildi. Örgüt liderinin can güvenliği anayasal koruma altına alındıktan sonra PKK tekrar bombalama ve cinayet eylemlerine başladı ve eylemler dozunu artırarak devam etti.

Ankara Güvenpark, Ankara Kumrular sokak, Ankara Anafartalar çarşısı bombalamaları bu dönemde gerçekleşti. 2009 yılında zamanın başbakanı Erdoğan gizli koalisyon ortağı Fettoş örgütünün de gazlamasıyla PKK ile masaya oturup "Barş" türküleri söylenmeye başlandı. Olayın sadece klütürel bazı taleplerden ibaret olduğu düşünülürken PKK tarihinde görülmediği derecede sempatizan topladı, şarkıcıları başbakanla aynı kürsüde el ele tutuşup şarkılar söyledi. Ama biz bu filmi daha önce görmüştük. 1992 yılında zamanın cumhurbaşkanı Özal da PKK ile "Barış" yapmıştı. Hatta Apo'ya hediye kravat göndermişti.

Sonra 1993 yılında Elazığ Bingöl karayolunda 33 askerimizin şehit edilmesi olayı yaşandı ve bu örgütün öyle barış vs derdi olmadığı görülmüştü. 2009 yılında başlayan süreçte PKK güya silah bırakıyordu ama güneydoğuda il ve ilçe merkezlerine binlerce tır dolusu silah ve mühimmat yığıyordu.

Açılım süreci denilen süreç hüsranla sonuçlandı, PKK şehir savaşlarına geçti. PÖH ve JÖH birlikleri aylarca şehir merkezlerinde bu teröristlerle çatışmak zorunda kaldı.
Arap Baharı ve Suriye İç savaşı

2010 yılında Amerikan destekli Arap Baharı denilen olaylar patlak verdi. Tunus, Cezayir, Libya, Mısır, Yemen, Katar, Suriye, S.Arabistan gibi ülkelerde iç istanlar çıktı. Libya'da Kaddafi , Mısır'da Mubarek idam edildi. Tunus'da cunhurbaşkanı devrildi. Bu esnada S.Arabistan, Katar gibi ülkeler ayaklanan halka resmen sokakta para dağıtıp olayları bertaraf etti. Bu esnada Türkiye Suriye sınırındaki 10 km derinlik ve 900 km uzunluktaki "Mayınlı arazi" mayınların temizlenip "Organik tarım" için İsrail'e 49 yıllığına kiralanması konusu ortaya çıktı. Halktan büyük tepki gören olay rafa kalktı. Ne hikmetse bu projenin rafa kalkmasının ardından Suriye iç savaşı patladı. Nerede? Türkiye Suriye sınır hattında. Tesadüf müydü acaba? Suriye iç savaşı ilk başladığında Prof. Ümit Özdağ, Emekli general Armağan Kuloğlu gibi strateji uzmanları Sınırdan 30 km öteye dayanan bir tampon bölge açılıp savaş kaçkınlarının orada bloke edilmesini önerse de bu hükümetten destek görmedi, kapılar açıldı. En az 4 milyon savaş kaçkını içimize girdi. Bu esnada kaç terör unsuru, kaç istihbarat hücresi onlarla beraber içimize girdi bilmiyoruz.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı operasyonları
AKP hükümeti tehlikenin vahametini 15 temmuz olayından sonra fark etti. O zamana kadar Fettoş örgütüne sonsuz güven duyarken aslında kendi altının oyulduğunu fark ettiler ve MHP ile işbirliğine girdiler. Bundan sonra terörün hem içeride hem dışarıda üzerine gidilmeye başlandı. Suriye'deki kaos ortamının bize verdiği zarar görüldü ve 7 yıl önceki fikirler kabul edildi.

Türkiye sınır ötesi operasyon yapacağım dedi, ABD başta olmak üzere bütün batı karşı çıktı, tehditler savurdu. Türkiye kulak asmayıp girince etekleri tutuştu hepsinin. Çünkü PKK denen terör orspusu örgüt hepsinin ortak orspusuydu. Hepsinin işine yarıyordu. Nitekim dün ABD başkan yardımcısı apar topar geldi. Sonuçta ne oldu? ABD dedi ki: Ama Türkiye, gözünü seveyim bunları öldürme. Onlar bana lazım. Ben söylerim, geri çekilirler. Böylece operasyon hedeflenen siyasi sonucunu vermiş oldu.

Demek ki neymiş? Zor, oyunu bozarmış.
Demek ki neymiş? Demir demirle dövülürmüş.
Demek ki neymiş? Siyasetin ve diplomasin sağlam olursa kolay lokma olmazmışsın.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar