Ne kadar da güzel söylenmiş ileri görüşlü bir sözdür değil mi?
Bir çoğunuzun Anadolu Kartalları isimli filmi izlediğinizi düşünüyorum. Türk Hava Kuvvetleri'nin güzide pilotlarının anlatıldığı takdire şayan bir yapıt. Peki ama pilot olmak bilhassa savaş uçağı pilotu olmak gerçekten de filmde anlatıldığı kadar kolay mıdır? İşte şimdi hayatının 35 yılını Hava Kuvvetleri'ne adamış bir babanın çocuğu olarak gözlemlediklerimi anlatmak istiyorum. Ne bir filmden alıntı ne de şurdan-burdan duyulma sözler olarak değil..
Hava Harp Okuluna giriş bölümüne çok fazla değinmek yersiz diye düşünüyorum lakin hepimiz bu prosedürün işleyişi hakkında bilgi sahibiyizdir. Fakat bilinmesi gereken en önemli husus diğer harp okullarına nazaran Hava Harp Okulu bünyesine kattığı her öğrenciye POTASİYEL PİLOT gözüyle bakar.
O yüzdendir ki en iyilerini mezun etmek adına çok sıkı bir humma ile çalışırlar. Dört yıllık harp okulundan uçuşa elverişlidir muayenesi ile mezun olduğunuzda "-Al bakalım teğmenim bu uçak senin istediğin yere uçabilirsin" diyeceklerini zannediyorsanız yanılıyorsunuz derim.
İlk istikametiniz 2. Ana Jet Üs Uçuş Okul Komutanlığı'dır
(1984 yıllarında o ağaçlar çok daha küçüktü)
Bünyesinde iki adet filo bulunan bu okulda (121 ve 123 filo) yeni mezun teğmenler gerçek pilotluk için kıyasıya bir savaş verir hem kendileri hem de hocaları ile. Mezun olduklarında işin mutfağının burası olduğunu anlarlar. İki koca yıl sürecek zorlu eğitim ve öğrenim şimdi başlıyordur onlar için. 123 filoda işin teorik kısmını 121 filoda ise esası uçuşa dayalı olan pratik kısmını öğrenirler hem zevkli hem de acılı olarak. Acılı dedim çünkü pilotluk gerçekten zordur ve yorucudur.
Neredeyse hepinizin tarifeli uçaklarla seyahat ettiğini düşünüyorum. Çok zevklidir ve bir o kadar da kolaylıktır gitmek istediğiniz mesafeleri hesap ettiğinizde. Ama uçarken bir savaş pilotunun yaşadıkları gözüyle bakarsanız arasında dağlar kadar farklar vardır esasen. Yolcu uçaklarında bulunan kabin basıncı ayarlamalarından dolayı evinizde gibi hissedersiniz seyahat esnasında.
Peki ya savaş pilotları için bunlar geçerli midir, onlar neler hisseder?
Savaş uçaklarında kabin basıncı bulunmaz. Onlar uçarken herşeyi bire bir yaşayan ve duyan kişilerdir. Sürekli olarak yüksek basınçlara maruz kalan vücutları,ülkenin hava sahasını koruma adına kilitlenmiş gözleri ve beyinleri,yetim hakkı ile alınmış milyar dolarlık uçakları...
Bizlerin lunaparklardaki oyuncaklarda hissettiği, hani deriz ya "içim bir hoş oldu sanki bir şey aktı gitti" işte onu pilotlar sürekli olarak hisseder hem de kat be kat fazlasını. Bunu adı G kuvvetidir. Vücudunuzdaki kanın ani bir hızla yer değiştirmesi diğer bir deyimiyle. Örnek olarak siz düz bir uçuştayken aniden sola doğru 90 derecelik bir yatış gerçekleştirmeye başlarsanız vücudunuzdaki kan tamamıyle ayak ve bacaklarınıza hücum edecektir ki bu da beyninizde kan kalmaması sonucu oksijensizlikten bayılmanıza ve uçak hakimiyetini kaybetmenize sebebiyettir.
İşte burada pilotu ve dolayısıyla uçağı koruyan şey uçuş elbisesi denilen kıyafettir.
Pilotların deyimiyle bunun adı G elbisesidir. Üzerlerinde onca yük ve elbise, omuzlarında ise bu denli ağır bir sorumlulukla görev yapmaya çalışmak..Bence gerçekten de zor bir iştir. Öncelikle mesai saatleri diye birşey yoktur. Her pilot SCRAMBLE dendiği anda her nerede olursa olsun uçuşa hazır olmalıdır. Sizin benim gibi istediği saatte istediğini yiyip içemezler.
Her sabah işbaşı yaparken uzman hekimler tarafından muayene edilirler. Bugün uçman uygun değil dendiği anda ne olursa olsun öncelik doktorun sözleridir askerlik ve rütbe orada geçmez.
Onlar ne kadar rahatlar sürekli göklerdeler istediği gibi uçağına atlıyor kafasına göre takılıyor... Yok öyle bir dünya arkadaşlar, inanın filmler gibi değil onların hayatları. Her sabah brifingleri vardır kimin ne görevi olacağı nerede-hangi irtifada uçacağı-hangi silahı ne kadar yükleyeceği. Abi bugün çok rüzgar var, hava yağmurlu, akşam sinemaya gideceğim, işim var benim yerime sen uçsana...
Filmler izlerken hepimize "-Ben de pilot olacağım" dedirten şekilde mükemmel bir görsellikte hazırlanmaktadır.Lakin sadece bahsettiğim kısımları bile mesleğin ne kadar ağır yükümlülüklerinin olduğunun göstergesidir. Daha ki sizlere sürekli tayin edilmelerinden, eşlerin gözünün hep pistte olmasından, okul okuyan çocuklarının habire okul değiştirmelerinden bahsetmedim. Ama yine de güzeldir Hava kuvvetlerinde görev yapan bir babanın çocuğu olmak..
Bir sonraki yazımda Hava Kuvvetlerinin görünmez kahramanları olan teknisyen astsubayları anlatmaya çalışacağım.
Yetim hakkı ile alınmış milyon dolarlık uçak... Umarım hepsi de altındaki makinenin bu şuurla alındığınin bilincindedir. Zira ortalıkta hoş olmayan iddialar da yok değil.
Tıpkı bundan birkaç sene evvel, hava kuvvetleri komutanınin, doğuda savaş olurken Belek'te golf oynadığı iddialari gibi...
Yine de kolay bir görev değil. Hakki ile yapanların, Allah yardımcıları olsun.
F16 kullanmanın vermiş olduğu haz hiç birşey de yok 😊 pilot olma isteğim topgun filmiyle başlamıştı ama nasip olmadı hala da içim de kaldı severek okudum eline sağlık okulda yenisin öğretmen sorar babanın mesleği ne diye? Babam savaş pilotu demenin gururu hiç birşey de yok Allah yar yardımcıları olsun kolay değil asker çocuğu olmakta kolay değil 😊
En İyi Cevaplar