En büyük aşkların nefretle başlaması, evdeki çalışanlardan birine mutlaka aşık olunması, istenmeyen gelin/damatlar, hamile katakterin merdivenlerden mutlaka düşmesi ya da hastaneye gidemeden doğumun yapılmak zorunda kalınması, başrol karakterinin mutlaka birkaç kez vurulması ya da ölümle burun buruna gelmesi... Sayfalarca yazabilirim şu an onu fark ettim.
Ben biraz daha genelleme yapmak istiyorum ; kötü karakterlerin filmlerin sonunda hep ölmeleri kaybetmeleri yenilmeleri vs istisnalar elbette var ama niye kötüler hep kaybediyo gerçekte böyle olmuyo sonuçta 😃
Türk dizileri için hepsi geçerli. Bu senaristleri aynı yerde mi yetiştiriyorlar anlamıyorum gitti. Sürekli romantik komedi, dram, askeri polisiye adam akıllı yapım çıkaramıyorlar hiç
Her şey mükemmel derecede yolunda gidiyor. Kötünün yaptığı da iyinin yaptığı da. Azıcık gerilim oluyor ama önemli değil çünkü başroller birbirlerine delicesine aşık (yersen). Sonra hop en ufak olayda göremiyoruz o aşkı. Burada ki "sevgilim şunu bunu yaptı dönsem mi hâlâ seviyorum" tarzındaki sorulara benziyor diziler.
Gerçekliğe dair hiçbir şey görememekke birlikte aldatmalar, mutlu aile tablosu, dağılmış aile tablosu, fakir kız zengin erkek, yalan dolan ayy cidden sektör kendini tekrarlıyor. Sanılmasın ki sadece dizilerimizi eleştiriyorum; doğrusu öyle ki, tüm dünyada durum böyle. Burada kategori kategori sıralarım klişeleri ama kimin işine yarayacak? Murat soner o kadar konuştu da dizi sektörü değişti mi mesela :/