
Bir gün lüks bir evde yaşıyordum; her şeyim vardı. Ancak, bir gece aniden içimde tuhaf bir his oluştu. Bu hissi bastırmaya çalıştım ve uyudum. Fakat uyandığımda, kendimi bambaşka, tuhaf bir yerde buldum. Nerede olduğumu anlamaya çalıştım ve etrafıma baktım; eski, dökük bir evdeydim. Elektrik bile yoktu. İçimden "Burada ne yapıyorum?" diye geçirdim. Tam o anda, karşımdan biri belirdi. O kadar korkmuştum ki, nefesim kesildi, kalp atışlarım hızlanmaya başladı.
"Buradasın çünkü ben istedim," dedi bana.
"Sen kimsin?" diye sordum korkuyla.
"Bunu zamanla öğreneceksin," dedi. "Ama şimdi, bu evin sadece 100 metre çevresinde dolaşabilirsin. İleriye gitmek yok, yoksa canın yanar."
Tam bir şey söylemek üzereydim ki, aniden kayboldu. Kafam allak bullak olmuştu, "Bu saçma ihtiyarı mı dinleyeceğim?" dedim kendi kendime. Kalktım ve yürümeye başladım. 100 metreye vardığımda, karşıma dört kurt çıktı. O an ödüm koptu; ne yapacağımı bilemedim. Kalbim daha hızlı atmaya başladı. Kurtların dişleri korkunçtu, sanki günlerce aç kalmış gibiydiler ve eğer bir an önce yemek bulmazlarsa birbirlerini yiyeceklermiş gibi görünüyorlardı. Ama bir şey fark ettim; kurtlar beni görmüyordu. Biraz daha yürüdüm ve aniden bir şeye çarptım.
"Aaaa, bu da neydi?" dedim acıyla. Bir daha dokundum ve bu sefer daha çok acıdı. Korkuyla eve geri döndüm.
Ancak eve döndüğümde, ev bıraktığım gibi değildi; daha toplu ve temizdi. Üç gün geçti, ama hiçbir şey değişmedi. Tam o anda, yaşlı ihtiyar tekrar belirdi. "Aaaa! Beni buradan çıkarmalısın!" diye bağırdım.

Yaşlı adam beni dinlemeden konuşmaya başladı. "Bugün üçüncü günün," dedi. "Ve iki ay geçtiğinde sana hiç yemek verilmeyecek."
Şaşkınlıkla sordum, "Yemek yemezsem ölmez miyim?"
Yaşlı adam hiç cevap vermedi, sadece bir torba uzattı ve "Gereken her şey bu torbanın içinde," dedi ve kayboldu.
Melo, birkaç dakika boyunca torbaya baktı, sonunda merakına yenik düştü ve torbayı açtı. İçinde küçük keseler vardı. "Bu ne saçmalık? Benimle dalga mı geçiyor? Kesenin içinde başka keseler mi?" diyerek sinirlendi. Bir keseyi açtı ve içinde küçük tohumlar gördü. "Bu da ne alaka?" diye düşündü. Torbayı bir kenara koydu ve dışarı çıktı. Evin etrafında dolaşmaya başladı, bu saçmalığı kafasından atmaya çalışıyordu.
Geçen gün karşılaştığı kurtları merak etti ve tekrar aynı bölgeye gitti, ama bu sefer hiçbir şey yoktu. Biraz daha etrafına baktı, ama hiçbir şey bulamadı. Eve geri dönmeye karar vermişti ki arkasını döndü ve tam karşısında kocaman, korkunç bir adam gördü. Çığlık atarak yere düştü, ama adam onu fark etmemişti. Elinde bir bıçak vardı ve bıçaktan kanlar damlıyordu. Melo, elleriyle ağzını kapattı, nefes nefese kalmıştı. Adamın elinde büyük bir torba vardı.
Melo, içinden "Çok şükür beni görmüyor," diye defalarca tekrarladı. Adam etrafına bakındı ve kimse olmadığını düşündü. Derin bir nefes alıp torbadan bir kurdun kafasını çıkardı, onu oymaya başladı. Bir süre sonra işi bitirdi ve kurdu torbaya geri koydu. Melo, bu dehşet verici sahneyi unutmaya çalıştı. Hızla yerden kalktı ve eve doğru koşmaya başladı.
Eve geldiğinde, gözüne kendi torbası çarptı. Torba, adamın taşıdığı torbayla aynı renkteydi. O an yaşadıklarını hatırladı ve midesi bulandı, kusmaya başladı. "Bu tohumlarla ne yapmam gerekiyor?" diye düşünmeye başladı. Sonra bir fikir geldi aklına: "Acaba bu tohumları ekmem mi isteniyor?"
Ertesi sabah, erkenden kalktı ve elindeki tüm tohumları farklı yerlere dikmeye başladı. Her bir torbayı ayrı bir yere ekti ve yerlerini işaretledi. Toplamda 19 torba dikmişti. Üç gün geçti, tohumlara özenle bakıyordu ama henüz görünürde hiçbir şey yoktu. Bir hafta daha geçti, hala bir şey yoktu. Üç hafta boyunca hiçbir gelişme olmadı. Umudunu kaybetmek üzereyken, bir sabah kalktı ve ekili alanlara bakmaya gitti. Hepsinin büyüdüğünü görünce sevinçten yerinde duramadı. Başarmış olmanın verdiği mutluluk tarif edilemezdi.
Ancak bu olayın burada bitmediğini biliyordu, çünkü bir ayı bitmek üzereydi. Her gün kalkıp etrafta dolaşıyor, kaçış yolu bulmaya çalışıyordu. İçinden sürekli tekrarlıyordu: "Ben ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. YAŞAMAK İSTİYORUM!" İçindeki coşku, sanki beş kişinin coşkusuna bedeldi. Ancak hala çözemediği bir şey vardı: "Neden beni buraya aldılar? Ne yapmak istiyorlar? Ne için?"
Bu sorunun cevabını da bulacağına emindi.
Bir sonraki bencede devam edecek😅
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar