Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yeniden merhabalar.

Beni az çok tanıyorsunuz zaten artık, çok göz önünde olan, zaten bilindik filmler önermemeye çaba gösteriyorum, bu Bence'mde de bu minvalde filmler olacak. 2,5 milyon oy almış 9,2'lik bir film beklemeyin, kuytuda kalmış unutulmuş şeylerin tozunu almaya çalışıyorum. Yani Shutter Island ya da a Beatiful Mind yok listemde, peşinen uyarayım.

Filmlerimize gelince, içinde yaşadığımız zamanı nazara alınca, bizlerin de kahramanı olmamız ihtimalinin çok uzak olmadığını, her insanın hayatın getirdiği zorluklar ile yaşadığı travmalar neticesinde içindeki delinin kontrolünü kaybedebileceğini gösteren, psikolojik vakaları anlatan filmler olacak listemizdekiler.

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Michelle Hodkin'in dediği gibi, "Her insan biraz delidir, sadece bazıları bunu diğerlerinden daha iyi saklar."

Sözümüzü de paylaştığımıza göre artık listemize geçebiliriz.

İşte O Filmler!

Hour of the Wolf - Kurtların Saati

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yılı : 1968

IMDB : 7,6/10

Yönetmen : Ingmar Bergman

Kurtların saati nedir bilir misiniz? Filmin afişinde yer alır aslında açıklaması.

Kurtların saati, gece ile gündüz arasında kalan zaman, birçok insanın öldüğü, uykunun en derin olduğu saat, kabusların en gerçek olduğu, uykusuzlar insanlara en derin korkularının musallat olduğu, hayaletlerin ve iblislerin en güçlü olduğu zaman. Ayrıca çocukların çoğunun doğduğu vakittir Kurtların Saati.

Ressam Johan ve hamile karısı Alma yazlık evlerinde vakitlerini öldürürken, Johan'ın başı gördüğü sanrılar, gel gitler ile derttedir, öyle ki adamcağız korkudan şafak sökene kadar uyuyamaz, Alma da kocasının durumuna üzülür ve yardımcı olmaya çalışır, ancak bir süre sonra o da sanrılar görmeye başlar, karı kocanın bu halleri en sonunda gerçekler ile sanrıları ayırt edememeye kadar varır.

Uyarı: Film korku olarak da anılır, şahsi görüşüm "Ödünüzü Koparacaktır", bu yüzden izleyecek olursanız bu uyarıyı göz önünde bulundurun.

Prozac Nation

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yılı : 2001

IMDB : 6,3/10

Yönetmen : Erik Skjoldbjærg

Öncelikle belirtmek isterim ki filmin adı tam bir Türkiye sloganıdır. Var mı oralarda bir yerlerde antidepresan kullanmayan? Varsa öne çıksın!

Bu bizim aile mottomuzdur, Birimiz Prozac, Prozac Hepimiz İçin!

Şaka bir yana, film aslında oldukça sarsıcıdır, zaten yeterince yara açacak sizde en azından biraz eğlenceli bir giriş yapayım dedim, aman ne eğlenceli oldu sormayın.

Lizzie başarılı bir yazar adayı, öylekiHarvard Gazetecilik Bursu kazanıyor ve üniversitede eğitime başlıyor, aile bağları oldukça kopuk, zira anne ve babası 2 yaşında iken boşanmışlar ve babası olacak mendebur 4 senedir görmüyor kızını. Tüm bunlar birleşince ise Lizzie bu eğitimi bu iğrenç sosyal sınıftan, ailesinden kurtulma şansı olarak görmeye başlıyor. Ara ara geçmişe giderek anılarını izlettiriyor bize ve adım adım izliyoruz genç kızın psikolojisinin bu ağır travmalar altında ezilişini. Elbette çok ağır bir depresyon ile tamamlıyoruz bu gidişatı, uyuşturucu ile seks de giriyor kadraja ve genç bir kızın yerle bir olan hayatını izlerken biz de içimizde bir şeylerin kopup gittiğii hissediyoruz.

Sunset Boulevard - Sunset Bulvarı

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yılı : 1950

IMDB : 8,4/10

Yönetmen : Billy Wilder

Öncelikle filmin Amerikan Kongre Kütüphanesinde koruma altına alınan filmlerden olduğunu ve 11 dalda aday gösterildiği ödültöreninden 3 Oscar ödülü ile ayrıldığını belirtmek istiyorum.

Konusuna gelince, işleri ters giden genç senarist Joe Gillis alacaklılarından kaçarken Sunset Bulvarında sinemaya sesten önce girmiş ve yıldız olmanın tadını almış Norma Desmond'a ait olan eve girer. Kariyerinin bittiğini kabullenemeyen ve yeniden yükselişin hayali ile yanıp tutuşan Norma, kendisine bu imkanı sağlayacak senaryosu üzerinde çalışmaktadır. Kalacak, daha doğrusu saklanacak bir yere ihtiyacı olan Joe senaryo konusunda yardımcı olacağını söyleyince evde kalmasına müsade eder Norma. Saplantılı kişiliği ile akıllarımızda yer edecek olan Norma, zaman içinde Joe için ev sahibi olmaktan çıkacak ve genç adama aşık olacaktır.

A Woman Under Influence - Etki Altında Bir Kadın

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yılı : 1974

IMDB : 8,2/10

Yönetmen : John Cassavetes

Mabel kendisini ailesine adamış sıradan bir ev kadınıdır,. İnşaat işi ile uğraşan kocası Nick ile mutlu bir aile kurmuşlardır.. Kocasını mutlu etmek için elinden geleni yapan Mabel her ne kadar ikisi yalnızken bunu başarıyor olsa da, etrafta başka insanlar varken kontrolünü yitirir.

Durum iyice kontrolden çıkmaya başlar, Mabel'ın abartı, kontrolsüz hareketleri Nick'i korkutur, çaresiz kalan koca, karısını bir akıl hastanesine yatırır.

6 aylık tedaviden sonra evine döner Mabel, ancak işler yine Nick'in beklediği şekilde ilerlemez.

Hüzünlü bir filmdir aslında, izler bırakır seyircisinde. Mabel'ı da çok seveceksiniz ayrıca, Gena Rowlands'ın oyunculuğu fazlası ile keyif vericidir.

Ve böylece,

Geldik en ağır eserimize...

Requiem for a Dream - Bir Rüya için Ağıt

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!

Yılı : 2000

IMDB : 8,3/10

Yönetmen : Darren Aronofsky

Hayatınız boyunca izleyebileceğiniz en çarpıcı yapımlardan, bana kalırsa ruh sağlığı tam anlamı ile yerinde olmayanların izlememesi gereken bir film, nedenini de şöyle açıklayayım, bu filmi bir kere izleyecek, canınızın yandığını hissedecek ve belki unutmak için yıllarca uğraşacaksınız, çok büyük izler bırakacak sizde. Kırılma noktasına ulaşacak duygularınız. Hassas, kırılgan bir yapınız var ise, başka filmlere yönelin.

“Bu bir uyuşturucu filmi değil, bir canavar filmi, insanların kafasının içinde yaşayan bir canavar.” Darren Aronofsky

Filmin konusuna gelince, bir yanda geleceğe dair ellerinde hayallerinden başka hiçbir şeyleri olmayan üç uyuşturucu bağımlısı genç, Harry, Marion ve Tyrone. Diğer yanda Harry'nin televizyon bağımlısı yaşlı annesi.

Hayalleri ile birlikte hayatları da kontrolden çıkan gençler ve yaşadığı çaresiz, sefil hayatı izlediği televizyon programında gördüğü çekici hayat standartları ile kıyaslayarak kendi bağımlılığını yaratan kadının öyküsü muazzam bir şekilde beyaz perdeye aktarılmış.

Özellikle değinilmesi gereken hususlardan biri de filmin müzikleri. Clint Mansell tarafından hazırlanan müzikler başlı başına incelenmesi gereken bir husus.

Neyse bu kadar yeter, bu filmi anlatacak, bilgi verecek kelime dağarcığım yok sanırım. Bu bambaşka bir şey, her rengi barındıran ancak sizi bunları karıştırarak simsiyah bir tablo elde etmek zorunda bırakan bir film. O siyahlık da ömür boyu silinmiyor yüreğinizden. Bu kadarını bilin yeter.

Film fragmanı bu platform için çok uygun değil, bu yüzden sadece her kulağın aşina olduğu efsanevi besteyi bırakıyorum alta.

Evet, Bence'min bittiği kısma geldik.

İnsanların yaşamaya mecbur kaldıkları zor hayatlarca sürüklendikleri çıkmazların kişiliklerinde meydana getirdiği değişimleri, bozulan psikolojilerini, taşıyamayacağı yüklerin insanı nasıl bir hale getireceğini bütün çıplaklığı ile en iyi şekilde anlatan filmleri, sizler için elimden geldiğince seçmeye çalıştım. Umarım seçimlerim hoşunuza gitmiştir.

Çok da kafaya takmayın hayatı, anın tadını çıkarın, ne geçmiş müebbetiniz olsun, ne de yarının bugünü öldürmesine izin verin. Güneşin sıcaklığını hissettiğiniz an ile mutlu olun, çünkü tek gerçek anınız bu an. İyi davranın kendinize, sizi yine siz sevin, iyi ki varsınız, bunu bilin.

Herkese iyi seyirler diliyorum, sağlıkla ve mutlulukla kalın.

Kaynak:

http://www.bbc.co.uk/films/2001/01/16/darren_aronofsky_requiemforadream_160101_interview.shtml

https://www.indiewire.com/2009/12/decade-darren-aronofsky-on-requiem-for-a-dream-246133/

#felfire

Psikolojinin Ürkütücü Yanını Beyaz Perdeye En İyi Yansıtan Yapımlar!
Cevapla