Bugünkü konumuz can sıkıntısının yemek yeme davranışı üzerindeki biyolojik, psikolojik ve davranışsal etkileri.
Öncelikle basit bir soru soralım.
İnsan, doğası gereği nasıl beslenmek üzere tasarlanmış bir canlıdır?
Doğadaki herhangi bir canlıya baktığımızda şunu sorarız.
Bu canlı neyle besleniyor?
Günde kaç kez yemek yiyor?
Ne kadar enerji harcıyor?
Aslında aynı soruları insan için de sormamız gerekiyor.
Çünkü insan bedeni sürekli yemek yemek için değil, ihtiyaç duyduğu enerjiyi alıp onu kullanmak için tasarlanmıştır.
Fakat modern yaşamda ilginç bir değişim yaşandı.
Artık insanlar yedikleri gıdanın üzerinde yazan "Kaç kalori?" sorusuna odaklanıyor.
Oysa çoğu zaman asıl sorulması gereken soru şudur.
"Aldığım bu kaloriyi gerçekten harcayabiliyor muyum?"
İşte tam bu noktada can sıkıntısı devreye girer.
Çünkü açlık ile yemek yeme isteği aynı şey değildir.
Vücudun enerji ihtiyacı nedeniyle ortaya çıkan biyolojik açlık başka bir şeydir.
Can sıkıntısı, stres, yalnızlık, mutsuzluk veya alışkanlık nedeniyle ortaya çıkan yeme isteği ise bambaşka bir şeydir.
Birçok insan aslında aç olduğu için değil, zihnini meşgul edecek bir şey bulamadığı için buzdolabının kapağını açar.
Can sıkıntısı kısa süreli bir rahatsızlık hissi oluşturur.
Yemek yemek ise beynin ödül merkezlerinde geçici bir rahatlama sağlar.
Ancak bu rahatlama kalıcı değildir.
Can sıkıntısı geri döner.
Bu kez kişi yeniden yemek yemeye yönelir.
Böylece görünmez bir döngü başlar:
Canın sıkılır...
Yersin...
Yedikçe hareketsizleşirsin...
Hareketsizleştikçe daha fazla sıkılırsın...
Daha fazla sıkıldıkça yeniden yersin...
Bir süre sonra sorun açlık olmaktan çıkar, davranış haline dönüşür.
İnsan artık midesini değil, can sıkıntısını doyurmaya çalışıyordur.
Fakat can sıkıntısının iştahı yoktur.
Bu nedenle ne kadar yerseniz yiyin, aslında doyuramadığınız şey mideniz değil zihninizdir.
BÖLÜM 2- KALORİ NEDİR? ASLINDA NE SAYIYORUZ?
Peki sürekli duyduğumuz bu kalori tam olarak nedir?
Çoğu insan kalori denince aklına kilo aldıran veya kilo verdiren gizemli bir rakam geliyor.
Aslında kalori bir besin değildir.
Kalori bir enerji ölçü birimidir.
Metre nasıl uzunluğu ölçüyorsa, litre nasıl hacmi ölçüyorsa kalori de enerjiyi ölçer.
Kaloriyi bir otomobilin deposuna koyduğunuz yakıt gibi düşünebilirsiniz.
Yakıt olmadan araç hareket edemez.
Kalori olmadan da insan vücudu çalışamaz.
Kalp atamaz.
Kaslar hareket edemez.
Beyin görevlerini yerine getiremez.
Örneğin bir dilim ekmek yaklaşık 70-80 kalori enerji içerir.
Peki bu ne demektir?
İnsanların büyük bölümü bunu şöyle yorumlar.
"Demek ki bu kaloriyi şu kadar sürede yakarım."
Oysa işin önemli kısmı burada başlar.
Bir yiyeceğin 350 kalori içermesi ile o 350 kalorinin sizin vücudunuzda nasıl kullanılacağı aynı şey değildir.
Bunu otomobil örneğiyle düşünelim.
Bir araç üreticisi katalogda şöyle yazabilir.
"Bu araç 100 kilometrede 10 litre yakıt tüketir."
Bu bilgi yanlış değildir.
Ama eksiktir.
Çünkü yol düz müydü?
Yokuş yukarı mıydı?
Araçta kaç kişi vardı?
Bagaj dolu muydu?
Rüzgâr karşıdan mı esiyordu?
Klima açık mıydı?
Sürücü ekonomik mi kullanıyordu?
Aynı araç bile farklı şartlarda farklı yakıt tüketebilir.
İnsan bedeni de böyledir.
Bir gıdanın 350 kalori içermesi ölçülebilir bir bilgidir.
Ama sizin o 350 kaloriyi nasıl kullanacağınız bambaşka bir konudur.
Çünkü insan vücudu bir hesap makinesi değil, yaşayan bir biyolojik sistemdir.
DEVAM EDECEK...
Bir sonraki bölüm: 3-4
"Her İnsan Aynı Kaloriyi Aynı Şekilde Yakmaz"
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar