Azalan verim kanunu (Law of Diminishing Returns) aslen bir fizik kanunudur ve hayatın her aşamasında geçerli olduğu kanıtlanmıştır.
Mesela bir kaba su koyun. Şekeri çözün. Bir süre sonra su doygunluğa ulaşır ve ne kadar karıştırırsanız karışstırın çözünmez. Isıyı 1 derece artırınca bir kısım daha çözünür. Isıyı arırdıkça ilave şeker çözünür. Fakat öyle bir ana gelinir ki ısıyı ne kadar artırsanız da artık ilave şeker çözünmez hatta olay terse döner, bir miktar şeker dibe çökmeye başlar.
Sahip olmak da öyledir. Sahip olduklarımızın sayısı arttıkça verdiği mutluluk azalmaya başlar ve öyle bir seviyeye gelir ki değil mutluluk vermek, tam tersi olmaya başlar.
O yüzden bir şeye sahip olmaya kalkmadan önce defalarca düşünün. "Karşılığında kendimden neyi feda ediyorum?" diye düşünün. Sahip olacağınız her şey için kendinizden bir şeyi feda ettiğinizi, aldığınız malın fiyatının o şeyin bedeli olmadığını, bedelin kendinizden feda ettiğiniz bir şeylerin olduğunu görmek için olaya dahderinden bakmanız yeterli olacaktır.
Mutlu olmak insanın aklında, kalbinde, mutluluktan ne beklediğimiz ile ilgili. İnsan sahip oldukları ile mutlu oluyorsa bundan keyif alabilmesi önemlidir. İyi bir arkadaşının olması , onun kendini iyi hissetmesi, sizin verdiğiniz yürekten destek ile kendi değerini anlaması mutluluktur. İnsan var olduğu herşeyin değerini bilmeli ve de şükretmeli. Sağlıklı uyanmak, haber almak da mutluluktur. Çok ile yetinmekten ziyade; az ile ya da var oldukları yetinmeli. Küçük şeyler mutlu etmeli diye düşünüyorum. Mutlu hissetmemi sağlayan değerli insanlara da teşekkür ediyorum KS vesilesi ile tanıştığım arkadaşıma da.
Günaydın mutluluk ve alınancak güzel ders “Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm, ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar. “Şükretmek öyle bir erdemdir ki malınıza ve sahip olduklarımıza anlam yüklerken aynı zamanda zenginliğinizi fark etmeliyiz İçimizdeki sahip olma dürtüsüne dur demeyi öğrenmeliyiz
Mutlu olmak ;Mutluluğu yaşayacak kadar şeylere sahip olmak ile eş değerdir.. Her şeyi olan ve her imkanı kullanabilecek olan bir kişi eğer sağlığı yoksa hiç de mutlu olamaz.. Şaşaalı bir konakta , seviyesiz ve acımasız biri ile yaşamak insanı ne kadar mutsuz ederse, ufak bir kulubede sıcaklığı ve sevginin en yücesine verenle mutluluğun en ilerisini yaşar.. Yetinebildiklerimiz ile mutlu olabilmek her zaman mutlu olmamızı sağlar.
Bunuda çocuklardan öğrenmeli. Küçükken uzaktan kumandalı araba mucizeydi, ama biz hurdalıktan bulduğumuz rulmanlardan patenli araba yapardık. 10 cm lik bir çivi oyuncağın ve stratejinin kıralı olurdu, toprağa sablar, sapladığımız yerden çizgi çizerek birbirimizin çizgisinin Önünü kesmeye çalışırdık, bir fırılağımız yoktu ama tuğladan en güzelini yapardık, gazoz kapaklarını bilye yerine kullanız saatlerce mutlulukla oynardık. Şimdiki çocuklar çok şanaız bunlark öğrenemiyor.
İnsanlık tarihi boyunca, dünya üzerinden kimler geldi, kimler geçti... Bilim insanları, sanatçılar ve filozoflar dışında, kalıcı, eserleriyle yaşayan ve hatırlanan insan çok az. Onun için, hırs yapmaya gerek yok.
Sahip olduklarımızla yetinmeyi bilmeliyiz. Bir başkasının sahip oldukları bizi mutlu edemez. Küçük şeylerle büyük mutluluklar yaşarsak gerçek mutlu insanlar olabiliriz. Önemli olan başkalarının yaptığıyla değil kendi yaptıklarımızla yaşamalıyız.
En İyi Cevaplar