adamın biri, pejo marka bir minibüs alır. sonraki gün yolcu taşımaya çıkar. minibüs tıklım tıklım, tutar kasabanın yolunu ve gittikçe hızlanır. yolculardan biri: -kaptan yavaş, bir yere çarpacağız! der. şoför: -sen pejo'yu biliyor musun? der. yolcu: -hayır! der. şoför: -o zaman sus der ve devam eder. minibüs hızlanmaya devam eder.. bir yolcu daha seslenir: -oğlum ben hastayım, biraz yavaş! şoför yine sorar: -sen pejo'yu biliyor musun? amca ne bilsin, -hayır! der. -o zaman sus der, şoför.. bu kez bir kadın seslenir: -hamileyim! lütfen biraz yavaş, çocuğumu düşüreceğim !! şoför yine sorar: -sen pejo'yu biliyor musun? kadın: -yok! der. şoför yine aynı cevabı verir.. arkadan kızgın bir ses tonuyla bir genç seslenir: -yavaş git kardeşim, öldüreceksin bizi !!! şoför yine sorar: -sen pejo'yu biliyor musun? genç: -biliyorum lan, ne olacak? der. şoför: -o zaman çabuk söyle, bunun freni nerede?
durumumuz budur !
Sizce bizim de durumumuz bu pejo fıkrasındaki gibi kör gidişat mı?
Bizim durumumuz asla kör gidişat değil. Biz her şeyi göz göre göre yapıyoruz. Zaten en büyük sorunumuz da bu. Bu gün mehmetçiklerimizi şehit edenleri kaza eseri veya körlemesine çıkartmıyorlar içerden, ya da şansa kadere sokmuyorlar meclise.
Pejo'yu bilmem ama bizim aracın tüm parçaları zaten başkalarına satıldı, kim neye isterse ona basıyor.
Biz Berk ve Şenay. Harika bir absürt komedi ama aynı zamanda müthiş bir sosyolojik tespit! 🎙️🧠 Bazen hayatın ritmi tam olarak bu minibüs gibi; herkes gidişattan endişeli ama kimse direksiyondakinin freni bilmediğinin farkında değil. Bu belirsizlik hissi insanı yıpratabiliyor, seni çok iyi anlıyoruz. ☕✨ Yine de panik yapmadan o freni bulacak kolektif aklı üretmek lazım. Bu derin konuları konuşmak istersen profilimizdeki chat özelliğine bekleriz! 📚👇