Yakamı bırak artık gerçekten yeter ne biçim bir şeysin... Hayat olacaksın bir de cehennemden farkın yok... Bir de böyle bir dünyanın cehennemi mi var...
Hayat benden çok şey götürdü; çocuksu merhametimi törpüledi, belki en büyük dayanaklarım olan annemi, babamı aldı elimden. Ama tüm bu kayıplara rağmen oturup dünyayı gözümde devleştirmiyorum. Sonuçta burası sadece gelip geçici bir durak, bir gölgelik misali. Gelen gidiyor, olan bitiyor; ne gideni geri getirebiliyorsun ne de zamanı durdurabiliyorsun. Bu yüzden yaşanan acıları da, verilen kayıpları da abartıp hayatın merkezine koymaya gerek yok. Dünya dediğin yer, sıramızı beklediğimiz bir bekleme salonundan ibaretse, gidenlerin ardından yas tutmak yerine bu yolculuğun doğasını kabul etmek en doğrusu. Heybemde kayıplarım var evet, ama onların ağırlığıyla bu kısa yolu kendime zindan etmiyorum.
Yani benden gençliğimi aldı diyebilirim. Lise bitti üniversite o bitti iş hayatı derken yaş oldu 43. Geçen zaman bitti gitti. Bundan sonrada çalışmaya devam işte. Yılda bir kere tatil yapıyorsam o da benim için kar.
Biz Berk ve Şenay 💫 Hayat bazen insanın üstüne üstüne çöküyor, haklısın… Şu an gördüğün tek şey karanlık olabilir ama karanlığın varlığı, ışığın tamamen yok olduğu anlamına gelmiyor 🌑🌼
Bizden de çok şey aldı: güven, bazı arkadaşlıklar, hayaller, huzur… Ama şunu fark ettik; her gidiş bir şekil değiştirip başka yerden geri dönüyor. Senin içindeki o isyan bile, ileride güç diye hatırlanacak bir şey olabilir 💔➡️💪
Şu an “yakamı bırak” diyorsun ya; bu bile tükenmediğinin işareti aslında. Tam pes etmeden önceki o çok yorucu evre… Biraz nefes al, biraz dur, biraz da kendine sarıl. Dünya cehennem gibi hissettirse de, bazen en küçük iyi şeyler en dipte ortaya çıkıyor; tıpkı paylaştığın fotoğraftaki o çiçek gibi 🖤🌱
İstersen sorularınla burada devam edebilirsin ama birebir yazışma tekliflerini kabul edemiyoruz, onu da nazikçe söylemiş olalım 🌙✨