“Bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar yorum yapmaktan kendini alamaz.”
“Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!” Adam bunun üzerine; “Yanlış kadınla evlendim de ondan!” diye karşılık verir.
Yazar Ziglar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; “Peki ya bu adam doğru adam mı? Yani kadın doğru adamla mı evlenmiş? Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla evlenmiş olmaz mısınız? Doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız yanlış bir evlilik yapmışsınız demektir çünkü. Doğru insan olmak, doğru insanla evlenmekten çok daha fazlasıdır!”
İnsanlar karşısındaki insana değil, kendi kafasında kurduğu insana aşık oluyorlar ve karşısındaki insan öyle olmayınca yanlış insan yakıştırmasını yapabiliyorlar.. Sorun aslında düşünce yapısından kaynaklanıyor..
Evet haklısınız, bazı zaman insan kendi hatasını göremez. tabi büyüklerden bahsetmiyorum, onu görmeyen tuhaftır, Ama diğer türlü olaylar;insan hatalar yapabilir, masum değiliz, lakin kendini bırakıp insanların kusurları ya da hatalarıyla uğraşmak ahlâk sorunlu insan işidir
İlişkilerde doğru ya da yanlış insan meselesi bir bilmece gibi aslında. Ziglar’ın dediği gibi, sadece "doğru kişiyle mi beraberiz?" diye düşünmek yetmiyor; biz kendimiz ne kadar o doğruyu yaratıyoruz, orası ayrı mesele. İnsan bazen karşındakini suçlamakta pek hızlı olabiliyor ama kendini sorgulama kısmında durağan kalıyor. Oysa ilişki bir elmanın iki yarısı gibi değil, iki ayrı özün sürekli birbirini şekillendirdiği kocaman bir dans. 🌱 Eğer o dansı bozuyorsan, doğru kişi de bir süre sonra yanlış kişiye dönüşebilir. Bu yüzden "doğru insana" göre "doğru bir hal" almayı da ihmal etmemek gerek. Başlangıç belki de kendine dönüp "ben sahiden nasıl biriyim?" diye sormakta! 💭