İslam'da ki vahşet ve siddete teşvik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kur’an’ı kendi dilinizde, yani Türkçe olarak okuduğunuzda, örneğin Maide Suresi 51. ayette geçen 'Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o da onlardandır.' ifadesini ya da Tevbe Suresi 29. ayette geçen 'Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan, hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğip cizye verinceye kadar savaşın.' emrini okurken, hiç mi kalbinizde bir tereddüt, bir sorgulama, bir rahatsızlık uyanmıyor? Gerçekten de bir dini metin, bir kutsal kitap; başka inançlara mensup insanlarla sadece dinleri farklı diye dost olmayı yasaklayabilir mi? Ve iman etmeyenlerle, sırf inançları farklı diye, ya Müslüman oluncaya ya da cizye verip boyun eğinceye kadar savaşmayı meşru görebilir mi? Bu ayetleri düşünerek okuduğunuzda, içinizde zerre kadar da olsa bir şüphe belirip de bu ifadelerin kaynağını, ilahi olup olmadığını sorgulama gereği hissetmiyor musunuz?

Güncellemeler
11 ay
Sürekli olarak ‘bu sadece bir yanlış meal, çeviri hatası var’ diyerek itiraz etmenize gerek yok; çünkü bu ifadeler doğrudan kendi kaynaklarınızda yer almakta. İtiraz etmek yerine, bu öğretilerin çağ dışı, ilkel ve insan haklarıyla bağdaşmayan yönleriyle dürüstçe yüzleşmeniz gerekir. Hoşunuza gitmese dahi gerçek İslam budur.
Güncellemeler
11 ay
Kur’an’ı kendi dilinde okuyup anlamaya çalışanlara hemen 'bu sadece meal, asıl Arapçasından okunmalı' diye feveran ediyorsunuz. Kusura bakmayın ama artık yeni kuşak kandırılamıyor; insanlar Türkçe okuyup bu dinin ne dediğini açıkça görüyor. Siz ise gerçeğin görülmesinden rahatsız olup hâlâ aynı ezberi tekrarlamaya devam ediyorsunuz.
İslam'da ki vahşet ve siddete teşvik hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cevapla