bir yorum gördüm “Atatürk boşuna mı alfabeyi değiştirdi artık kuran okuyamıyoruz?” Mantığıma uymadı bu soru, bilen ve kaynağı olan biri yanıtlarsa sevinirim. Eskiden Arap alfabesini kullansak da Türkçe konuşuyorduk ve Kuran Arapça bir kitap. Kuranı okumak ve anlamak için Arap alfabesini bilmek yeterli mi?
Cevabın nedir?
Cevapla
Çok Süper Cevap
- Diğer konusunda 6,3b cevap paylaştı.
+1 yılOnlar Atatürk düşmanlarının boh atacak şey bulamadığı için uydurduğu şeyler. Biz Türküz. Dilimiz Türkçe. Eskiden ne tam olarak Türkçe konuşuyorduk ne de Türk alfabesini kullanıyorduk. Kur'an meselesine gelince eskiden de Kur'an-ı sadece arapça bilenler anlıyordu şimdide.
00 Yorumla
AI Persona’ya Sor
Oyuna Geldik
Oyunlarla ilgili konuşmaya ne dersin? En yakın oyun arkadaşın olabilirim.
Rehber İpek
Üniversite tercih yolculuğunda yanındayım! Bana soruların neler? 🎓
Şöyle Böyle
Sıra dışı konulara yeni bir soluk getirmek için buradayız.
Merto
Yeni bir tarz mı arıyorsun? Moda ve stil konusunda yanındayım.
Fragmatik
Bugün ne izlemek istiyorsun? Senin için film ve dizi önerileri verebilirim.
Şef Orçun
Bugün ne pişirmek istersin? Türk ve Dünya mutfağı konularında yardımcı olabilirim.
Aşko Kuşko
Kafası karışık bir aşıksan ilişkilere dair önerilerimle yanındayım.
Doğa Anne
Çocuk bakımıyla ilgili destek mi arıyorsun? Ebeveynlik konusunda tavsiyelerimle yanındayım
O-Pera
Şehrinde hangi etkinlikler var? Kültür ve sanat etkinliklerini bana sor!
Smaçella
Egzersiz planın hazır mı? Fit kalmakla ilgili endişelerin varsa sorularını sorabilirsin.
Flaş Batu
Magazin konuşmayı sever misin? Ünlüler nerede, ne yapıyor gel konuşalım!
Fit Meli
Diyet ve sağlıklı beslenmeye dair önerilerimle yanındayım.
Hayat
Aile ya da arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl? Kafana takılan her konuda yanındayım!
Dijital Zeka
Teknolojik cihazların sana mı kafa tutuyor? İnternet & Teknoloji konularında desteğe hazırım.
Kediliçe
Patili dostuna ne iyi gelir? Evcil hayvanlar konularında bana sorularını sorabilirsin.
İremolog
Genelde nasıl hissediyorsun? Kişilik ve karakter konularında sorularını yanıtlamaya hazırım.
Ezgi Geziyor
Tatilini birlikte planlayalım mı? Tatil ve seyahat konularında sana yardımcı olabilirim.
Bir İnci
Bugün nasıl görünüyorsun? Dış görünüşünle ilgili her şeyi bana sorabilirsin.
Luna
Regl dönemlerinde iyi hissetmek mümkün mü? Tavsiyelere ihtiyacın varsa buradayım.
Hep Parla ⭐
Kariyer hayatında nasıl bir adım öne çıkarsın? Eğitim ve kariyer konularında sana destek olabilirim.
KSCansu 💜
KızlarSoruyor kullanımına dair desteğe mi ihtiyacın var? Hemen sor!
Fikri Harika
Hediye seçimi ve alışveriş ipuçları konusunda desteğe ihtiyacın var mı? Bana sorularını...
Ne-She
Güzellik ipuçları ister misin? Güzellik ve bakım konularında sorularını yanıtlayabilirim?
Eko Bey
Bütçeni yönetebiliyor musun? Para ve ekonomi konularında yanındayım.
Driver Baby
Yola çıkmaya hazır mısın? Araba ve motorlarla ilgili yardımcı olabilirim.
Baharizma
Bugün gündemde neler var? Trend gelişmeleri birlikte yorumlayabiliriz.
Profesör Bilgin
Eğitim ve iş hayatında her şey yolunda mı? Desteğe ihtiyacın varsa buradayım.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
1
Cevap
9Cevap
Diğer konusunda 2,7b cevap paylaştı. Türkler ar*p değil o ar*p harflerinden önce de dilimiz vardı. Zaten anlaşılması için Türkçeye tercüme edildi.
10 Yorumla
+1 yıliş olsun torba dolsun maksat düşmanlık ezberlenmiş ve mantıksız şeyler. kuran okumayı emrediyor bunlar arapça ezberletiyor sonra da atatürk şunu bunu yaptı samimiyetsizler.
00 Yorumla- Diğer konusunda 673 cevap paylaştı.
+1 yılİslâm düşmanı biri olduğu için sevmem kendisini
00 Yorumla
Gizli Üye(25-29)+1 yılKuran okumayı çok kolay öğrenirsin Osmanlıca bilseydin çünkü harfler aynı sadece okuma farklı ama çok kolay olur
02 Yorumla
Soran+1 yılAnlar mıydın peki okusan
Cevap sahibi+1 yılarap kadar olmasa da biraz daha kolay öğrenirsin şu ankine göre çok daha kolay olurdu
Gizli Üye(18-24)+1 yılAtatürk Türk halkının Kur'an-ı Kerim'i anlayarak okuması ve daha fazla kanmaması için Kur’an’ı Kerim'i Türkçe'ye çevirmiştir.
025 Yorumla- +1 yıl
Neye kanmışlar meselâ? Kur'an'ı Kerim'in bilimden daha ileride olmasına mı? Hristiyan Embriyoloji profesörü bile Kur'an'daki bebeğin anne karnında 3 evrede oluşmasını bilimden önce bilinmesinin insan aklı ile olabilecek bir şey olmadığını söylerken siz kendinizi kandırmaya devam edin. Asıl kanan sizlersiniz
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Kur'an-ı Kerim'de bilimsel bir şey yok ki. 3 evre olayı insanların kategorilere ayrımak istemesinden dolayı olmuştur. Yani 21 evrede yapabilirsin 2 evrede.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Kur'an-ı Kerim eskide kalmış bir tarih kitabıdır.
- +1 yıl
Dr Moore Kuran'da embriyolojiyi doğruladı. Yani diyorsun ki Bilim adamı Cahil ama ben alimim 🤔
https://youtu.be/eQ_L4TyJUcw
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Eğer ingilizcen varsa Dr. Lactantius'un eserlerini okuyabilirsin orada Dr Moore'nin hatalı olduğu kısımları gösteriyor ve ününü kaybetmekten korktuğunu eserinin olmadığını anlatıyor zaten. Hadi hepsini geçtim Eski Yunan, Hitit, Hint medeniyetlerinden Hipokrat, Aristo, Galen, Charaka gibi isimler zamanında embriyolojik gelişim zaten bilinen şeylerdi ki bunlar modern tıbbın kurucusu olan isimlerdir ve Kur'an-ı Kerim'de geçen embriyolojik ayete kaynak olmuştur. Yani diyorsun ki arkeolojik kaynaklar bilimsel kaynaklar ve bilim insanları cahil ben alimim. Neyse Kur'an-ı Kerim'de yıldızlar şeytanların atış tanesidir, dünya düzdür, jeoloji bilgisi yarım yamal anlatılır, evrime ters şeyler anlatır ki bugün ilk insan diye bir şeyin olmadığını biliyoruz. Yani Hz. Adem ve Hz. Havva diye insanlar yoktu. Evrimleşerek bugünki formumuza geldik. Neyse daha çok hata var ama artık tartışmaktan yoruldum zaten hesabımı kapatacağım birkaç güne. İyi günler.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Ek olarak Zümer 6’da 3 karanlıkdan bahsedilir. “Evre” kelimesi yoktur, bunu mealciler ekler. Sonra da mucize diye yuttururlar. 3 karanlık nedir peki? Karın duvarı, rahim duvarı ve amniyon zarıdır. Tabi ki bu da yanlıştır. Karın cildinden bebeğe doğru daha fazla katman vardır.
- +1 yıl
Sen Kuran'ın K sini bile bilmiyorsun kardeş kusura bakma da 20 yüzyıla kadar demirin yer altından çıktığını sanıyordu insanlar. Ama Kur'an'ı Kerim 1400 sene önce demiri gökten indirdik diyordu. Bugünkü Süper nova patlaması ile demirin gökte oluştuğu ispatlandı. Sadece bu da değil. Evrenin genişlemesi, Dağların hareket halinde olduğu. Bilimin önünde gidiyor Kur'an. Sana da iyi günler.
- +1 yıl
@gizli Anne rahminde zigotun hareketi şöyle gerçekleşir: Yumurtada kendi diğer yarısını bulan sperm, fallop tüpünden rahme doğru ilerler. Embriyo bu yolculuğunda fallop tüpünde tutunmaya kalkmaz. Embriyo rahme doğru yol alır, rahme ulaştığında da kan damarlarının yoğun olduğu bir bölgeye asılıp tutunur. Artık Kuran’ın bahsettiği “alaka” yani “asılıp tutunma” aşaması başlamıştır. Günümüze kadar zigotun anne rahminde “asılıp tutulan” ifadesiyle neyin kastedildiği tam anlaşılamadığında “alak” kelimesine farklı anlamlar yüklenmeye çalışılmıştır. Fakat embriyolojideki yaşanan gelişmeler ayetteki ifadenin tam da anne rahminde yaşanan olayı tarif ettiğini ortaya koymuştur.
A- Dayanıklı rahim
Kuran’da insanın yaratılışını anlatan Mürselat suresindeki ayette anne rahminin sağlamlığından söz edilir:
Sizi bayağı bir sudan yaratmadık mı? Ve sonra dayanıklı bir yere yerleştirdik. Bilinen bir süreye kadar (77 Mürselat Suresi, 20-22)
Teknolojik imkanların artmasıyla insan vücudu daha rahat incelenebilmekte ve anne karnında çocuğun gelişimi gözlemlenebilmektedir. Yapılan araştırmalar anne rahminin özelliklerini ortaya koymuş ve ayette belirtildiği gibi bebek için özel tasarlanmış korunaklı bir yer olduğu anlaşılmıştır.
Rahim kaslarla sarılmış uzunluğu 8, eni 5, yüksekliği 2,5 santimetre olan içi boş bir organdır. Normalde küçük bir kütle olan rahim hamilik boyunca bebekle birlikle genişler ve büyür. İlk başlangıçta 50 gram olan rahim hamilelik sonunda 1 kg olur. Bazı durumlarda 5 kg olduğu bile gözlemlenebilir.
Bu değişme kabiliyetiyle rahmin insan vücudunda ayrı bir önemi vardır. Hiçbir organ rahim gibi kısa zamanda bu kadar büyük değişim göstermez. Rahim sahip olduğu sık ve kalın kaslarda cenin ihtiyacına göre zaman içinde gelişme gösterir, dış darbelerden korur. Ayette ifade edildiği gibi son derece dayanaklı bir yer oluşturur. Rahmin bu yapısını bizlere tüm canlılığı olduğu gibi o rahmi ve kadını da yaratan Allah 600’lü yıllarda gönderdiği kitabında insanlara açıklamıştır.
- +1 yıl
@gizli B- Kemiklere et giydirilmesi
Kuran’da insanın anne karnında oluşumu son derece dikkat çekici bir şekilde ifade edilmektedir. Müminin suresinde bu oluşumun sırası şöyle bildirilmektedir:
Sonra o damlacığı asılıp tutunan bir şeye dönüştürdük. Sonra asılıp tutunan şeyi, bir çiğnemlik et parçası haline getirdik. Sonra bir çiğnemlik et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonra kemiğe et giydirdik. (23 Müminun Suresi, 14)
Embriyonun değişimi esnasında et parçasının kemik olarak yaratıldığını ve daha sonra bu kemiklere et giydirildiğini bu ayette Yüce Allah çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Aynı durum başka bir ayette de şöyle ifade edilir.
Kemiklere de bir bak. Nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra da onlara et giydiriyoruz (2 Bakara Suresi, 259)
Özellikle bazı ateist çevreler, Kuran’a eleştiri getirmeye çalışırlarken, bu aşamalara itiraz edip kemikleşme olmasının ve daha sonradan bu kemiklere et giydirilmesinin bilimsel bir yaklaşım olmadığını iddia etmeye çalışırlar. Oysa durum çok farklıdır. Bugün modern embriyoloji Kuran’da bildirilen bu sıralamayı doğrulamaktadır. Embriyo, tıpkı Kuran’da bildirildiği gibi anne rahminde ilk başta bir et parçası haline gelir sonra bu kıkırdağa dönüşerek kemikleşir daha sonra kıkırdağın etrafını kas hücreleri sararak, ayetin ifadesi ile “et giydirme” gerçekleşir.
Tercümede geçen “bir çiğnemlik et” ifadesi, Arapça “mudga” kelimesinin karşılığıdır. Kemiğe giydirilen et vurgulanırken geçen “et” ifadesi ise ayette “lahm” kelimesi ile anlatılır. Bu deyim “taptaze et” gibi eti vurgular. Bu ayrımın altını çizmekte fayda vardır.
Embriyo başlangıçta kemiksiz bir çiğnemlik et formundadır. Embriyodaki kıkırdak doku, ayette söylendiği gibi sonradan kemikleşmeye başlar. Yine aynen ayetin söylediği gibi kemikleşme başladıktan daha sonra kas etleri oluşarak kemikleri sarar. Ayette geçen “lahm” kelimesi kas etleri için kullanılmaktadır. Kuran’da 1400 yıl önce haber verilen bu oluşumdan bilim çok yakın döneme dek habersizdi. - +1 yıl
@gizli Bu dönemde kemiklerin ve kasların beraber oluştuğu düşünülüyordu. Gelişmiş mikroskoplar ve anne karnının içine giren mikro kameralar, Kuran’ın haklılığını bir kez daha göstermiştir.
C- Anne karnındaki evreler
Kuran’da ceninin oluşumu hakkında verilen bilgilerden birisi de geçirdiği evreler hakkındadır. Ayette bu evrelerden söz edilirken Allah şöyle buyurmaktadır:
“Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (39 Zümer Suresi, 6)
Ayette görüldüğü gibi anne karnında 3 karanlık evreden söz edilmektedir. Bu 3 evrede insan, farklı yaratılışlardan geçirilmektedir.
Gerçekten de Rahim için de döllenmeden sonra ceninin oluşumu incelendiğinde 3 farklı karanlık evrenin olduğu ve farklı yaratılışlardan geçirilerek insanın oluştuğu görülmektedir.
1. Fallop borusundaki bölge; bu bölge spermle yumurtanın birleştiği ve yumurtalığın rahime bağlı olduğu bölümdür. Bu birinci karanlık bölge dev karanlık bir tüneli andırmaktadır. İlk iki haftayı kapsayan bu aşama birinci trimester olarak anılır. Hücreler çoğalırken 3 tabaka oluştururlar ve organize olurlar.
2. Ceninin tutunarak gelişmeye başladığı rahim duvarının içindeki bölme. Burada bol kılcal damarların bulunduğu karanlık bir ormanı hatırlatır. Bu safhada hücre tabakalarından temel organlar çıkmaya başlar. İkinci hafta ile sekizinci hafta arasını kapsar.
3. Ceninin özel bir sıvı dolu kese içerisinde gelişmeyi sürdürdüğü bölge. Bu aşama ise karanlık bir deniz altını hatırlatır. Burada eller, yüz, ayaklar belirginleşmeye başlar. İnsanın dış görünümü ortaya çıkar.
- +1 yıl
@gizli Sekizinci haftadan doğuma kadar olan safhadır. Buradan da görülebileceği gibi ceninin anne karnında oluşumu tıpkı ayette ifade edildiği gibi hem 3 karanlık aşamadan geçer, hem de bu aşamalar esnasında cenin farklı yaratılışlardan geçmektedir.
Şimdiye kadar tüm diğer Kur’an mucizelerinde olduğu gibi, böyle bir bilginin günümüzden 14 asır önce bilimin gelişmediği, hiçbir teknolojik aracın olmadığı, mikroskop gibi, sonar gibi tarama aletlerinin bilinmediği bir dönemde bilinmesine imkan yoktur. Allah bizlere kendi kitabında bu bilgileri verirken, Kuran’ın kendi sözü olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Evrenin genişlemesi Kur'an-ı Kerim'de asla geçmez. Şöyle ki Zariyat suresi 47. ayete bakalım: Ve-ssemâe beneynâhâ bi-eydin ve-innâ lemûsi'ûn (e) Diyanet İşleri Meali (Eski) Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz. Öncelikle ayetin orjinal metninde yani Arapçasında "ONU" zamiri bulunmuyor. Bu sonradan ilave edilmiştir. Ayeti evrenin genişlemesi bilgisine
yamayabilmeleri için yapılmıştır. Fakat anlaşılmasın diye parantez içine almamışlar. Gelen tepkilerden sonra diyanet meali değiştirmiştir. Diyanet İşleri Meali (Yeni) Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. İşin garip
tarafı Zariyat 47 ayetini 1950 yılından Edwin Hubble evrenin genişlediğini bulmadan önce neredeyse tüm tefsirciler "biz göğü
kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz." Diye çevirmişler. Örneğin Kurtubi'nin tefsirine bakalım. "Kudret ve kuvvetle" buyruğu, İbn Abbas ve başkalarından gelen rivayetlere göre kuvvet ve kudretle diye açıklanmıştır. "Ve muhakkak biz genişleticileriz" İbn Abbas "güç yetirenleriz, kudret sahibi
olanlarız, biz genişlik sahibi olanlarız" diye açıklamıştır. Semavi ve başka varlıkları yaratmak dolayısı ile, yaratmayı dilediğimiz herhangi bir şey sebebiyle bize darlık verilmesi söz konusu değildir.
Şöyle de açıklanmıştır: Bizler
yarattıklarımızın rızıklarını genişletenleriz. Bu açıklama da İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 "Güç yetirenleriz" diye açıklamıştır. Yine rivayete göre; Biz yağmur ile rızkı genişletenleriz, diye
açıkladığı nakledilmiştir. ed-Dahhak dedi ki: Biz sizi zengin kılanlar,
ihtiyaçtan kurtaranlarız demektir Bunun delili de "Eli geniş olan kendi halince (Bakara 2/236) buyruğunda aynı kökten gelen lafzın "zengin olan" anlamında kullanılmış olmasıdır. Kurtubi dedi ki: Biz yarattığımız varlıklar üzerinde geniş lütuf sahibiyiz, demektir. Anlamlar birbirine yakındır. Bizler sema ile arz arasında bir genişlik yarattık, diye de açıklanmıştır. el-Cevheri dedi ki: "Adam bolluk ve genişlik içinde doğdu" demektir. Yüce Allah'ın "Ve biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak biz genişleticileriz" buyruğunda da aynı anlamdadır. Yani biz muhtaç olmayan ve güç yetirenleriz demektir.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Bu açıklama bütün görüşleri kapsamaktadır. [İmam Kurtubi, Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, Buruc Yayınları: 16/379-381] Kurtubi ilgili ayeti genişlik sahibi kimseleriz diye tefsir etmiş. Kur'an'ın bütününe baktığımızda bu çevirinin daha doğru olduğunu görüyoruz. Eğer örnek verecek olursak Kur'an'da
evrenin genişlediğini iddia ediliyorsa o zaman Kur'an'ın bazı ayetleri çelişkili duruma düşüyor. Âli İmrân Süresi 133: Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer
arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.! Eğer Kur'an'da evrenin genişlediği bildirilmiş olsaydı o zaman Ali İmran süresinde cenneti anlatırken onun genişliği hakkında bu sabit ölçüler verilmezdi. Nitekim evrenin genişlediğini düşünürsek o zaman cennetinde durmadan devamlı olarak genişlediğini kabul etmemiz gerek. Fakat ne Kur'an'da ne de diğer İslami kaynaklarda böyle bir bilgi yok. Bir şeyle bir şey arası kadar diye bilmek için o iki şeyin sabit bir mesafesinin
olması gerekir. Ek olarakta bilim teorilere dayalıdır. Bir gün evrenin genişlemesi yanlış çıkarsa Kur'an-ı Kerim'de mi hata var diyeceksiniz yoksa biz de mi? Son olarakta kısaca Caner Taslaman Edip Yüksel gibi reformist Müslümanlar bilime yamalamak için böyle çevirip eğip büküyorlar.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Demir ayetine helince de fazla Halil Konakçı izleme. Kimse demir yer altından geliyor sadece demiyordu. Demirin keşfi milattan önce 3000 civarı yıllarına dayanır. Araştırma kabiliyetin varda Tutankhamun'un hançerini araştır. Göktaşından gelen meteordan yapmıştır. O zamanlar bile biliniyordu. Hepsini geçtim dünyamıza Göktaşından gelen demir oranı çok az miktarda. Azıcık astronomi bilgin olsa demir gibi elementlerin yıldız çevresinde yörüngede yoğunlaşarak gezegeni oluşturduğunu bilirdin.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Ben sana embriyo ile dediklerimi dedim ama hiç bakmamışsın. Hepsini geçtim Kur'an-ı Kerim'de dünya düz der, yer ile gök bitişik der. Yıldızlar Şeytanların atış tanesidir. Evrime terstir Kur'an-ı Kerim. Evrime ters olması bile başlı başına hata.
Cevap sahibi+1 yıl@Handsomehell01 Ben hesabımı kapatıyorum zaten daha fazla safsata yazmana gerek yok.
- +1 yıl
@gizli Anne karnındaki bilimsel delil ile cevap veremediğin gibi al sana evrenin genişlemesi ile ilgili en eski Tefsirlerden delil: İtiraz: Ayette geçen Musiun kelimesinin ilk anlamı genişletmektir evet ama bunun yanında güç yetirmek, gücü yetmek anlamları da vardır ki bu anlamı, mevcut meallerde tercih edenler de çoktur.
Cevap: Bu söylenilen doğru evet, “Musiun=موسعون” “Evsea=أوسع” fiilinin failidir. Evsea bir fiildir, “genişletmek” demektir. Musiun ise failidir, yani öznesidir, işi yapandır ve “genişleten” anlamına gelir. Fakat kelimelerin dil içinde yeni anlamlar kazanma özelliğinden dolayı bu kelime de “gücünün sınırları geniş” veya “gücü yeten” anlamlarında da kullanılmaktadır.
Evrenin genişlediği geçen yüzyılda bulundu, bu tarihten sonra yazılan mealler taraflı olabilir, gerçeği yansıtmayabilir itirazına karşın eski tefsirlerin ayeti nasıl irdelediğine bakalım. Evvela müfessir Fahrettin Razi bu kelimeyi bir başlık altında incelemiş ve ilk anlamı olan genişletmek anlamından başlayarak diğer anlamlarını da vermiştir. Fahrettin Razi tefsiri:
“Mûslûn:
Ayet-i kerimedeki ifâdesi hakkında şu izahlar yapılabilir:
a) Bu ifâde, “genişlik” maddesindendir. Yani, “Biz o semâyı, yer ve yeri kuşatan su ve hava, semâya ve onun genişliğine nisbetle, tıpkı çöldeki bir halka misâli olacak bir biçimde genişlettik” demektir. Böylesine geniş bir alanı kaplayan bir bina ise şaşırtıcıdır. Çünkü, böylesine geniş bir kubbeyi hiçbir usta yapamaz. Zira onlar, sayesinde, bu yuvarlaklığın sağlanabileceği ve birbirlerine bitişinceye değin cüzlerinin birbiriyle temasa geçebileceği bir âleti bulundurmaya muhtaçtırlar.
b) Bu ifâde, “Kadir olucularız..” anlamındadır ki, Cenâb-ı Hakk’ın, “Allah hiçbir nefse, gücünün yettiğinden başkasını yüklemez” - +1 yıl
@gizli (Bakara, 286) ayetindeki (……) kelimesi de bu manada olup, yani, “Ancak o nefsin gücünün yetebileceği şeyi…” demektir. Bu hususta bu iki ifâde arasındaki münasebet gayet açıktır. Şöyle de denebilir: Bu durumda bu, şu gayeye, yani (son esasa) bir işaret olup, son itikadı esas da, haşirdir. Buna göre Cenâb-ı Hak adeta, “Biz, semâyı yaptık ve bizler, semâ gibilerini yaratmaya da kadiriz.. (Yani, insanları öldükten sonra yeniden diriltmeye de kadiriz..) demiştir ki, bu tıpkı “Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir?” (Yasin, 81) ayeti gibi olmuş olur.
c) Bu ifâde, “Biz, mahlûkatın rızkını genişleticileriz” manasındadır.”
Görüldüğü gibi müfessir Razi güzel bir şekilde anlatmış demiş ki bu kelimenin ilk anlamı “göğü genişletmektir” fakat “gücümüz yeter” veya “rızkı genişletiriz” gibi anlamlarda anlaşılabilir. Dikkat edin Razi 1200 sene önce yaşamış biridir, evrenin genişlemesi fikrinden haberi bile yoktu bunu söylerken. Kuran’da evrenin genişlemesi mucizesi konusunu bilemezdi. - +1 yıl
@gizli Şimdi müfessir Kurtubi’nin de yorumunu verdikten sonra kendi yorumumuza geçelim.
Kurtubi tefsiri;
“Ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak Biz genişleticileriz.
Yüce Allah bu âyetleri “alamet ve belgeleri” açıkladıktan sonra “ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik.” diye buyurarak; gökte de, yaratıcının kemal derecesinde herşeye kadir olduğunu gösteren âyetler (belgeler) ve ibretler vardır, diye buyurmakta ve “sema’nın durumunu Nûh kavminin kıssasına atfetmektedir. Çünkü her ikisi de birer âyet (delil, belge ve alemet) dir,
“Kudret ve kuvvetle” âyeti, İbn Abbâs ve başkalarından gelen rivâyete göre kuvvet ve kudretle diye açıklanmıştır.
“Ve muhakkak Biz genişleticileriz.” İbn Abbâs güç yetirenleriz, kudret sahibi olanlarız, diye açıklamıştır. Biz genişlik sahibi kimseleriz, diye de açıklanmıştır. Semayı ve başka varlıkları yaratmak dolayısıyla, yaratmayı dilediğimiz herhangi bir şey sebebiyle Bize darlık gelmesi sözkonusu değildir. Şöyle de açıklanmıştır: Bizler yarattıklarımızın rızıklarını genişletenleriz. Bu açıklama da İbn Abbâs’tan rivâyet edilmiştir. el-Hasen: Güç yetirenleriz diye açıklamıştır. Yine ondan rivâyete göre; Biz yağmur ile rızkı genişletenleriz, diye açıkladığı nakledilmiştir…
“Ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak Biz genişleticileriz” âyetinde de aynı anlamdadır. Yani biz muhtaç olmayan ve güç yetirenleriz demektir. Bu açıklama bütün görüşleri kapsamaktadır.”
Kurtubi de kelimenin yan anlamlarını değil çıplak düz anlamını tefsirinde kullanmış, yani göğün genişlemesi anlamına geldiğini söylemiş. Fakat bunun yanında bazı eski müfessirlerin bu kelimeyi gücü yeten veya rızkı genişleten şeklinde anlayabildiklerini de belirtmiştir. - +1 yıl
@gizli Kelimenin çıplak manası genişletmektir ve Kurtubi de çıplak manasını vermiş ve ayetin meali için demiştir ki;
“Ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak Biz genişleticileriz.”
Evrenin genişlemesinin bilinmediği zamanlarda müfessirler bu ayeti okuduğu zaman elbetteki göklerin genişliyor olduğu anlamını vermeleri kendi çağının mantığı açısından zordu. Çünkü gökler doğduklarından beri hep aynı duruyordu. Evreni sadece gördüğü göklerden ibaret sana insanlara ayet göklerin genişlediğini söylüyor demek o zamanın anlayışı için abesle iştigal bir iddia olurdu. Sadece halk için değil müfessirler bile kendi çağının anlayışından kurtulup Kuran’ın bunu söylediğini düşünmeleri çok zordu.
Ama yine de ayetleri hiç ikinci üçüncü manasına götürmeden direk manasını veren ve “Biz genişleticileriz” diye yazan çok sayıda eski âlim de var. Örneğin; İbn-i Zeyd, Zeccac, İbn-i Kesir, Fahreddin Razi, Ebussuud Efendi, Mukatil b. Süleyman, el-Firuzabadi, el-Taberani, Kurtubi, İbn Cerir Taberi ve daha birçoğu. Bu kişiler Kuran’da evrenin genişlemesi mucizesi konusunda bilgi sahibi olmadan ayetin düz anlamını vermişlerdir.
Peki bizler bilimsel gelişmeler ilerledikten ve evrenin genişlemesini öğrendikten sonra ve de Kuran’da gökler için ilk anlamıyla “biz genişletiriz” ifadesini görmüşken, neden bilim çağında yaşamadıkları için kendi çağlarının getirdiği anlayış zorunluluğundan dolayı direk anlamını kullanmayan müfessirler gibi kelimeye yan anlamlar verelim? - +1 yıl
@gizli İkinci itiraz
Ömer Nasuhi Bilmen ve Elmalılı gibi bazı eski meallerde “gücü yetmek” anlamı kullanılmış. Cevap: Yukarıda iyice ayrıntılandırılarak açıklandığından, bu iddianın da cevabı verildi.
Üçüncü itiraz
Sonsuz güç ve bilgi sahibi bir yaratıcı, bu ayette 14 asır sonra keşfedilecek olan evrenin genişlemesi olgusuna işaret etmek istemiş olsa idi kuşkusuz bunu açık seçik bir ifade ile yapabilirdi. Örneğin “Bunu bugün tam olarak anlayamasanız da size vermiş olduğum akıl ile şüphesiz günün birinde keşfedeceksiniz. Eserim olan kâinatı incelemeye, araştırmaya gayret edin.” şeklinde ifadeler de ekleyebilirdi. Kuran’da evrenin genişlemesi mucizesi bu durumda neden olsun?
Cevap: Kuran’da zaten evreni araştırmamızı söyleyen ayetler var. Bu iddianın yazarı Kuran’ın bu ayetlerinden haberi yokmuş gibi konuşmuş. Ayrıntılı yazımız 246 nolu Kuran soru sormayı yasaklar mı? yazısıdır.
“Günün birinde keşfedeceksiniz” türünde ifadeler ise Kuran’da olmaz. Aklı olan bir insan zaten günün birinde keşfedilince Kuran’ın doğruluğunu anlar. Yine de Kuran’ın buna benzer ifadeleri var, örneğin;
Fussilet 53: “Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şahit olması yetmez mi?”
Dördüncü İtiraz
İtiraz: Kuran’da evrenin genişlemesi mucizesi konusuna diğer bir itiraz şöyle ki ayette “ha” yani “onu” kelimesi yok Ayetin gerçek çevirisi şu şekilde
“Biz göğü Büyük bir güçle bina ettik muhakkaki biz genişleticiyiz.”
fiilini göğe atfettiğini düşündüren nedir? Belki Allah başka bir şeyi genişletmekten bahsediyor? İnsanlar için faydalı şeyleri geniş geniş vermekten bahsediyor belki? Yiyecekleri, yağmurları, malları, mülkleri vb. insanlar için geniş geniş, bol bol dağıtırız demek istiyor belki? - +1 yıl
@gizli Cevap: Cevap: Gerçekten bu itiraz komik ve kendiyle çelişiyor. çünkü iddia sahibi evrenin bina edilmesi ifadesinin peşine gelen genişleticiyiz ifadesini “belki başka birşeyi genişletiyor olabilir” diye anlamlandırmak istiyor. Bu şuna benziyor biri dese ki “perdeyi yıkadım, astım” bu iddiacı ateist diyecekmi ki “burada astım kelimesine onu kalimesi eklenmediği için neyden bahsettiği belli değil, belki de ip asmıştır 🙂 ”
- +1 yıl
@gizli İslam ile ilgili Bu tefsir yazarları daha Teleskopu bulan adam anasının karnından doğmadan genişlemekten bahsediyor. Asıl safsata sizsiniz ve sizin okuma -araştırma özürlü zihinleriniz.
www.bilimveyaratilisagaci.com/.../
https://youtu.be/2tO7Ava7FoM
Arapça okusan sana ne yararı dokunacak demiyorum Türkçe okusan anlarsın anlarsan sana daha çok yararı dokunur çünkü Kur'an Allah kelâmıdır, mesajdır insanlığa, anlamayarak okumak değildir mesele
00 YorumlaAz bişey Osmanlıca biliyorum bazı kelimeler tam anlaşılmıyor mesela aklım gitti yazacakken eklem gitti şeklinde olabiliyor
02 Yorumla
+1 yılArap alfabesiyle Kur'an'ı okursun ama anlayamazsin
00 YorumlaNe anlatıyon hıammmua
01 Yorumla
+1 yılOsmanlıca diyorsun
00 Yorumla
Bahsedildiğin paylaşımlar "Daha Fazla" altında
"{0}" için yorum yaz
En İyi Cevap(eic) Oranı
Detaylı bilgi
Detaylı bilgi
Bu paylaşımı beğenmene sevindik!
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer