Her yerdeler; ambarda, tarlada, odalarda, dayanamıyoruz artık. Dışarı çıkamaz olduk. 10'a yakın kişi öldü. Çok korkuyoruz, gündüz dahi evlerimizden çıkamıyoruz.
Bu sözler 1833 yılında Bulgaristan' ın Tırnova kasabasında kaydedildi. Tırnova o zamanlar Osmanlı yönetiminde. Her şey bir gece ansızın başladı. Önce bazı evlerin kilerlerin de buğday çuvalları talan edildi. Başta herkes hırsızlar zannetti fakat bu farklı bir şeydi. Buğdaylar, unlar çalınmıyor aksine yere dökülüp ıslatılıyordu. Artık insanlar üzerlerine yorgan alamaz olmuştu. Çünkü yorganlar da ıslanıyordu. Yemekler toprağa karışıyor ve kasaba da 1 ay da 10 kişi aynı şekilde gece ıssız sokaklarda yürürken ölmüştü.
Halk sokağa çıkamaz, perdeden dışarıya bakamaz oldu!
Sadece gündüzleri dışarı çıkılıyor, onda da işini halleden koştur koştur evine gidiyordu. Bu artık böyle olamaz, bir çözüm bulunması gerekiyordu. En sonunda köyün ileri gelenleri bir evde toplandı ve bunun bir cadı istilası olduğuna karar verdi. Osmanlı Dönemi’ nin en ünlü cadı avcısı Nikola efendi çağrıldı. Fakat başlıktan da anlaşılacağı gibi burası bir köy ve halk zar zor geçiniyordu. Nikola efendi halktan belki tüm evlerin kazancını aşan bir para istedi cadıları def etmek için. Aşağı yukarı, sağ sol derken pazarlık yapıldı. Köylü elinde avucunda ne varsa Nikola efendiye verdi.
Hazır mısınız? Asıl olaylar şimdi başlıyor!
Nikola efendi ve beraberindeki heyet mezarlığa doğru yol almaya başladı. Amaçları cadıların yattığı mezarları tespit etmekti. Nikola efendi kendi yöntemleri sonucu iki mezar keşfetti. Bu mezarlar Osmanlı Devleti’ ni bu zamana kadar belki iç işlerinde en çok parçalayan ocaklardan birine aitti: Yeniçeri ocağı. Dönemin halka en kötü davranan 2 askerinin mezarıydı bu mezarlar. Abi- kardeş mezarıydı. Tetikoğlu Ali ve Abdi Alemdar. Hırsızlıktan, tecavüze, zorbalıktan, haraç kesmeye, rüşvetten, cinayete kadar aklınıza ne gelirse bu adamlardaydı. Nikola Efendi hemen bu 2 mezarın açılmasını emretti. Fakat bir sorun vardı, köylülerin bazıları akli dengelerini yitirmeye başlamıştı. Hızlı olunması gerekiyordu. Hızlıca mezarlar açıldı, her bir kürekte halk boğuluyormuş gibi oluyordu.
En sonunda mezarlar açıldı ve 2 sağlam ceset bulundu!
Cesetler kıllarından, tırnaklarına kadar duruyordu. Tırnakları ve saçları uzamış, gözleri kan çanağıydı. Nikola hemen vakit kaybetmeden cesetleri köye götürdü. Kalplerini kaynar sularda haşlattı ve bedenlerine odunlar saplattı. Fakat aradan 1 gün geçmesine rağmen hala cadı istilaları devam ediyordu. Nikola efendi hemen yeni bir talimat verdi ve yeniçerilerin bedenleri yakıldı. Köyü ağır bir insan eti kokusu sarmış ve bu sırada bile akli dengesini yitirenler olmuştu. En sonunda köy cadı istilasından kurtuldu. Nikola Efendi kahraman ilan edildi ama ne fayda? Tarlalar bitmiş vaziyette, çalışan işçilerin çoğu ölmüş vaziyetteydi. Yeniçerilerin külleri mezarlarına döküldü ve üzerine toprak atıldı. Bir daha kimse o mezarlığın yanından bile geçmedi. Hatta köy taşınmak için gerekli mecralara başvuru bile yapmış fakat kimseyi inandıramamışlardı.
Aslında bakarsan, yazıp yazmama konusunda bende kararsızdım. Rivayet olduğunu düşündüm ki, hala çok az da olsa düşünüyorum ama google de tırnova olaylarıyla alakalı çarpıcı bilgiler bulunca dedim az da olsa doğruluk payı vardır herhalde yazayım. Keşke sabah okusaydın ama sağlık olsun :D Düşünmeden uyumaya çalış.
Hep Siyonistlerin Osmankı,'yı yıkma olanlarıdır bunlar. Bu cadılar Sultan Abdülhamid'i öldürmek için Mustafa Kemâl tarafından gönderilmiştir. Olayda cadıları Osmanlı'da kışkırtan da Kılıçdaroğlu'nun. Hep Kılıçdaroğlu'nun oyunları bunlar.
Hep Siyonistlerin Osmanlı'yı yıkma planlarıdır bunlar. Bu cadılar Sultan Abdülhamid'i öldürmek için Mustafa Kemâl tarafından gönderilmiştir. Olayda cadıları Osmanlı'da kışkırtan da Kılıçdaroğlu'dur. Hep Kılıçdaroğlu'nun oyunları bunlar.
En İyi Cevaplar