Ezan: Müslümanların namaz vaktinin geldiğini bildiren çağrıdır!
Bilindiği üzere ezan konusunda sürekli siyasetçilerin meydanlarda bu konuyu polimik haline getirmesi bir hayli üzücü. Ezan; islam dininin müslümanları ibadet vaktinin geldiğini bildirmek için okunan davettir. Hz. Muhammed(S.A.V) ve sahabiler istişare yaparak çağrının insan sesi olması kararına varmışlardır.
Bilal Habeşi'nin okumasıyla başlayan ezan çağrısı günüme kadar gelmiştir. Dikkat edin ezan; bir çağrıdır! Arapça ezan okuyun diye bir emir gelmemiştir haktan. Namaz vaktinin duyrulması gerekliydi ve bu şekilde karar alındı. O günün geçerli olduğu dil kullanıldı. Türkçe ezan islama bir küfür değildir.
Küfür olmuş olsaydı Osmanlı, "Türkçe ezan" çalışması yapmazdı!
Tanzimat fermanı ile birlekte köklü rejim değişikliğine doğru giden osmanlı, ezan ve kur'anı kerim'in Türkçeleştirilmesi adına da adımlar atmıştır. Öncüsü olarak Ali Suavi gösterilmiştir. Galatasaray mektebi sultaniyesi müdürlüğüne getirilmesi ile türkçe vaazları, "Ayasofya" kürsüsünden okumuştur. Daha da fazları namazların türkçe kılınması konusunda da tartışmalar olduğu görülmüştür. (bkz. Lisan ve hatt-ı Turki) İlk kez okunan Türkçe ezanı, Macar edebiyatçı İgnaz Kunoş: "Yoktur tapacak, Çalabtır ancak!" diyerek müezzinlerin ezanı bu şekilde okuduğunu dile getirmiştir.
Ziya Gökalp'de "Türkçe ezan ve Kur'an" değişikliğinin arkasındaydı!
II. Meşrutiyet döneminde de dinin Türkçeleştirilmesi konusunda tartışmalar ve adımlar devam etmiştir. Ziya Gökalp; ezanın ve Kur'an-ı Kerim'in Türkçeleştirilmesini savunanlar arasındaydı. (bkz. Vatan Şiiri)
Mehmed Ubeydullah Efendi'nin Türkçe namaz kıldırma talibi!
II. Meşrutiyetten sonra da devam eden Türkçe Kur'an yazma çalışmaları devam edilmiş, dergi ve kitap olarak basılmıştır. Ayrıca Mehmed Efendi Talat Paşa'dan namazı Türkçe kıldırmak istediğinde bulunmuştur. Zamanın şartları nedeniyle kabul olmamıştır.
Şu an M. Kemal Atatürk'e hakaretler edilmekte. Tüm bunlar onun yüzünden diyerek suçlanmakta. Atatürk Türkçe ezan için gerekli araştırmayı yapmış ve caiz onayını alıp, Türkçe ezanı okutmuştur.(1932) Sıkıntının başladığı nokta, İsmet İnönü'nün Arapça ezanı yasaklamasıyla başlamıştır.(1941)
Kanunlaştırma Refik Saydam'ın başbakan, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı olduğu dönemdir.
Atatürk geçmişi göz önünde tutarak hareket etmiştir. Şeriat ile yönetilen Osmanlı zamanındaki girişimlerin devamını getirmiştir. Alın size Türkçe ezan diye bir şey söz konusu değildir. Okuduğunuz için:
Türkçe Ezan Konusunda Gündeme Getirilmeyen Gerçekler!
Bir şeyi ne kadar gizemli, ne kadar anlaşılmaz kılarsanız radikal inanış o denli artar.
Dikkat edin, bırakın ezanı, cumalardaki hutbelerde dahi önce Arapçası, sonra Türkçesi okunur. Halbuki orada bulunanların -en iyi ihtimalle- %90'ı Arapçasını anlamayacaltır, okunmasına lüzum yoktur.
Ama yoook! Dedim ya, bir defa anlaşılmaz kılıncak ki, imanda aşırılığı arttıralım.
Biz yine iyiyiz. Zamanında Farsça için Osmanlı'da "kim bilirse Farısi, gider dinin yarısi" diye saçma sapan bir söz varmış.
İşte beyinle iman etmeyince diller kutsallaştırılıyor ya da hor görülebiliyor böyle.
o zamanlar halk cahildi aslında şimdide pek bir farkı yok ama dini sömürüyorlar ve halk hiçbir şey anlamıyordu. Bu yüzden ezanın türkçe okunmasına karar verildi
En İyi Cevaplar