Bütün Hikayem Budur!

2 Yıldır bu sitede idim. Dile kolay 2 yıl, yüzlerce hesap, yüzlerce farklı ben, fakat artık kendimi açığa vurma zamanı geldi, çünkü elveda vakti de geldi. Size tüm içtenlikle anlatacağıma dair, yemin ediyorum.

Ağır bir bebektim
Bütün Hikayem Budur!

Ayların en güzeli olan, Nisan ayının 7. gününde, güneş yeryüzüne yakınken, öğle vaktinde dünyaya gelmişim. Ağır bir bebek olarak dünyaya geldiğimi inkar etmeyeceğim. O kadar çok şirin ve tuhaf gelmişim ki, ailenin ilk çocuğu olduğum için belkide kim bilir...

2 yaşında iken bazı anılarımı hatırlamıyor değilim
Bütün Hikayem Budur!

Babamdan korkardım, balkonda delik arardım kaçmak, sığınmak, gizlenmek için. Bir keresinde evin içinde uçağımı alevlere vermiştim, korkup 2. kattan aşağı onu fırlatmıştım. Çok ürktüğümü tekrar belirtmekte fayda var. Bazen annemin başı ağrırdı, gidip onu sakinleştirmek için masaj yapardım, evet ben bunu 2 yaşında iken yaptım.

Daha sonra işler yolunda gitmedi ve annemle babam ayrılmak zorunda kaldı
Bütün Hikayem Budur!

Her şey bir anda değişmişti, o evden gidiş görüntülerim 2 yaşında olmama rağmen hala aklımda. Yoldayken düşürdüğüm oyuncağım fakat arabanın benim için durmaması, hala aklımda bana kalan bir miras. Üstelik çok çalışkan, ders ve öğrenmeye aç birisi olduğumu nasıl inkar edebilirim?

Ve büyümeye başladım
Bütün Hikayem Budur!

Sıkıntılı bir süreç, ve sıkıntılı anlara tanıklık eden bedenim idi belki de, çünkü ruhum her şeyden habersiz bir kelebek gibiydi. Dokunsan kırılacak kadar kırılgan bir yapısı olduğunu hatırlıyorum. Birileri tarafından yapılan büyüler sonrası, hasta oldum. Gözlerimden yaşlar, ıslaklıklar dinmedi. Anımsıyorum, geceleri yatağımda gördüğüm karıncaları, beni uyutmayan zihnimi, üzülüyor derin bir sancılara kapılıyorum.

Büyümeye devam etti bedenim, annem parçalanmış bir kadın gibiydi
Bütün Hikayem Budur!

Onla ilgili anılar kafamda silinmiş flaş görüntülerden ibaret olsa da, delicesine anımsamak... Evet anımsıyorum bunları. Ben yine de ona masaj yapmayı asla bırakmadım. Devam ettim bu inceliğe. Biraz daha büyüyüp okul çağına geliyor idim. Etrafımda az çok birkaç arkadaş da edinmiştim, sizlere kalan son çocukluk mirasım ise, şu fotoğrafta ki benden başkası değil.

Okul başlamıştı
Bütün Hikayem Budur!

Herkes ağlıyor, herkesin etrafında velisi vardı. Benimki ise çalışıyordu, ben ise tek başımaydım. Ne bir gözyaşı aktı gözlerimden, ne de sustum delice. İlk okul öğretmenimi sevmiştim. Düşünenebiliyor musun bu durumu? Bir gün ona çok bakmıştım, 1. sınıftım henüz, ve beni yanına çağırıp öpmüştü. O kadar çok mutlu olmuştum ki, bunun tarifesini asla edemem, asla portresini çizemem, benim için büyüleyici bir andı.

İlk okul bittikten sonra, ortaokul geçtiğimde ise, ilk defa ciddi kilo problemleri karşılaştım
Bütün Hikayem Budur!

Bu arada hayatımda tek hem aşık olup hem sevdiğim kız olan, bir kıza aşık olmuştum. Simsiyah gözleri ve simsiyah saçları içinde bir kızdı bu. Konuştum ve konuşmayı kesmiştik. Fakat 8.sınıf geldiğimde, fiziğim oturduğunda, genç bir insan olduğumda bu kıza duyduğum aşk, bir gün onun da bana bir anlık yıldırım gibi üzerime inmesiyle, tekrar aşkım alevlendi.

Her şeye rağmen geride kalmış bir beraberlik olarak bana miras kaldı, anılarımız
Bütün Hikayem Budur!

Ondan ayrılmıştım, ondan sonraki her insanı hayatıma sokup, nedensizce çıkardığım gibi, tıpkı. Diplomamı almıştım. Liseye başlayacak olmamın gayreti ve azmi ile bunu kalbimin en derinliklerinde hissedebiliyor idim, ve derin bir sessizlik ile lise yıllarım başladı.

Lisedeki ilk yılım dostlarımı tanımam ile geçti
Bütün Hikayem Budur!

Rezil bir yıl diyebilirim, ucu açık koskoca yılı sadece 4-5 arkadaşım ile geçirdim. Fakat lise 2 daha başkaydı. Acıların en büyüğünü ve en ıstıraplısını o dönemde çektim. O dönemde yaşadım, o dönemde iliklerimde akan kanımda hissettim. Derin bir sessizliğe gömülen kalbim, sancılar içinde ağlıyordu gerçeklerle.

Lise 2'nin yaz dönemini spor salonunda geçirip biraz stres attıktan sonra hayatımı baştan aşağı değiştirecek olan lise 3 yılına giriş yaptım
Bütün Hikayem Budur!

Ekim ayıydı. İçimde bir sıkıntı belirdi. Bazı geceleri uykusuz geçirdim, bazı geceleri ise ağlayarak. Çünkü bir şey vardı evrende, ve gel beni bul, diyordu. Fakat hiçbir harita vermedi bana, her şeyi düşe kalka öğreneceksin der gibi. Bir başıma ormanda bıraktı beni. Aradım, sevgili insanlar... Aradım o şeyi. Bu yol içerisinde bu siteye yeni üye olmuş tüm insanları tanımak adına yüzlerce insanla konuşmuştum, tarot fallarından her şeyi denedim, tüm insanlığın psikolojisini analizlerle çürütmüş olduğum halde içimdeki delicesine arama hissi bitmedi,dinmedi,durulmadı.

Ve doğum günümden birkaç gece önceydi
Bütün Hikayem Budur!

Rüyamda bir rüya gördüm. Birisi bana: Şükretmiyor musun? dedi. Garip bir şekilde irkildim sabah. Ertesi gece ise, Rüyamda ölüyor, ve daha sonrasında bembeyazlıklar arasında bir yerde ucu sonu olmayan bir yerde kendimi buluyor idim. Sabah uyandım ve derin bir hüzün ile karşılaştıktan sonra İbadet etmeye, namaz kılmaya başladım. Haziran ortasına kadar bunu yaptım. O kadar çok açtım ki öğrenmeye, delicesine ve istekli bir biçimde bunu yaptım.

O kadar çok rüyalar görüyordum ki, o yaz delirme noktasına gelip, paranoyaklaştığımı anladım
Bütün Hikayem Budur!

Dolunay geceleri, üst üste 2 kez rüyamda dolunayın ters yerden doğduğunu görüyor, bazı geceler namaz kılıyordum rüyamda. Bitmedi bunlar ve daha çok delirdim. İnternetten indirdiğim müzikler, aslından uzak farklı bir müzikler, sanki bana mesaj vermek istiyor gibisinden idi. Daha çok delirdim ve Eylül ayında bir karar alıp, yeni şeyler acımı dindirmeyi amaçladım.

Felsefe...
Bütün Hikayem Budur!

Felsefe ile uğraşmaya karar verdim, lise 4 yıllarım idi, ve felsefeye başladım. Okul o kadar boş ve tuhaf geliyordu ki, insanlarda bunun üstüne baharattan farkı yoktu. Tam 6 ay. Yazı yazdım. Yüzlerce belirli konular hakkında denemeler yazdım. Antik Yunanistan dan girip, günümüz felsefesine kadar, 50 belki daha fazla. İnsanlar ders çalışırken, İnsanlar sevgilisi ile öpüşürken, insanlar bana deli gözüyle bakarken ben felsefe çalıştım. Ben okudum, sorular sordum insanlara, her şeyi sorguladım, ta ki dinimi hariç. İnanmayan ateistlere dahi, kendimden ödün vererek, Allah'ı tanıttım onlara. Bazıları inandı o ayrı.

Bir gün o kadar çok bunalmıştım ki, ben okulu bırakıyorum dedim, arkadaşlarıma
Bütün Hikayem Budur!

Ve çıktım. Okulun kapısındaki güvenlikçiye ise, okulu bırakıyorum aç kapıyı dedim. Adam şaşırdı, ve kapıyı açtı. Delicesine yürüdüm biliyor musun? tüm sokakları yürüyordum, gözlerimi yerden kaldırmıyor, yağan yağmurla beraber sükunete boğuluyordum. Bir kadından simit alıp sahile ilerledim, çok durgun ve düşünceliydim. Hayatımı değiştirecek gün olarak, bu gün olması beni çok derinden sarsıyor idi. Bu gün hayatım değişmişti. Anneme okuldan ayrılıp, açık liseye kaydolmak istediğimi belirttiğimde evde kıyamet tecelli etmişti.

Beni kimse anlamıyor, köşelerde sıkışmış bir bitki gibiydim
Bütün Hikayem Budur!

Oksijen isteyen bir varlığı anımsatıyordu gölgem. Ve bir gün okuldayken cuma namazı için okuldan kaçmaya karar verdim. Bu Allah için yapıyor idim. Ve kaçtıktan sonra namaz sonrası, açık öğretim için Halk eğitime gidip bilgi aldım, anneme danıştım ve kabul etmişti. Bu arada şunu söylemede fayda var, okulda eğitim adına hiçbir şey yoktu, anadolu lisesi olmasına rağmen. Öğretmenlerimle sürekli tartışır, beden eğitimi dersim 45 olduğu için teşekkür belgesi alamayan bir insan idim. Zira, beden eğitimi dersi yüzünden, diğer gereksiz dersler yüzünden ilim, bilim yolunda ilerleyemiyor, sitem ediyordum. Çok üzülüyordum, köleleşmiş zihinlere, insanlara ama ne zaman dile getirsem, deli gözüyle baktı sevgili arkadaşlarım.

Ve acılarım tekrar başlıyordu ocağa doğru
Bütün Hikayem Budur!

Yine bir şeyler aramam gerekiyordu. Delirecek gibiydim. Bu arada rüyalarım o kadar farklılaşmıştı ki, köprü ile aynı hizada olan sudan, bir gün öldüğümü gördüm rüyamda. Azrailin gelip, bacaklarımdan kafama doğru ruhumu örttüğünü, sanki 0 derece olan havada, titreyip, terden dolayı üşüyen bir hal içerisinde canımı aldı. Ve rüyamda birisi bana dedi ki, Kadınlarla ilgilenme fazla, ayrıca Felsefeye ayırdığın zamanı dine ayırsaydın... Bu rüyayı dikkate almadım ve felsefeye devam ettim. Bir gün dedim ki Allah'a, bırakıyorum felsefeyi. Bu adamların mantıksız evreni anlama gayeleri umrumda değil, senin yolundan gideceğim. Ve defterimi çöpe atmıştım. Fakat pişman olup geri aldım. Ve büyük bir hata yaptığımı 1 hafta sonra lanetlendiğimi öğrendikten sonra anlayacaktım.

O 1 hafta boyunca, kibirlenme oldu bende
Bütün Hikayem Budur!

Allah'a,peygambere herkese karşı kibirleniyor. Aileme karşı zararlar veriyordum. Çok değişmiştim. Evden yine yaz günlerine ait paranoyak sesler, haykırış,ağlama sesleri yükseliyordu geceleri. Korkmuyordum. Alışmıştım. Ve içimde çok büyük delik açıldı, anlamıştım lanetli olduğunu defterin. Çünkü bir çöplükten almıştım, tıpkı cinlerin orada yaşadığı gibi, evdeki o sesler onun haykırışı, ve Allah'a ettiğim sözü yerine getirmemiştim. Hemen secdeye kapandım ve tövbe ettim. Yatağa geçtim, ve ayak parmaklarımdan bacaklarıma kadar titreyerek ayaklarımdan boşalma hissi oldu. Garipti, ve ne olduğunu anlayamadan tüm olumsuz hislerim ortadan kalktı.

Fakat bundan sonraki gördüğüm ardı ardına 3 rüya
Bütün Hikayem Budur!

Asla unutamayacağım. O günün ardından ilk gece rüyamda, yaşlı bir adam gördüm sokakta, bitkin haldeydi. Kulağına gidip Fatiha suresini okudum. Ve adam mutlu oldu ve bana dedi ki: Tebbet suresini biliyor musun? hayır dedim. Ertesi gün anlamına baktım pek bir şey yoktu. Ve o gece yine bir rüya gördüm. Bu sefer şeytanı gördüm. Onunla sohbet ettim, ben soruyor, o cevaplıyordu zihnimde. Dünyada 150 yıldır var olduğunu, dünyayı çok sevdiğini söyledi bana. Aşağıki dünyayı sevmediğini, oraya iman edip gitsem bile mi? dediğimde ise, bilemeyeceğini söyledi. Ve en son ona bu kadar Allah'ı sevmeme sebebini sorduğumda ise bana: Ben onun kovulmuş meleğiyim. Dedi, ve uyandım. 3. Gece rüyamda ise, ölüyordum. Gözlerimi açtığımda sorgu melekleri başımda, Müjdeler! Cennete giriyorsun dediler, ve ezan okundu rüyamda. Sonra cennete girdim, onlara çok çabaladığımı falan söylüyor iken, Allah'ı görmek istediğimi söyledim. Onlar ise bana, hayır o görünemez. Bazı günler istisna dedi. Sonra bir ışık beni bacaklarımdan yukarı doğru gövdeme ışık verdi, ve Allah kendini gösterdi(tabi ki rüyada gösterdi, gerçeklikle başdaştırmıyorum) 1 gezegen olan halkanın içine 3 tane dolunay görünümünde bana doğru ilerliyordu. Müthiş sevindim, ve o rüyada Hazreti Süleymanı da görmüştüm.

Bu noktaya kadar size hayatımdan birkaç şey

Telefon rehberimde herkesi sildim. Hiçbir insan bana gerçekten özgür olduğunu hissettirmiyor, ve hepsi köleleşmiş ruhları ile beni hataya zorlayan yapılar içindeler. 3 yıl önce Facebook dahil tüm hesaplarımı kapattım. Bu sitede yüzlerce insan tanıdım. Psikolojik, gerek felsefik olarak. Onun dışında özel hayatımda hiçbir insanı bırakmayarak terk ettim onları. Ve fikirlerimi yazdım tanımadığım insanların zihnine. Zira unutmayın, bedenleriniz bir araçtır,-ruhlarınızı keşfedip, yaşamaya. Yaş, isim, şehir... hiçbirisi, hiçbir fiziğe bağlı madde beni tatmin etmiyordu insan ruhu kadar. Fiziksel görüntülerden uzak ruh ile ilgiliyim. İnsanlara olan merhametim ve vicdanım o kadar fazla ki, ne zaman kötülük işlesem, haklı bile olsam, derinden bir üzüntü içinde sarsılıyorum.

Tüm insanların psikolojisini çözüyor, ve onları affetmeyeceğimi dile getiriyordum

Çünkü bir çoğunun yaptığı hatayı göz ardı edemiyordum. Soruyor gibisiniz senin hiç hatan yok mu? yaşadığım bir doğa yok, nasıl hata yapabilir zihnim. İbadet ve bilim, ve ilim ile meşgul ruhum. Zaman bile kalmıyor. Fakat yinede yapmıyor değilim, ben de bir insan idim. Fakat içimdeki acı bitmedi. Hala beni arayan, ısıran bir yapıda tedirginlik vardı günlerdir, devam eden beni yaralayan. Çünkü son dakikalarımı oynuyordum. Bazı insanların yaptığı şeyleri gördükçe büyüyen yaram, artık bitmiyordu. Siyasi partileri desteklemez oldum, fanatizmi bıraktım. Zira herkesin doğruları kendile olduğu bir yerde, bir takımı destekleyerek onun uğrunda kendimi feda edemezdim. Ve sona yaklaştım

Bu geceyi asla unutmayın, 17 Şubat 2017 sabaha yaklaşan bir görünümde

Kendimi adayacak, kendimi ömrümün sonuna kadar yapacak bir iş, bir görev edindim, tanıklık ettiğim birkaç şeyden sonra. Tüm insanlığa yardımım dokunacak şeyler, tüm insanlığa en azından yüzünde bir gülümse olması için elimden ne geliyorsa yapacağım. İnsanlar, benim kardeşim. Sizleri sevmemek elde değil. Hatalarımız var, pekala. Fakat bizi ayıran cinsiyet, ırk, renk, din hepsine rağmen sen benim kardeşimsin, seni seviyor olacağım.

Cümlelerimi şöyle bitirmek istiyorum
Bütün Hikayem Budur!

Bir tek kişi kaldı hayatımda, o da bunu okuyunca anlayacak. Kendisiyle bu sitede tanışıp, aylardır telefonda konuşup. Bir ara diğerleri gibi zannedip, onu hayatımdan çıkarttığımda, onu o kadar derinden özledim ki. Bu bir aşk değil, bu bir sevginin en teselli haliydi benim için, o kişinin adını bilmenize gerek yok, belki cümlelerimin ıslaklığı bittiğinde belirtebilir parmaklarım. O kişiye duyduğum sonsuz güven ve masumiyet. Onu o kadar çok aradım ki isimlerindeki tüm hesaplara mesajlar yolladım sosyal medya da. Asla bulamadım. Ta ki bir gün bulana kadar, aradım açmadı. Ve ertesi sabah beni aradı. O sesindeki gülümseme, ve mutluluk hiçbir kadın da hissedemediğim duygulara yol açtı. Bu gece onu da bırakıyorum, çünkü tekrar geldiğimde asla bırakmamak için. Onu seviyorum, onu her şeye rağmen Saf sevgisini ve ruhunu seviyorum. Seni seviyorum Eda.

Ve bana gelirsek
Bütün Hikayem Budur!

Siz insanlara hayatımı, siz insanların yüzündeki bir nebze olsun mutluluğu resmetmek için, çabalayacağım. Tüm geçmişimin üzerime sinen, beni bırakmayan kötü ruhlara rağmen, sizi seviyorum. Siz benim kardeşimsiniz. Bunu asla aklımdan çıkarmayacağım. Hepinizi sevmeye devam edeceğim. Hepinizin mutlu olmasını istiyorum, bu mesajımı birçok kişiye yollayacağım 2-3 gün içinde ise gitmiş olacağım arkamda izler bırakmadan. Size son öğüt olarak cümlelerimi belirtmek istiyorum video da ki sesim eşliğinde.

Bütün Hikayem Budur!
Cevapla