Hikayemi nasıl buldunuz? :)

1. Bölüm


Yeni bir sabah daha..


Yataktan her kalktığımda bir acıyla uyanıyordum.. Kalbimin üstünde bir acı, boğazımı düğümleyen bir


acı.. Bugün annemi ve babamı kaybedeli 22 gün olmuştu.. tamı tamına 22 gün 6 saat.. Onlara bu kadar bağlı iken bir anda yok olmaları, kaybolmaları en kötüsü de bir daha gelmeyecekleri beni, içten içe karanlığa sürüklüyordu.. Bir anda teyzemin sesiyle irkildim


"Zeynep uyanmadın mı sen daha?".


"Kalkıyorum teyze"


Bir an önce hazırlanıp dışarı atmak istiyordum kendimi..diye düşünürken; "bugün okula gidicek misin"diye bir şeyler mırıldandı teyzem. Cevap vermedim, veremedim.. Ardından bir ses daha yükseldi arkalardan... eniştemdi o ses. "Kızım istersen Selim seni okula bıraksın".


Hikayemi nasıl buldunuz? :)



"Olur "dedim cılız bir sesle


Sanki Selim, benim yaralarıma iyi geliyordu..


Arabayla yola koyulduk..


Onun yanında elim ayağıma dolaşıyordu. Bülbül gibi şakıyan ben; onun yanında sus pus oluyordum.


Elini yanağıma koydu ve konuşmaya başladı.. "Zeynep sen benim,kardeşimsin senin üzülmene dayanamıyorum. seni bu halde görmeye dayanamıyorum" dedi


Bana kardeşim diyen birine bu duyguları hissettiğim için kendimden utanıyorum..


Hiç bozuntuya vermeden; yanağımın üstünden elini alıp tuttum,


"Daha iyi olmaya çalışacağım a'bey dedim".. Asla benim hissettiklerimi hissetmeyecekti.. çünkü o bana kardeşim gözüyle bakıyordu..


Selim..


Onun suratına bakmaya kıyamıyordum.. Malesef ki bu kardeş oynunu oynamak zorundaydım. Çünkü o benim yiğenimdi çünkü teyzemin kızıydı..Asla benim ona karşı hissettikleri mi o hissetmeyecekti..


2. Bölüm


Hayat devam ediyor...


Günden güne daha da iyi oluyorum sanki, içimdeki yaralar günden güne daha da iyi oluyor.. Onlar hayattan gitse de yine hayat devam ediyor... "Ona birşey olsa yaşıyamam" diyenler yine yemeğini yiyor yine uyuyor yine düşünüyor.. Hayatları kaldığı yerden sürüyor...


Biliyorum ki içimdeki acı hiç bir zaman geçmeyecek, ama biliyorum ki hayat devam edecek..


3. Bölüm


Sabah Selim'in kapıyı tıklatmasıyla uyandım. Saate baktığımda okula geç kalmıştım.. "hemen geliyorum" diyerek giyinmeye başladım


Selim 22 yaşındaydı.. Esmerimsi bir teni simsiyah saçları vardı diye düşünürken kapı bir kere daha çaldı...


"İçeri de girseydin"


Selim'in gülme sesleri içerden geliyordu


Aceleyle yola koyulduk.. Bu sessizlik benim sinirimi bozuyordu.. Pelin'i bıraktıktan sonra yine aynı sessizlik devam ediyordu.


Trafiğe kalmıştık.. Birşeyler söyleyecek gibi duruyordu.. Tam söyleyecekti: "Selim" dedim


Bana bakıp kafa salladı efendim dercesine.. "hiiç" dedim


Yine bir sessizlik..


"Şey.. zaten okula da geç kaldım beni sahile bıraksan?" diye sordum.


Hiç birşey söylemeden tamam dedi.


Bende geleyim mi demesini bekliyordum.. Ama o iki kelime çıkmadı ağzından..


Sahile geldiğimizde hiç birşey söylemeden arabadan indim. Yavaş yavaş yüremeye başladım. Dalga sesleri dinlediriyordu beni.. Normalde burada yüreyecek yer olmazdı.. Sanki herkes sözleşmişti benim için.. gitmişti ordan, yoktu kimse...


Yanımda bir adam belirdi(?) Kafamı çevirmemle Selim'in olduğunu farkettim. Birşey dememe fırsat kalmadan elini omzuma attı o koskoca sahili tek bir laf etmeden eli omzumda yürüdük...


Selim...


O kadar masum kimsesiz duruyordu ki..


Elinden oyuncağı alınmış bir kız çocuğu gibiydi...


Sende gel demesi demesini bekliyordum. o iki kelime çıkmadı ağzından.. Hiç birşey söylemeden indi arabadan. Camdan onu izliyordum, olur da arkasını dönüp bakar diye...


Çok sürmeden indim arabadan.. Yanına gittiğimde sanki benim geleceğimi biliyormuşçasına baktı..


Benim elim onun omzuna tüm sahili iki sevgili gibi yürüdük...


4. Bölüm

Akşama doğru eve gelmiştik.. Kimseler ortalıkta yoktu. Selim teyzemi aramıştı. Bir akrabasının vefat ettiğini bugün gelemeyeceklerini ve bana, Pelin'e


dikkat etmesini söyledi..


Pelin teyzemin küçük kızıydı. 10 yaşındaydı..


Pelin'in okuldan alınması gerekiyordu.


"Hadi hazırlan"


"Peki"


Yola koyulduk...


Nasıl olurdu bu? Selimle aynı evde beraber mi kalmıştık?


Eve geldiğimizde herkes ayrı koltuklara oturmuştu


"Ben yatıyorum Zeynep"


"İyi geceler"


Söylene söylene televizyonun karşısına geçtim. Neden böyle yapıyordu? Beni kardeşi olarak mı görüyordu gerçekten? Bana acıyormuydu yoksa?


Bunları düşünürken uyuya kalmışım.


Uyandığımda saat üç buçuğa geliyordu.


Önce mutfağa gidip suyumu aldıktan sonra yatağıma geçecektim..


Bardağa suyu koydum arkamı dönmek için bir hamle yaptım ki(!)


Selimle burun burunayız..


Hiç bir şey yapmadan bakıyordu, sadece bakıyordu, gözlerimin içi içine.. Beni severmişçesine..


Pat diye düşüverdi elimden su bardağı..


Eğildim cam kırıklarını toplamak için. Oda benimle birlikte eğildi.


Alelacele toplamaya çalıştım toplayabildiğim kadar,toplayabildiğimiz kadar..


Ah diye bir ses çıktı ağzımdan.


Elime cam kırıklarından birisi batmıştı kanıyordu sanki.. Gözlerim kararıyordu....


Allahım gerçekmiydi bu? Selim saçlarımı mı okşuyordu? yatağın bitişiğindeki koltuğa oturmuş bana bakıyordu... Bu an hiç bitmesin. saat dursun, dakikalar dursun, saniyeler, saliser dursun!


Uyandığımı görünce çekti nazikçe ellerini saçlarımdan...


Nasıl da güzel bakıyordu öyle.. Beni severmişçesine.


Beni mi izlemişti bu saate kadar?


Öksürük tutmuştu beni. Selim bir eliyle belimden kavrayıp nazik bir şekilde duvara yaslamıştı. Göğüsü kafama geliyordu.


5. Bölüm


Selim'den


Onunla sadece iki kelime daha fazla konuşabilmek için konudan konuyu atlıyordum.


şu an yanımda ki sandelyeye oturmuş yemek yiyor, yiyoruz. Arada sırada salata almak için kollarımız çarpışıyor, birbirimize bakıp sırıtıyoruz.


Dolma almak için uzandıkça daha çok yakınlaşıyoruz. Kokusu daha çok geliyor burnuma.. Garip bir kokusu var.. Tarifsiz, yeni doğan bebekler gibi..


Her yakınlaştığımızda teyzem gözlüklerinin altından altından bakıyor.


Düşündüğünüz üzere masada beraber değiliz. Teyzemler, kocaları ve çocukları var.


Büyük teyzem Neriman kısa bir sessizliğin arasından boğazını temizleyerek konuşmaya başladı;


Selimciğim


Efendim teyzeciğim


Sözümü kesmeden dinlemeni istiyorum... Yavrucuğum, artık yirmi iki yaşına geldin. Askerlik desende bitirdin. Biraz biraz evlenme vaktinde geldi. Uzun lafın kısası: çalıştığım şirkette satış danışmanı olan Elif adında bir kız var Su gibi berrak. Aile kızı. Tanımanı canı gönülden isterim.


Zeynep'i öksürük tuttu. İçmesi için su verdim ve konuşmaya başladım. Başlayacaktım daha doğrusu...


Eniştemden kahkaha sesleri geldi Aman Neriman.. Koskaca Zeynep varken ne yapsın Elif'i..


Bu sefer ikimizi de öksürük aldı.


"Yapma enişte, Zeynep benim için Pelin'den farksız."


Birden başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü.


Zeynep masadan izin isteyip, masadan bir kaç boş tabak alıp mutfağa doğru ilerlemişti.


Koltuklara geçtiğimizde aklım hala Zeynep'deydi. Hala salona da geçmemişti. Ben bunları düşünürken Zeynep'in kucağında küçük teyzemin oğlu Arda vardı. Arda, Zeynep'i öptükçe salon kahkahaya bürünüyordu.


Onları öyle görünce ister istemez yüzümde gülümseme oluştu.


Küçük eniştem Ahmet; "Zeynep yavrum Arda eline ne kadar çok yakışıyor" demesiyle bütün salon enişteme katılmıştı.


İster istemez Arda'yı kıskanmıştım sanki.


Büyük eniştem, "Selim oğlum teyzenle beni eve kadar bıraksan"


Benim cevaplamama kalmadan "tabii bacanak bıraksın tabii" dedi babam. Teyzemler paltolarını giyinirken annemden bir ses yükseldi. "Zeynep yavrum sende git Neriman teyzenleri bırakmaya" dedi. Zeynep bir an susakaldı. Susmasının ardından paltosunu alıp teyzemlerden önce çıktı.


Gözlerimin içine içine bakıyordu. Masada dediğim laftan dolayı gözleriyle cezanlandırıyordu sanki beni. Hoş. ben öyle düşünüyordum galiba. Kendi kendime kurup oynuyordum sanki.


Kısa bir sürenin ardından arabaya bindik ve yola koyulduk.


Sessizliği bozan teyzem Nerimandı.


+ Selim


-Efendim teyze


+Bugün dediklerimde gayet ciddiydim. Elif'le tanışıp konuşmanı isterim. Buğday teni, yeşile kaçan gözleriyle seni etkileyeciğini düşünüyorum. Bugün eniştenin Zeynep için dedikleride emin ol şakaydı. Daha Zeynep küçük. On dokuz yaşında. Siz abi kardeş gibi büyüdünüz. Ablam ve eniştemin emaneti o sana. Yarın şirkette ol. Öğle yemeğini sen, ben ve Elif yiyelim.


-Tabii ki teyze ha Zeynep ha Pelin. Bunun şakası bile olanaksız. Bakalım teyze yarın ne gösterir.


Teyzemleri öpmek için arabadan inmiştik. O sırada Ali çıkageldi. Bu çocuk Newyork'ta değilmiydi yahu? Teyzem hiç bahsetmemişti Ali'nin geldiğinden. Benimle yalandan el sıkıştıktan sonra kollarını Zeynep'e açtı.


Önce baştan aşağı bir süzdükten sonra "Bücürük, bu kadar güzelleşeceğin aklımın ucuna bile gelmezdi."


Zeynep'i yiyecek gibi bakıyordu. İçim içimi yiyordu. Yapabileceğim tek şey izlemekti.


Kendini zorlayaraktan gülücük yerleştirdi suratına.


"Ne zaman geldin. Hiç haber vermedin Ali?"


"Bunları yarın konuşalım bücür"


"Bana o sihirli rakamlardan bahsetmiyeceksin galiba?"


Kısa bir gülüşmenin ardından "beni güldürmeyi her zaman ki başarıyorsun Ali"diye konuştu.


Zeynep hadisene! diye bağırdım. Sesimin en gürcesine.


"Görüşürüz Ali" dedi


Sesini çıkarmadan sürücü koltuğuna yerleşti.


Kahretsin ki yine trafik vardı. Ve ben birine sataşmak istiyordum. Yoksa hıncımı çok fena Zeynep'ten alacaktım!


Cidden Zeynep, Ali'yi seviyordu. Yoksa niye adıyla hitap etsin. Beni kesinlikle abisi gibi görüyordu. Aklıma bir fikir gelmişti. Hadi bakalım!


+Zeynep


Ses çıkarmadı.


+Zeynep! dedim.


Olduğu yerde titredi.


-Efendim Ali? Ah pardon! Selim abi.


Bir bana Ali demesi için yutkundum bir de abi demesi için. Bu kız ne yapmaya çalışıyordu anlamıyorum! Masada kardeşim dediğime bozulmuştu. Şimdide böyle davranıyordu.


+Sence yarın için ne giymeliyim?


-Yarın ne var ki?

Hikayemi nasıl buldunuz? :)
Cevapla