Ekşi Sözlük ile Kavgam

Sene 2012. O zamanlar internete yeni yeni girmeye başlamışım, Facebook'u bile kullanmayı pek bilmiyorum. Google, Facebook ve Vikipedi dışındaki internet sitelerinde de bihaberim. Vikipediye garip bir hayranlığım var. Onun hiçbir ücret almadan insanlara tarafsız ve doğru bilgi vermeye çalışması beni çok etkiliyor.

Hayranı olduğum başka bir 'şey' daha var: Ünlü piyanist Fazıl Say. Evimdeki klavyede şarkıları doğru şekilde çalmaya çalışıyorum ve ileride Fazıl Say gibi başarılı bir piyanist olmanın hayalini kuruyorum. Fazıl Saya olan sevgim çok büyük. İnternette onun hakkındaki her şeyi araştırıyorum ve onunla tanışmak, konserlerine gitmek istiyorum.

Buraya kadar hiçbir problem yok.

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Bir gün, gazeteleri karıştırırken içlerinden birinin Fazıl Say ile röportaj yaptığını görüyorum. Tabii ki merakla okumaya başlıyorum. Fazıl Say, insanlardan sürekli eleştiri ve hakaret duyduğunu, aslında bunlara aldırmadığını fakat özellikle Ekşi Sözlük gibi sitelerin çok ağır laflar ettiğini söylemiş. Şaşırıyorum, bu site neyin nesi?

Hemen bilgisayarımı açıp Ekşi Sözlüğe giriyorum ve arama kutusuna 'onun adını' yazıyorum. Benim beklediğim birkaç eleştiri, en fazla bir iki hakaret içeren cümle. Ancak okuduklarım karşısında adeta şok geçiriyorum.

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Bu yazılara hakaret demek hafif kalır. Daha önce hiç duymadığım küfürler, aşağılamalar, alaylar... Kısaca ne ararsan var. Önce şaşırıyor sonra sinirleniyorum. Bu insanlar koskoca Fazıl Saya ne hakla küfür eder? Hemen bir yanıt yazmak istiyorum ama siteye üye olmadığım için yazamıyorum. Üye olmayı da bir türlü beceremiyorum.

O kadar öfkeliyim ki bilgisayarımı camdan aşağı atmak istiyorum.

Bu siteyi kim kurdu ulan?!

Diye bağırıyorum. Google'da kısa bir araştırma yapıyorum. Sedat Kapanoğlu isminde 'bir herif' açmış Ekşi Sözlüğü. İçimden ona ve siteyi kurduğu güne lanetler yağdırıyorum. Meydan okumak, bu yazıları yazanlardan hesap sormak istiyorum.

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Öfkem biraz olsun dinince Vikipediye giriyorum ve orada arama yapıyorum. Ancak ikinci bir şok geçiriyorum. Neden mi? Koskoca Vikipedi, Sedat Kapanoğlu'nun hayatını anlatan bir sayfa oluşturmuş. Zaten Vikipedide hesabım olduğu için hemen o maddenin tartışma bölümüne giriyorum.

Şanslıyım çünkü tam o sırada sitede Sedat Kapanoğlunun Vikipedi ansiklopedisinde yer alacak kadar değerli biri olup olmadığı tartışılıyor. Kimisi "Bu madde çok lüzumsuz, silinsin." diyor. Kimisi ise "Sedat Bey Vikipedide yer almayı hak ediyor." diyor. Hiç durur muyum, hemen yanıtlıyorum.

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Ekşi Sözlük önemli mi? Bu başlık altındaki eleştiri bana ait. Belki göremeyenler olmuştur.

Benim yorumum: Bu sitenin sıradan forum sitelerinden ne farkı var ki? Bence gitsin.

Bana gelen yanıt: Farkı olduğu ortada. Lütfen kişisel husumetlerinizi buraya yansıtmaktan vazgeçin.

Ekşi Sözlüğü Vikipedi ile kıyaslayıp, "Ekşi daha iyi yaaa" diyenleri görünce öfke kat sayım daha da artıyor. Koskoca tarafsız, saygın, doğru ve dürüst Vikipedi ile (ki kendisi dünyanın en çok ziyaret edilen sitelerinden) Ekşi Sözlük adlı çöp siteyi nasıl bir mantıkla kıyaslarlar?

İnternette araştırma yaparken Fatih Altaylı adlı bir gazetecinin Ekşi Sözlük hakkındaki yazısını görüyorum. Bu köşe yazısı benim yüzümü güldürmeye yetiyor.

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Ekşimiş ruhların buluşma yeri:

BİRİNCİ sayfamızda bir bankacının Ekşi Sözlük yüzünden başına gelenleri anlatan bir haber var.
Gerçekten de Ekşi Sözlük gibi ortamlar, internetin pis kokusu nesiller boyu sürecek bir çöplüğü.
En aşağılık dedikodular, en adi iftiralar, en seviyesiz hakaretler, en kompleksli yorumlar hep orada ve benzerlerinde.
Üstelik de bunların "aşağılık dozu" giderek artıyor.
Niye biliyor musunuz?
Çünkü bunlar, bu pislikleri kaleme alanlar giderek yaşlanıyor da ondan.
Başarıya, başarılı insanlara düşman bu haset depoları giderek yaşlanıp, umutsuzluk uçurumlarının dibine yuvarlandıkça, hayal ettikleri adam olma ihtimalleri giderek ortadan kalktıkça içlerinde biriken kin koyulaşıyor.
Girin bir gün okuyun bu pislikleri. Birkaçı hariç, büyük bölümü normal bir insanın havsalasının almayacağı kompleksli yorumlarla hiç tanımadıkları, hiç bilmedikleri insanlara saldırıyor, karalıyorlar.
Zaten normal ruh halindeki bir insan, işi gücü bırakıp, hayatına bırakın dokunmayı teğet dahi geçmeyen insanlar hakkında sayfalar dolusu yazı yazıp, kin kusmaz.
Ama bunlar yazarlar.
Yazdıkça kendilerini önemli zannederler.
Oysa pislik çukurunun dibinde debelendiklerinin farkında dahi değillerdir.
Pislik çukurunu dolduran ise bunların kendi ruhlarının karanlığından akan irinden başka bir şey değildir.
Ne şikâyetler, ne mahkemeler bu pisliğin üstesinden gelemez.
Çünkü oralar ruhunu şeytana satmışların buluşma yeridir.
Bu karanlık ruhlar pazarında olmayan tek şey haysiyettir.

Bu yazıyı okuduktan sonra içim inanılmaz rahatladı. Demek öfkelenen, Ekşi Sözlüğü hatalı bulan tek kişi ben değilim, diye düşündüm.

Daha sonra fark ettim ki Ekşi Sözlük sadece Fazıl Saya değil hemen herkese hakaret ediyor. Hz. Muhammed'e bile. Tabii işin bu kısmı beni çok ilgilendirmiyordu ama yine de Ekşi Sözlüğün özgürce, istediği herkese küfür etmesi, dalga geçmesi beni için için sinirlendiriyordu. Adeta dokunulmazlıkları vardı. Çoğu insan onların yazılarından memnun değildi ama hiç kimse onları durduramıyordu. Yapacak bir şey kalmadığını anlayınca pes ettim. Peki, sonra ne oldu?

Ekşi Sözlük ile Kavgam

Olgunlaştım ve umursamamayı öğrendim. İnsanlar dalga geçer, aşağılar, iftira atar, yalan söyler, hakaret eder. Ben kendimi ve sevdiklerimi bildikten sonra ne önemi var ki? İstedikleri kadar konuşsunlar. Gerçekten umurumda değil.

İşte, Ekşi Sözlük ile kavgam bu noktada sona erdi. Artık feriştahı gelse umurumda olmazdı.

Hikayem burada noktalanıyor. Umarım küçük anımı beğenmişsinizdir. ;p

Ekşi Sözlük ile Kavgam
Cevapla