-Merhabalar ben Sema, sizlere saklı kentimin kapısını aralayacağım :)
Şimdi buyurun kapıdan içeri, en öndeki koltuklarınızı kapıp, oturuverin ve saklı kentimizi şöyle bir gezintiye çıkalım hep beraber :)
Gece saat on ikiyi vurdu. Duşumu almış, dişlerimi fırçalamış,geceliğimi giyerek saklı kentime gitmek için pencere yanındaki ay ışıklarının şarkılarıyla övdüğü yatağıma doğru koyulmuş durmaktayım.
-Oh be! Hayat varmış, tüm günün yorgunluğunu, acısını, stresini yatağımda yeni bir şehre gitmek için atıcağım. Yastığıma sarılmış, yorganımı üstüme çekmiş, gözlerimi kapatmış bulunmaktayım.
Bulutlardan oluşan bir uçan balondayım, bambaşka bir şehirdeyim
Aman Allahım o da ne? Bir uçan balon daha düşmek üzere bulutları dağılıyor, nasıl yardım edeceğim içerisindeki kişilere? Ya ölürlerse? Bir şeyler düşün Sema, düşün! İp, ip lazım!
Aaaa! O da ne? İp birden bire oluşuverdi! Ama nasıl?
(Kafam allak bullak iken, aklıma dur sema sen saklı kenttesin)
-İp yerine o insanlar kurtulsun, Aman Allah'ım! O da ne? O iki kişi şimdi uçtu ve bir dağın zirvesinde bana el salladılar! Ben de onlara el salladım :)
Şimdi uçan bulutlardan sıkıldım... Küçük bir kayık olsun istedim
Ve yine ay ışıklarının şarkısıyla beraber bir şatoya geldim. Ve ne göreyim?Bir yakışıklı prens piyano çalıyor.
Birden o güzel müziği dinlerken aniden irkilerek uyandım ve kurduğum alarm beni dershaneye gitmek için uyandırdı :(
umarım ilk bencemi beğenirsiniz, diğer benceler de görüşmek üzere hoşçakalın...
En İyi Cevaplar