Anne Dediğin

Annem ve ben... Yine oturuyoruz o sevimsiz sofraya. Yine bakamıyoruz birbirimize. Sanki aramızda görünmez bir engel var da ne kalplerimiz ne de gözlerimiz birleşiyor. Sessizce sofradan ayrılıyorum. Annemin yüzüne bir kez daha bakıyorum. Çatılmış kaslar ve gözler bir noktaya dikilmiş, kıpırdamıyor beni görmek istemezcesine. Kalbim gibi hüzün dolu, karanlık odama gidiyorum.


Anne ne yapmıştım ben sana? Neden terk ediyosun kalbimi yalnızlığa?


Anne dediğin...


Ben daha bebekken anneanneme vermiş beni. Küçücük bebekken bile koklayamamışım kokusunu. Sarılamamışım ona. Anne diyememişim. Anneanneme ,anne dedim bugüne kadar. Geceleri üstümü örtene, beni doğurmasa da beni yetiştirene... Sadece doğurmakla anne olunamayacağını, fedakarlık gerektiğini o zaman anladım. Ben odamda ağlarken, babasız olduğumu anımsayıp, baba demenin nasıl bir duygu olduğunu düşünürken, bir anneye en ihtiyacım olduğu zamanlarda , beni bırakıp gitmek deilmiş annelik. Döndüğündeyse, 15 yıl sonra, ona anne dememi bekleyip, bana bağırıp çağırmak da deilmiş... anne olmak özellikle de babasız bir çocuğu varsa ona hem annelik hem babalık yapabilmekmiş. Annelik görevini bile yerine getirmemek değil. Çocuğunun ne hissettiğini anlayabilmekmiş annelik, çocuğuna kötü hissettirmek değil. Her doğuran anne olamaz. İşte annelik bunu bilmekmiş...

Anne Dediğin
Cevapla