
Kimi zaman acısını kimi zaman coşku heyecan ve huzuru yaşarız. Dilini bilmediğimiz için kendisini de bilmez anlamayı yaşayarak anlamlandırır değer verir hatta hayatı varlığı ve yokluğuna göre şekillendiririz. Peki SEVGİ nedir?
NOT:Konu 2. bölüm niteliğinde olup genel olarak kitaplar, düşünceler ve algılardan öte tamamen deneyimseldir. (İLK BÖLÜM)
1.Sevgiyi algılanabilir bir kavramla ifade etmek veo kavramı algılamak
2.Sevgiyi parçalarına ayırmak ve içindeki düzeni çözmek
3.Parçaları aynı düzeni kullanarak bütünleştirip sevgiyi keşfetmek
4.Şablon içinde şablon prensibim
5.Sevginin üretim tesisi GÖNÜL
6.Hayatın anlamı nedir?
1.Sevgiyi algılanabilir bir kavramla ifade etmek ve o kavramı algılamak
Donduğun bir kış akşamında konuşamaz hale gelirsin. Ateş içine dek ısıtsa hele ki kalabalık bir ortamsa tatlı sıcak bir muhabbete dalarsın. Biraz fazla ısıtsa bunalır da susarsın. Yaksa ateş tenini bağırır ağlarsın. Zordur ya sabreyleyebilsen bir içim yanarsın. Ateş nedir dense anlarsın zaten içten içe bütün varlığının yanması gerektiğini.
"Her şey kusurunca yıkıldı yok olup gitti
Geride ne varsa sonsuzluğuyla bilindi
Adına sevgi dendi hasretliği tüketti
Ararken insan kendini kaybetti (Fiheng) "
SEVGİ: SONSUZLUKTUR. Bilinebilirlikte, görülebilirlikte, hissedilebilirlikte, huzurda ,değerde sonsuzluğa ulaşmaktır.
KORKU: YOK OLMAKTIR. Bilinmezlik, kör olmak, ruhsuzlaşmak, bütün hücrelerinin parçalanacak kadar zıtlaşıp huzursuzlaşması değersiz ve anlamsız hale gelmesi
Sonsuz olan bir örnek sarmaşık gibi bir tohum ise 1 tohum ile ektikçe biçerek sonsuz zamanda sonsuz tohum oluşuyor ise
GÖNÜL: TOHUM dur. Sevginin üretim tesisidir.
2.Sevgiyi parçalarına ayırmak ve içindeki düzeni çözmek
"Bir kere okuyarak değil benimseyerek göreceksiniz ki sevme olayını doğru bir şekilde anlamlandırarak bilirseniz daha huzurlu ve bilinçli bir sevme ve hayat sevgisi boyutuna yol alabileceksiniz."
O halde sonsuzluğu parçalayacağız bunun içinde sonsuzluk içeren bir şeyi parçalarına ayırmalıyız.
Tohum: Bir tohumu fasulyeyi bıçakla 2 ye ayırın. İçindeki sonsuzluğu göremezsiniz. Dışımızda kainat. Hadi onun sonsuzluğuna ulaşın da çözün.imkansız.O halde çözüm:"BİR TOHUM FİLİZLENİRKEN SONSUZLUĞA YOL ALIRKEN ONU ÇÖZMEKTİR"

Gelin, içinde sonsuzluk olan/ahenk olan doğal bir düzeni, tohumu: sonsuzluğu belirleyelim.
Anahtar şu ki bizi sonsuz tekrar eden düzen(fraktal ) yapı değil de bunlar arasındaki değişim ilgilendiriyor.
1,2,3,4,5,6,7,8,9,10.....95679,95680,.....
Burada tek bilgi var. Dünyadaki ağaç yapraklarının sayısı, yıldızların sayısını bilmek bize ne kazandırır.
1,1,2,3,5,8,13, 21,34,55, 89,144,233
Burada sonsuz bilgi var. Çünkü sonrakileri anlamlı kılan öncekilerden doğan bir sistem var. her sayı önceki iki tanenin toplamı. 1 in içinde "BİLGİ" saklı. Ve "o bilgiye" göre sonraki rakamı belirliyor. Buradaki düzen aradaki oranın sürekli değişmesi ama sistemli şekilde ALTIN ORAN denen 1.618=Fi sayısına yaklaşmaktadır. Bu durumda SEVİ=GÜZEL Nitekim kusursuz güzellik taşıyan her yerde bu oranın ihtişamı vardır.
Yanlış yazmadım. Sevgi paylaşılandır. Akan şeydir. Sevi ise mevcut düzen içindeki haldir, ahenk, durumdur (benim yorumum).

Sonsuzluk 1 dir. Ve parçalara aktıkça her şey onun bilgisini taşıyarak bölünür ve çoğalır. Formül misali tohum aynıdır. Olay zaten zerre büyüklüğünde sır dolu bir 1 in, gönlün bu şablon, fraktal yapı sayesinde çoğalarak aynı 1 in yansımasıyla sonsuzluğu doldurmasıdır.
3.Parçaları aynı düzeni kullanarak bütünleştirip sevgiyi keşfetmek
"Hayatın anlamını arıyorsan iki yolu vardır der mevlana; uzun olanı kitaplardan geçer, kısası ise sevgidir.''
Dediğim gibi dünya üstündeki bütün yaprakların sayısını bilsen ne faide. O ki an ve an değişir. Düzeni, ritmi, ahengi bilince zaten tohumu bilmiş sonsuza ulaşmış olursun. Tek yapman gereken içine bir sevgi tohumu ekmek ve filizlendikçe sevgiyle tebessümle, huzurla, iyi niyetle hediyelerle o tohumu çatlatmak. Gönlündeki tohum çatlayınca bütün varlığını sevgiye dönüştürür aydınlatır. Ve bu süreçte insan deneyimleyerek sevgiyi öğrenir gönle, meleğe, gül sarmaşığına dönüşür.
Mantıklı, çıkarını koruyan insan, bencil ve dünyaya da uyum sağlayan insan parasının hesabını bilir, çıkar sağlamayacağı yere harcamaz. Kendine zararlı gördüğü insanı basitçe siler, zarar verir. Tokat atana yumruk atar. Sırtından hançerleyeni öldürür. Çünkü her daim ölmekten, yok olmaktan, kaybetmekten korkar.
Hayal, sanırım, İbn-i Haldun un dediği gibi hakikatin kapısıdır. Ben de diyorum ki gönlün kapısıdır.
Şimdi bir melek olduğunuzu hayal edin. (yani içinizdeki o gönülsünüz. Ayşe fatma mahmut ali değilsiniz) ve her şey melekler alemince anlam buluyor. Biri sırtınızdan hançerledi. Ne olacak ki siz ölümsüzsünüz. Ne zararı var. KENDİNİZİ BİLİYORSUNUZ. YANİ GÖNÜL BİLİNCİNİN FARKINDASINIZ. Ama o bilmiyor. O ki sizin hayatı kendiniz gibi cennet görmenizi engelleyen içi karanlık bir can. Sarılır kin nefret ve öfkesini alırım. Kurtulmak nefret öfke kısmak isterken içini döker de döker. Hali dermanı kalmayınca gönlüne esir düşer. Ve sevginiz, nurunuz içine işler. Dost kazanır gönüllerde bir olursunuz.
Biri dostluğunu sapıklık, cins_ellik, sevgililik olarak anlasa bu kahredici duruma rağmen sen gönlünüm eri bir melek olarak en saf en temiz halde daha çok sevgi paylaşmaya çalışırsın.
Not: Söz konusu benlikse bilincimiz dıştan içe işler. dış dünyanım düzenini duvar ve korkularını içimize öreriz. Söz konusu gönülse tohum gibi içimizdeki dünyayı dışımızda yaşar hayatı gönlümüzce şekillendiririz. Pek tabi öylesine nazik, saf temiz bir dünyayı gönlünce inşa edip yaşamak maddi manevi tam yalnızlığında bile imkansızdır. O yüzden ışığı geçirmeyen ruhsuz taş kalpli duvarlarla değil camdan duvarlar ile temiz saf bir duvar örmek gerekecektir dünyaya. Ne yazık ki.
Temel sorun duvarınızın her bir parçası içinizdeki engel olacak sizin de gönlünüze ulaşmanızı engelleyecek. Yani siz de duvarın dışında olacaksınız. Sadece gönlünüz duvarın içinde olacak. Erkek kadına tecavüz etmiş. Erkekler sapık ve düşman. O halde duvar ör. Adam cinnet geçirmiş sokakta 5 insanı vurmuş. Dünya korkulası yer.Kadın aldatmış defalarca. Çocuğunu mahvetmiş. Ahlaksız ve acımasız dünya?? Hayatı sevme içeri kapan. Yani hayatı düşüncelerle korku temelli anlamlandırırsanız ruhunuz ölür.
Yapılması gereken bilinçlenmek. Erkek nedir, sapıklık, şehvet nedir? Konrolü mümkün mü, hangi halde kontrolsüz olunur vb soruların üatünde bir bilinçle hayatın içindeki korku, kötülük ve dengesizlik içeren bütün hal, durum, olgu ve koşulları anlamlandıracak bir bilinç ışığında bakmak. Bu sevginim mantığa bürünüp hayatı anlaşılabilir kıldıp size erdem ulaştırdığı haldir. Bu gönlünüzdeki alim, mutlak bilginin tohumdan anlaşılmaz sevgi değil anlaşılabilir bilgi halinde size ulaştığı haldir.Çünkü bilinmeyen ne kadar anlamsız da olsa her şeyin doğal bir dengede olduğu, zıttıyla anlam bulduğudur.
Sınırlı ve korkuyla beslenen akıl bilincimiz yanında gönlümüzle beslenen bir de sonsuz bilgisayar gücümüz var. Sevdikçe ordaki sonsuz zeka bize ulaşır bize anlam ve yol gösterir ışık tutar.
4.Şablon içinde şablon prensibim
Kainat kusursuz güzeldir. Bu buruşuk 1 oda dolusu kağıdın temiz halde 1 ufak kutu yer kaplaması gibidir. Kainat bilinemeyecek kadar büyük gelerek bizi korkutur. akıldır buna sebep olan. Korku görmemizi yani gönülden bakmamızı daha da engeller
"KORKU OLAN YERDE SEVGİ SEVGİ OLAN YERDE KORKU OLMAZ"
"SONLULUK OLAN YERDE SONSUZLUK, SONSUZLUK OLAN YERDE SONLULUK OLMAZ. "
KORKU=SONLULUK=BİLİNMEZLİK=KARANLIK
SEVGİ=SONSUZLUK=BİLİNİRLİK=IŞIK
Gönülden bakınca her kitabı kelimesi kelimesine bilemeyeceğimizi görürüz. Hayatı yaşayıp kitabı içimizde yaşarız. Belki Mevlananın mesnevisi gibi kitap yazarız. Kural şu ki güzel olan şey barındırdığı her şeyde aynı güzellik ve değeri barındırmalı. Kitaplar bu anlamda bir açıdan bize, hissetmemize engel teşkil eder. Sürekli tam doğru kitapları bulamayacağımız için.
Akla saplanan gönül dünyasını, gönle saplanan akıl dünyasını algılamakta zorlanır. En zoru dengelemektir.
5.Sevginin üretim tesisi GÖNÜL
Gönül=tohum demiştik. Sevginin nasıl çoğalıp anlam bulduğunu göstermek için. Şimdi tohumun kendinin sevgi olduğunu düşünüp yeni benzetme yapıyoruz. Gönül=GÜNEŞ
GÖNÜL dünyasını kavramlarla anlatmadan ifades etmek ancak sessizlik içinde aşk hali ile mümkündür o dili bilenler arasında . Ve güzel olan bir benzetmeyi doğru yapınca her şey onu tamamlar şekilde anlamlı oluyor.
Birer dünyayız Ali Ayşe, ben, sen, o. İçimiz yanarsa dünyanın merkezi ısınıyor demek. Sevgi patlamaları yaşayabiliriz volkanlar gibi. Ama etrafına benliğine bir açıdan zarar da verir bu patlamalar. bu sayede benlik duvarımız ölür, yok olurken merkezdeki ateş de yakar esir alır benliği. Hani kimyasal etkileşim ile gerek gönlümüzdeki sonsuz karanlıktaki şeyler gerekse kainattaki gazlar vs adeta hiç yoktan sonsuza dek tohum gibi büyüyen bir alev topuna dönüşür.
Şayet sevgimizi taşarak haykırmazsak gönlümüzdeki bu alev sıkışıp bizi boğar. Elbet bir yerden çatlatır. Yara olur. Normal şekilde patlarsa da içimizdeki alevi dışa atınca içimiz boş kalır, karanlık kalır bilinmezlik ve korku dolar. Artık yeniden sevgi besleyip içimizdeki ateşi büyütmek zorunda hissederiz. Bu döngü dünya halimiz bütün taşküre aleve dönüşüp dünya güneş olana kadar artan hızla devam eder. Nitekim içe ekilen aşk ateşi içinde sonsuzluk barındırır ve seni parçalayıp güneşe çevirmesi zaman meselesidir.
Güneş, gönül dostu olunca artık kendi sonsuzluğunda daima yanar ışık saçarsın.doğal bir hal alır bu. Etrafına gönül dostu dediğim gezegenler yerleşir. Aen zaten yoksun artık. İçindeki sonsuzluk vardır. Ve kendi merkezine çeker herkesi.
Nitekim insanlar dışardan gönüllerini göremez. Yalnızca doatlara sunduğu ışıklarının nasıl yansıdığı ile anlam bulurlar.
6.Hayatın anlamı nedir?
Hayatın anlamı aslında seni, beni, onu igilendirmez. Kainatı vey bir kitabı ancak onum dilinde okuyabilirsin.kainatın dili olan sonsuzluk dili yani sevgiyi ise idrak ve anlama sadece gönül bilinciyle mümkün. O halde hayatın anlamına giden yol gönlümüzce sevdikçe severken sevgiye dönüşmek ve o anlam ile dolmaktır.
İnanın bu soyut kavramlar yanında senin çğretmen onun mühendis, çöpçü olması veya ayyaş vs olması yaşadığımız olaylar bu aevgi bilinciyle dolunca daha anlaşılır bir bütün haline geliyor. Çektiğimiz bütün acı ve güzelliklerin bizim anlamımızı tamamladığını görüp huzur buluyorsunuz. O yüzden ben soyut konuşup gönlünüze ulaşmak, gönlünüzü size yakınlaştırmak istedim. Siz gönlünüze yol aldıkça hayatın maddesel anlam ve hakikati de gönlünüze yol alırken içinizde çözümlenip anlam bulacak.

Der ki Hz Mevlana:
Kim benliğinden kurtulursa bütün benlikler onun olur. Kimseye dost olmadığı için herkese dost kesilir. Nakışlı bir ayna haline gelir değer kazanır çünkü bütün nakışları aksettirir.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
2Cevap
Emeğine sağlık.
Emeğinize sağlık :)
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!