Hayatı Gönülden Yaşamak Mümkün mü?

1.Hayatın anlamı nedir?


2.Mevcut dünya düzeninin tanımlanması


3.Düzenin çözümlenmesi


4.Gönül ile yeniden anlamlandırılması.


5. Gönülden yaşamaya başlamak. Yolun başı!


Not: Bu yazı düşünce kalıplarından uzak tamamen deneyimsel birikimlerden ifade edilmektedir.


1. Hayatın anlamı nedir?



Çözüm: Kainattaki düzeni anlamak isterseniz içindeki değişimleri izleyin.Belli bir tekrar eden oluşum olacaktır. Öyle ki doğru bakınca her yerde görmeyi başarabilirsiniz. Ayçiçeğindeki gibi.**Bu o kainatın dilidir.


Hayat belli bir sistemde tekrar eden düzen ise yani bu alfabe ve dil ile yazılmış ise hayatın anlamını, düşüncelerimizi bu bilinç ile şekillendirdiğimizde içimizde buluruz.Dünyayı bu dil ve alfabeyle algılarsak da dışarıda buluruz. Gerisi tamamen deneyimsel ki kendimizi o amacın işler halde buluruz.


2. Mevcut dünya düzeninin tanımlanması:


Benzer şekilde toplumsal yaşamın içindeki değişimleri de gözler, toplumsal bilinci ve dilini bulursak toplumu ve düzenini anlarız. *Toplumun en küçük parçası insanın özelliği ölümlü olması hayati ihtiyaçlarının olması ve üremek için karşı cinse ihtiyaç duyması. Korku ana faktör. Ölüm, açlık, sosyal ihtiyaç derken sahip olunan her şeyi kaybetmekten korkan insanlığın ihtiyacı da güç, para, otorite hatta ihtişam.


3.Düzenin çözümlenmesi:


Doğal düzende her parça bütünle ilgili bilgi içerir. Ve bütün içindeki her parçayı anlamlı kılar. Yani toplumdaki her bireyin topluma kattığı mana varken her bireyin toplumdan kazandığı bir değer vardır. Einstein in yetiştiği toplum, Aborjinler gibi. Korkuyla şekillendiğine göre toplum ve korku da bilinmezden, kusurdan, düzensizlikten ve dengesizlikten kaynklandığına göre toplum kusurlu bir bilinç ile korku üzerine yaşarken bu korkuyla savaşacak güç ve değerler arasında denge kuruyor.


4.Gönül ile yeniden anlamlandırılması :


Peki hapishanede korku, nefret, azap ve vicdanla şekillenen bir kitleyi nasıl sevgi bahçesine dönüştürebiliriz ki dünyayı da bir cennet yapalım? Yeni bir bilinç gerek. Sonsuz olmalı. Kusursuz olmalı. Parçalanan değil daima bütünleşip birleşmeye çabalayan olmalı.


Bu sevgidir. Üretildiği yer ise gönül. Akıl ve beyin gibi. Kalp kan pompalar. Yürek acı duyar. Gönül kalbin içindeki düzen/ritm/ruhtur/ kalp kapısının diğer tarafıdır. O taraftan bakınca gönül kapısı olur. Ayrı bir konu ki bu sefer gönül dünyasındaki değişimleri anlamlandırıp alfabesini ve dilini çözmek gerekiyor.Bu şekilde bilincine ulaşacğız.


Şöyle ki dışarda algıladığımız her şeyin içimizde oluşturduğu korku ve sevgiyle bilinçlenöe yaşarız. içimizdeki gönlü dışımızdaki olgu, madde ve algılanabilen şeyler aracılığıyla tanırız. Artık o madde gönül dilinde anlamlı bir şeydir. Çiçekler vererek 🌸 🍀 tebessümle karşılaşırsak çiçek tebessümdür, gönül ışığıyla güneşi, korku acısıyla ateşi anlamlandırırız.


Bütün hayatı böyle anlamlandırırken misal: Bana atılan tokat eskiden nefret düşmanlık ve tepki nedeniyken gönül değeleriyle bakınca atılan tokata değil tokat atanın gönlüne odaklanıyoruz. Sevgi, üzüntüden kaynaklanan aydın bir gönüş varsa diğer yanağı dönmek hatta sarılıp daha içten ulaşmaya çalışabiliriz.


5.Gönül değerleriyle hayatı yeniden anlamlandırarak yaşamak:


Akıl kusurlu ve sonludur. Sonsuzu arar. Sayısız düşünce,fikir,yorum. Hepsini bütün olarak görüp sonsuzluğa ulaşmak zordur. Sonsuza dek saymak gibi anlamsızdır da aslında. Bu nedenle ilim ve çalışmalar hayatın anlamını bulmak için değil hayatı anlamlandırmak içindir. Gönül bilinciyse sonsuzdur ve bütün parçaları anlamlı kılmaya çalışıt.


Örnek: Akıl yapbozu tek tek dizerek resmin bütününe ulaşmaya çalışırken gönül tamam halde olan önünde buğulu cam olan resim gibidir. Resim ordadır ama görmek için daha net bakkp farkına varmak gerekir. O halde gönülün içimizde kainatın sahip olduğu bütün sistem ve düzen bilgisini taiıdığını düşünebiliriz ki alimler ve büyük zatlar sürekli bunu söyler. İnsan alem içinde alemdir gibi. Şimdi korkuyla, çıkarlar ile güç ve ego deliliğiyle bencilce şekillenen toplumlar içinde gönlümüz bize nasıl yardım edebilir.


3 bilinç var. Akıl, gönül ve duygular.


Akıl saf mantık parçadan bütünü arar. Gönül saf bilinç ki sonsuzdan parçalatı anlamlı kılar. Duygu ise aklın ve gönülden gelen sevginin kusurlu karışımıdır. Tahminim %30 Akıl ile %65 duygularla %5 direk gönül ile yol alıyoruz. ***Gönül aslında sonsuz ve kusursuz akıldır. Şayet hayat belli bir düzen ve sistem içindeyse bazı parçaları bulunca diğerleri sistemin bütünü içinde bilinebilir. İşte bize gereken budur. Gönlü melek olarak anlamlı kılabiliriz. Herkesin içinde sonsuzluk var. Oysa zaten sonsuzluk birdir. Hepsi onun parçasıdır. Sarmaşığın tohum vermesi ve tekrar ekilmesi gibi. O zaman ben başka bir insanın gönlüylr birimdir. Ona ulaşmamı sağlayan ise kusurlarımdır. BENLİK VE EGO.


Şayet huzursuzluk, korku vb sıkıntılar hissettirmeden gönle ulaşabilirsen saf temiz ve gönlünce eğitilmiş bilinçlenmiş şekillenmiş bir melek olmuşsundur. Kusurlu düşüncelerin ölmüştür. Gönül olmuşsundur. Ve karşıdaki insan/ların gönlünü krndin gibi bilirsin. Kimi onu baz alarak yaşar, kimi öldürüp korkulara tealim olarak. Nitekim gönüllere ulaşmaya ve dostluk çabasıyla gönlün hakikatlerini keşfetmeye çabalarken gönlünün ilmi sana ulaşır, Gerisi toplumu toprak olarak görüp bir tohum ekmek.. Bir bilinç işlemek gibi. Sevgi tohumu ekmek bir farkındalık ile mevlana yunus Emre gibi... Gerisi tohumun içindeki hakikate kalmış. Misal sokaktaki insanlara her gün çorba dağıtan insanın şefkat ve sevgi gücü gibi.


Bir bayana saldıranları karşılıksız şekilde savunup korumak, intihar etmek isteyen genci mwrhametli yaklaşımla vazgeçirmek gibi. Hepsinde insan ilham alır. Şu hikayedeki gibi.



Bir gün bir derviş yaşlı adamla karşılaşmış. Adam anlatmamışken niçin bu kadar çok çocuk yapmak istiyorsun demiş. İstiyorsan şunları yap 9 aya bir erkek evladın olacak demiş. Adam uygulamış. Ve erkek çocuğu olmuş. Sonra alimlere bilgin kocakarılara bu nasıl oldu demiş cevap yok. Kitapları yalayıp yutmuş irfan sahibi olmuş cevap yok. Nasıl bildi diye için içini yiyor düşünmekten yemek yiyemiyor avare avare düşünüyormuş. Bir gün derviş rüyasına girmiş ve demii ki neyi arıyorsan bende değil kendinde ara demiş.



Burada olay hayat sevgisiyle yanan, bir güzellikle alevlenen bir yüreğiniz varsa doğru yol ile teslim olacağınız o acı hasret, ateş sizi gönlünüze gönlğnüz de hayatın anlamına ulaştıracaktır. Şehvet, sahiplenme, ci_nse_llik hepsi maddesel ya da düşünceyle can bulan şeylerdir. Ve nefs doğar. Lakin düşünsel varlığınızı öldürür gönül değerleriyle bakarsanız şeh_vetin içindeki düşünsel değerler ve gönül değerleri ayrışabilir ve özünde cinsel bir obje üreme çifti gibi bakmayıp gönülden dost ve bütün olarak bakmayı başarırsınız.


Bu demek ki. Artık gönül dünyasını bulmak istersiniz dünyada. Kadın erkek, yaşlı genç ayrımı olmadan. Yalnız korku ve sevgi, kusurlu ve sonsuz ayrımı olan bir dünya keşfeder gönülden tebessüm eden her şeye gönül değerlerini yansıtan bir ışık gibi bakmaya başlarsınız. Kadın erkek yoktur dost vardır. Sabır hoşgörü paylaşmak hep sen demek vardır. Kin nefret öfke bencillik yoktur. Adeta hayal boyutunda bir cennet.


Güzel bir kadına millet Seksi diye baksa da sen adeta ışık saçan tebessümüne aşık olabilirsin. Aksine manken gibiyken ruhsuz ve sevgisiz katı ama sade bir insana ise taş gibi boş değer verirsiniz Herkese gönlünüzdeki ilmi güzelliği paylaşmak için hediyeler, tebessüm, yardım, içtenlik yani dostluk paylaşmak istersiniz. Hatta fazla kaptırırsanız kendinizi çocuk gibi hissedebilirsiniz. Toplumca değersiz. En güzeli uyum sağlamak aklı gönlü beraber ilerletmektir.lakin uc noltada gönle fazla teslim olunca hayatı hayal alemi gibi tabi mutlak anlamda asıl hakikatle bakmayı başarırız. Ama zor olan inanç ve teslimiyet.


Bin kişi hatta çevrende sıfır dost, seni anlayan bulabilirsen yine de kuşku duymadan inanıp çabalayabilir misin gönle. Tamamen ilerlemek bütün hayatın bilincin hatta varlığınla tam bir teslimiyet yani her şeyini sevgiyle anlamlandırmayı gerektiriyor.Karşı cinsten dost olmaz derken herkes sen karşımdaki karşı cins değil gönül ben de gönülüm. O halde çok da güzel sonsuz bir dostluk kurabiliriz diyebilir misin. Yoksa acı çektikçe dışlandıkça kusurlarından ötürü olmaz mı dersin. Hayatı tam teslim etmek lazı gönle ki bizi tamamen esir alsın.


Sonuç: İlk kez gördüğüm bir bayan bana tebessüm eder 10 sn ayrılıp döndüğümde suratsızlaşırsa bu gönüllerimizi kaplayan kara duvarlar demektir. Bu korkular yüzünden gönlündeki ışığı çoğu insan bulamadan göçüp gidiyor. O halde güç vermeli örnek olup güneş gibi ışıldatmalı. Hayata yunus mevlana misali bir bilinç yaymalı sevgiyle yeniden. Ve uğrunda yaşamalı. Sevgiyle gönülden...

Hayatı Gönülden Yaşamak Mümkün mü?
Cevapla