
Bosna-Hersek; yıllarca yanlış ile yanlış arasında bırakılsa da doğruyu bulabilen, dayatmanın dayanışmayla mağlup edildiği, boyun eğmeyen halkın kendi kanı ile destan yazdığı bir devlettir. Tarih boyunca paylaşılamamış bu toprak, huzuru Fatih Sultan Mehmet'in Bosna'yı fethetmesiyle bulmuştur. Sırplar Osmanlı'yı Bosna'dan çıkartınca acı günler geri dönmüş ve halk umudunu kaybetmeden yeni Fatih'ini beklemiştir. Gözyaşları ile hatırlandıklarından mı bilinmez, Bosna-Hersek yıllarca "Avrupa'nın Kudüs'ü" olarak anılmıştır.

Aliya İzzetbegoviç 1925 yılında Bosanski Samaç'ta dünyaya gelmiştir. Çocukluğu Bosna'nın en büyük iki nehrini gören bir evde geçmiştir. İlkokulu ve liseyi olduğu dönemlerde Bosna üzerine komünizm hakimdir. Okuduğu lisedeki arkadaşlarının ve okutulan kitapların etkisi ile 13-14 yaşlarında bu akımdan etkilenmiş lakin 17 yaşındaki keskin dönüşü ile kendini bir mücadele içinde bulmuştur.

Bosna-Hersek'te çoğunluğu üniversite ve liseli gençlerden oluşan Müslüman Gençler grubu aktifti. Aliya bu gruba katıldıktan sonra okulunda Sırplar ve Hırvatlar ile mücadele etmeye başladı. Bu dönemde Sırplar tarafından bir gün kaçırılmış, ıssız bir yerde dövülmüştür. Sıra öldürülmeye gelince yüzüne far ışıklarının vurduğu arabadan yaşlı biri inmiş bunu yapan gençlere "Siz kime saldırdığınızı biliyor musunuz? Bu gencin dedesi Aliya İzzetbegoviç'tir. Bu gencin dedesi sayesinde bizler tutsaklıktan kurtulduk." demiş ve Aliya dedesi sayesinde ölümden dönmüştür. Ona göre cesaret korkmamak değil, korktuğun halde yola devam edebilmekti.

Bosna her geçen gün daha tehlikeli oluyordu. 3 Mart 1946 günü komünistler ve müslüman gençler Bosna'da bir kütüphane önünde toplandılar. Aliya o akşam çok güzel bir konuşma yaptı. Eve döndüklerinde 14 arkadaşı ile tutuklandı. Bir konuşma 3 yıl tutsak olmasına neden olmuştu. Serbest kaldıktan sonra Ziraat ve Hukuk Fakültelerini bitirip Halide Hanım ile evlendi. 1961 yılında yazdığı İslam Deklarasyonu kitabı çok okundu ve 6 yıl hapis yattı. Serbest bırakıldığı dönemlerde Bilge kral önderliğindeki müslümanlar, Demokratik Eylem Partisi çatısı altında birleşerek iktidara geldiler. Geçen sıkıntılı günlerin ardından Aliya, Bosna-Hersek'in Cumhurbaşkanı oldu.

1992 de Bosna bağımsızlık için referanduma gitti. Halkın %62'sinin oyu ile Boşnaklar bağımsızlığını ilan edince Sırplar ayaklandı. Boşnaklar öldürülüyor, camiler, kütüphaneler ve evler yakılıyordu. Saraybosna'da 10.000 Boşnak öldürülmüştü. Aliya, meclisi fes ederek başkomutan oldu. Silah ve mühimmat eksikliğine rağmen süren bu savaşta Boşnaklar ölümü hediye olarak görüyorlardı. Saraybosna'daki parklar mezarlık olarak kullanılmaya başlamıştı. Ülkeye yardımlar sokulmuyordu. Havaalanına çıkan 700 metrelik bir tünelden müslümanlar erzak ve silah yardımları alıyordu. Mostar köprüsü yıkılmıştı. Halk katlediliyordu. 1995'te kuşatma kalkmadan 3 gün evvel Srebrenista'da 8 bin Boşnak katledildi. Geride 200.000 sahipsiz mezar bırakan ve galibi olmadan biten bu savaş insanlığa şunu kanıtlıyordu. Avrupa Saraybosna'da ölmüştü.

"Hayat kısa sözüne hiç itibar etmedim. Çünkü yeterince uzun yaşadığımı düşünüyorum" diyen Bilge Kral 19 Ekim 2003 tarihinde bir milleti yetim bırakarak dünyaya gözlerini yumdu.
Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adalet aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar