Bu yazı tamamen En-Harbi-Kız 'a aittir. Alıntı yoktur. Fikir, kurgu, yazım hepsi orjinaldir.
Önemle duyurulur!
İlk 3 bölüm için buraya tıklayın!

Perdeyi sonuna kadar açtı.
Etrafta kimse görünmüyordu. Ara sokak olduğu için, tenhaydı.
"Burada hiç kimse yok! Bu şakaya bir son ver artık!" dedi, bağırarak.
"Ben seni hala göremiyorum. Diğer pencereye geç." dedi, adam.
Elçin'in kalbi deli gibi atıyordu. Sanki bütün bu korkulardan sıyrılıp, göğüs kafesini aşıp, kaçmak ister gibiydi. Attığı her adım, alnından düşen bir damla tere denk düşüyordu. Pencerenin önüne geldi. Derince bir nefes aldı.
"Korkuyorsun değil mi?" dedi, adam.
"Hayır."
Sanki yine bir şeyler kanıtlamak ister gibi, perdeyi hızla sağa doğru çekti.
İşte oradaydı.
Koyu yeşil kapşonlu ceketin şapkasını kafasına geçirmiş, bir elinde kulağına götürdüğü telefon , diğer elinde de siyah bond çanta tutan bir adam dik dik kendisine bakıyordu. Elçin'in gözleri korkuyla büyümüş, kalbi artık bedenini terk etmek ister gibi küt küt atıyordu.
"O-o sen misin?" dedi, kekeleyerek.
"Kimbilir." dedi.
"O ne demek şimdi?"
"Ben, sen yoksan eğer, "ben" olamam ki." dedi, adam.
Karmaşık kurduğu cümleleri anlamak için baya kafa yormak gerekiyordu. Böyle konuşarak, Elçin'i korkutmak istediği belliydi.
"Şu saçmalıkları kes artık! İnanmam için, elindeki çantayı yere bırak!"
Hala bir yanı inanmak istemiyordu buna. Bu bir şaka olmalıydı. Aşağıda gördüğü adam da muhtemelen işe gidiyordu. Çok çocuksu bir şekilde kendini kandırdığının farkındaydı.
"Bunu isteme benden!" dedi adam.
"Biliyordum. O sen değilsin!" Elçin, nedense rahatlamıştı.
"Hayır. Sadece çantanın içinde değerli bir şey var."
"Sana inanmıyorum!"
"İnanman için ne yapabilirim?"
"Elindeki telefonu fırlat."
Zekice bir istekti. Ama adam, Elçin'den daha zekiydi.
"Telefonu kapattığımız an, çantadaki bomba patlayacak. Bu konuşmanın sonlandırılmasını istersen eğer, zevkle arkamda gördüğün kafeyi patlatabilirim." durdu. "İçindeki insanlarla birlikte." dedi, soğukkanlılıkla.
İşte şimdi olayın gerçekliğini kavradı Elçin. Arkasında kafe olduğu doğruydu ama bomba olayı tamamen bir blöftü muhtemelen.
"Daha fazla senin saçmalıklarını dinleyecek değilim! Hemen ortalıktan kaybolsan iyi olur. Polisi arayacağım." dedi.
"Dinlemeyi bilmiyorsun. Şimdi dur ve dinle."
Adam, telefonu kulağından indirdi ve çantaya doğru tuttu.
Tik tak, tik tak...
Sesler, Elçin'in kulağında yankılanıyordu.
"5 dakika içinde, kafeye gelmezsen eğer, bu bomba patlayacak. Ciddiye alsan iyi olur Elçin. Çok sevdiğin arkadaşın Sedef de şu an içeride. Bunu ikimizde gayet iyi biliyoruz. Ona zarar gelsin ister misin?" dedi.
"Sedef'i beni tanıyan herkes tanır. Böyle yaparak, senden korkacağımı mı düşündün?"
"Benden korkmalısın! En az, o saçma korku filmlerinde hissettiğin korku gibi."
"Senden korkmuyorum. Elindeki çantadan da, yaptığın hackerlık zımbırtılarından da! Sen psikopatın tekisin ve bu şakayı organize edecek kadar da işsizsin!"
"İşim; Tam karşımda, pencerenin önünde dikilmiş, telefonla konuşuyor."
"Yeter artık, kapatıyorum telefonu!"
"Sadece dinle... Bakışlarını benden al, yukarıya kaldır. Arkamdaki, yani senin karşındaki apartmanın terasına dikkatlice bak." dedi.
Elçin, yavaş yavaş bakışlarını yukarıya kaldırdı. Apartmanın terasında siyahlı bir adam, elinde bir şey tutuyordu. Ne olduğunu kestirmek, bu mesafeden zordu. Birden kırmızı bir ışık belirdi. Tam sağ gözüne isabet ediyordu. Gözünü hızla kırpıştırdı. Adam elindeki silahı, göstermek istercesine hafifçe havaya kaldırdı.
O ana kadar ilk defa bir silahı bu kadar yakından görüyordu. Mesafe her ne kadar uzak olsa da, sadece filmlerde gördüğü, kiralık katil rolüne layık bir adamdı terastaki. Elindeki de muhtemelen sniperdı.
Elçin artık şuandan itibaren yaşamıyordu. Yaşayan bir ölüydü belki. Beti benzi atmış, gözleri kocaman açılmıştı.
"O adam, keskin nişancılarımdan sadece biri."
Sadece biri? Kaç taneydiler?
"Gözünü kırpmadan seni öldürebilir. Şimdi korkuyor musun?"
Yalan söyleyemeyecek kadar kendinden geçmişti. Korkuyu, bütün hücrelerinde hissediyordu. Tüyleri diken diken olmuş, kalbinin ritmi dayanılmaz şekilde hızlanmıştı.
"E-v-e-t." diyebildi, dilinin ucuyla.
"O halde sabrım taşmadan kafeye gelsen iyi olur. Telefonunu sakın kapatma." dedi.
"Peki."
Elçin artık düşünemiyor, konuşamıyordu. Korkuyla hareket ediyordu. Adımlarını salondan dışarıya çevirdi. Holde duran portmantodan ceketini aldı.
'Bir şey olsa keşke' diyordu içinden. 'Bir şeyler olsa, oraya gitmeden hemen önce.'
Dairesinin kapısını yavaşça açtı. Merdivenlerden de aynı yavaşlıkla tek tek inmeye başladı. Yavaş hareket edip, korkuyu itekliyordu. Adamın orada, öylece dikildiğini biliyordu. Onu kızdırmaktan ürküyor, yanına gitmek de istemiyordu.
Apartman kapısına ulaştı. Kapıyı yavaşça açtı. Adam, kafenin dışındaki bir masa oturmuş bekliyordu. Çantasını da masanın üzerine koymuştu.
Elçin, telefonunda cızırtı duydu. Hemen kulağına götürdü.
"Önümdeki boş masaya oturacaksın."
"Tamam." dedi.
Kapıdan tüm bedenini çıkardı ve yavaş adımlarla kafeye doğru yürümeye başladı. Bir yandan gözleri korkuyla dolmuş, elleri ve ayakları tir tir titriyordu.
Masaya ulaştı, sandalyeye oturdu. Karşı masadaki adamın suratına bakmaya başladı. Şapka yüzünden adamın yüzü tam olarak seçilemiyordu. Hafif kirli sakalları ve ince dudakları belliydi sadece.
Adam, sol elini kaldırdı. Elçin korkuyla irkildi. Elindeki telefonu farklı bir şey sanmıştı. Adam telefonu kulağına götürdü.
Elçin de hemen telefonu kulağına götürdü.
"Aferin, şu ana kadar tam istediğim gibi ilerledin." dedi, adam.
"Şimdi ne yapacaksın?"
"Seninle bir yere gideceğiz. Etrafa çaktırma ve sakin ol. Benimle göz teması kurmayı bırak."
"Tamam."
"Ben seni arkandan takip edeceğim. Şimdi sağ tarafına bak. 2 bina ötedeki sokaktan döneceksin. Kalk ve yürümeye başla. Arkana bakayım deme sakın!"
"Tamam."
"Sana kalk ve yürümeye başla dedim!" sesi sert çıkmıştı.
Yavaşça sandalyeyi geriye itti ve ayağa kalktı. Sağ tarafa döndü ve ilerlemeye başladı. Sokağı dönünce koşarak kaçmayı planlıyordu. Belki çok hızlı koşamazdı ama o adam da çok hızlı koşabilecek birine benzemiyordu zaten.
Arkasına döndü usulca.
Adam hala masada oturuyordu.
Elçin, adımlarını daha da hızlandırdı. Sokağa doğru döndü ve hızla koşmaya başladı.
İstekler üzerine, etiket atılmıştır :)
@HayalleriOlanLady
@sizofrenkarinca
@bilmiyorumdedim
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar