Hikayesini anlatacağım arkadaşımı bundan bir sene önce haziranda kaybettim. Kanseri yenmeyi başaramadı maalesef. İlk defa teşhis konulduğunda Nisan ayındaydık. Onun doğum gününde. Herşey bir anda oldu. Her yıl yaptığımız gibi bir parti yapıyorduk. En yakın arkadaşlarını çağırmıştı. Ne var ki partiden neşe almıyor gibiydi. Ben ve Berk onunla çocukluktan arkadaştık ve aramıza şu ana kadar hiç bir şey girmedi. Ailelerimiz iş ortağıydı. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez üçümüz kardeş gibi her yere beraber giderdik. Partiyi en büyük evde yapmıştık. Eğleniyorduk. Herkes gülüyor müzik çalıyor kimisi dans ediyor kimi sohbete dalmıştı. Adı ise Can dı. Herkes gerçekten onu çok severdi. O günde ilgiyi üzerine toplamıştı. Mutlu olması gerekirdi. Her zaman ki gibi. Gülmeliydi etrafa gülücükler saçmalıydı. Ama o mavi gözleri durgun ve sessiz bir şekilde etrafı izliyor sanki her şeyi gözlerinin içine hapsediyordu. Pastayı kesme zamanı geldi herkesi masa çevresine topladım. Ancak Can bir süre oturduğu yerden kalkamadı. Yanına gidip onu masaya getirdik. Vücudu titriyordu. Hasta gibiydi. Hastaymışta zaten. Pastayı kesmesi için bıçağı verdik ona bir süre bize baktı. Gözleri doluyordu. Berk belkide şaka olsun diye söylemişti.
"Ne öyle son pastanı keser gibi bakıyorsun. Hadi oğlum." Demişti. Fakat bir anda bu söz ile bıçak elinden düşmüş ve yere yığılmıştı. Ne olduğunu anlamdan yanına koşmuştum. Burnu kanıyordu. Korkuyla ona bakarken annesi Yeşim teyze koşarak içeriden geldi. Can'ı öylece yerde görünce korktu.

Saat on olurken hastanede bekleyişimiz bitti. Ziyaretçi alabiliyordu. İlk defa o gün ağlamanın gerçekten ne olduğunu anlamıştım ben. Odaya girince serumlara bağlı bir şekilde onu yatakta görünce ellerim titremiş yanımda duran Berk'in elini parçalarcasına sıkmıştım. Pek duramadık. Uyuyordu. Bize Akut lösemisi olduğunu ve yaşından dolayı hastalığın çok hızlı ilerlediğini söyledi Yeşim teyze. Onu dinlerken gözlerim doluyor Can'ın ölme riski olduğunu söylemesi ile sarsılıyorduk. Berk'in babası bizi almıştı hastaneden. Yol boyu sessizce arka koltukta oturmuştum. O gece ise ağlamaktan uyuyamamıştım. Okulda haber çabuk duyulmuştu. Geçmiş olsun dilemek için herkes onu görmek istiyordu. Kimisi gidiyordu. Her hafta sonu hastanedeydim. Ben Berk ve bazen Can'ın takım arkadaşları. Hafta içleri onu arıyordum beş dakika konuşmak bile bana yetiyordu. Sesini duymak. Mayıs aylarının sonlarına doğru bir sabah hastaneye gittim yine. Oturmuş kahvaltı ediyordu. Hemşire bana bakıp;
"Hızla iyileşme var." Dediğinde umutlanmış ve gün boyu onunla kalmıştım. Berk ise ona sürekli takımın maç kayıtlarını getiriyor ve ilgileniyordu. O gün üçümüz tekrar kardeş olduk. Gün boyu. Fakat ertesi hafta haziranın ilk haftası iyileşme durmuştu. Ve hızma hastalık yayılıyordu. O kadar hızlı ki ne ilaçlar ne kemoterapi durdurabilirdi. Doktor en az üç gün demişti. Üç gün. Gece bazen onunla kalıyordu. İkinci günün gecesi yine başındayken Yeşim teyze çok ağlamıştı. Tek çocuğunu canını ciğerini nefesini kaybediyordu. Sessiz sessiz ağlarken o ilk şok geldi. Bir anda kusmaya başlamıştı. Kusuyor ve çırpınıyordu. Sürekli sancılar içinde olduğu için ağlıyordu. Onu öyle görünce dizlerim dayanamamış olduğum yere çöküp kalmıştım. Sabah ise artık o gün gelmişti. O eski gülüşü den dudaklarından gözlerinden sarı saçlarından eser yoktu. Berk ile onun başından bir saniye ayrılmadık. Bir ara kendine gelir gibi olduğunda umutlandım. Ama vedalaşmak için çabalıyordu.
"Ağlamayın..." Demek için o kadar çabalamıştı ki gözlerimden akan yaşları saklamaya çabalıyordum. O anda Berk'in kahkahası ile şok olmuştum. Sanki normal bir gün gibi;
"Can hadi oğlum kalk ta yarın maç var." Demesi ile donup ona bakıyordum. Normal bir sohbete başlamıştı. O nada ne yaptığını anlayamasam da başımı çevirince o kurumuş renksiz dudakların hafifçe yukarı doğru kıvrılmıştı. Son kez onu gülümsetiyordu. Ona katıldım. Normal bir günden söz eder gibi konuluyorduk. Fakat bir anda tuttuğumuz elleri ellerimizi sıktı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Yeşim teyze ve Faruk amca koşup gelmişlerdi. Oğullarıyla son kez konuşmak için ama buna bile zaman yetmemiş ve Can o sabah son kez gülümseyerek gitmişti. Asla dönmeyecek olması bir anda beynimde patlamış ve kendimi odadan dışarı atıp bulduğum ilk yere oturmuştum. Sarsıla sarsıla ağladım. Bunları yazarken bile ağlıyorum ama o kadar acı çektikten sonra son kez gülümsemesini gözlerimin önünden silemiyorum. Ve bu beni ağlamaktan vazgeçiriyor. Şu anda olduğu gibi. Teşekkürler okumaya zaman ayırdığınız için.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar