Biraz Yazmanın Kimseye Bir Zararı Yoktur, Yararı Belki Vardır...

Bazen herkes alıp başını gitmek ister... Olduğu yerden ve etrafındaki her şeyden, herkesten olabildiğince uzaklara kaçıp gitmek...


Bu isteğin asıl sebebi de kişinin etrafındaki insanları çok iyi tanıyıp buna karşın hiçkimse tarafından tanınmıyor oluşudur bana göre. Sırf bu yüzden tek bir ayak izi bile bırakmadan kayıplara karışmak istenir...


Etrafındaki herkese ve her şeye yabancıyken kişi, onlarla bir uyum içerisinde yaşamaya çalışırken ustalıkla yalan söyleyen biri yaratır kendinden... Ancak bu şekilde kabul görür çünkü Bukowski'nin kitaplarında değindiği gibi.



Gittikçe ağırlaşır hiçlik duygusu



Kendimizi yavaş yavaş tüketirken, her gün milim milim uzaklaşırken kendimizden, ayağımıza bir bir takılan ve ayağımıza bir bir taktığımız prangalarla olduğumuz yerde hareketsiz öylece kımıldamadan yaşamak adına aslında yaşama hevesimizi katlederken artık çekip gitme isteğini de çoktan öldürmüş oluruz içimizde ilerleyen safhalarda.


Bence biraz yazmanın kimseye bir zararı yoktur. Yararı belki vardır..


Çünkü artık başkalarının hayatını sırtlanan, başkaları mutlu olsun diye acı çeken tayfa arasındaki yerimizi çoktan almışızdır.


Bir insanın kendisine sağır olmasından daha vahim bir şey daha yoktur galiba hayatta...


Peki bu gidişatı değiştirmek için, çekip gitmek için, uzaklaşmak için neler yapabiliriz?


Doğrusu çağın yegane gücü halini almış, buna karşın bir de elin kiri olarak tabir edilen para yoksa bir halt edemeyiz...


Yani demek istediğim oturup bir sigara daha yakalım veya en iyisi gidip bir çay demleyip bugünümüze de şükür edelim çayın dumanı tüterken. Sonuçta nur topu gibi bir yalnızlık hastalığı peyda olmuştur...


Peki bunları niye yazdım...


Açıkçası can sıkıntısından, başlıkta da belirttiğim gibi biraz yazmanın kimseye bir zararı yoktur, belki faydası bile vardır.

Biraz Yazmanın Kimseye Bir Zararı Yoktur, Yararı Belki Vardır...
Cevapla