Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü

Yavaşça elinden kayı verdi benliği, parmaklarının arasından süzülürken fark etti düşeni. Bir bütün ne kadar hızlı yok oluşa sürüklenebilirdi ? Ellerinden kim kaydırmış, varlığını kim tuz buz edivermişti ?


Saçma hislerini bir kutuya kapamış, kapatılanlarla unutmuştu karmaşasını. Şimdi tam olarak dünyanın neresinde, hangi yerdeydi ? Bir yöne yaklaşırken diğerinden uzaklaştığını hatırladığı an, zihninde gizli bir yılan gibi kıvrılı verdi benliği. Her gelen sevgisini sunarken ansızın vermişti payına düşen kederi.


Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü


Son pişmanlığını hatırlamış, sonsuz fikirlerin pisliğine düşmüş beklemekteydi. Ah ne çok beklemiş, beklememesi gerekenleri ne çok bekletmişti..
Başlangıcıyla sonunun bittiği noktada birbirine ne yakın ne uzaktı. Parmaklarından süzülürken fark etti, çekirdiğin çekimi, yerle bir etti her bir benliğini. Şimdi öylece kalakalmış, çıplak etinin derinlerine girer olmuş. Olgularıyla olumsuz bir var oluşa düşmüştü. Bu hep olurdu.


Oysa ki ne çok umutları vardı pürüssüz yüzeyinin. Kendini avuturdu, yitirilen benliğinde büyüyen ezgilerinin.


Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü


Zamanın en olmadık vaktinde, ansızın duruldu. Çelimsiz zihnin sakıncalarına bakıyor, umutsuzluğunun pisliğinde boğuluyordu. Boğulurken anladı geleni. Adı olmayanın varlığı ne çabuk yakıvermişti öyle irisleri. Kocaman gözlerindeki varlığının yansıması hep olacak mıydı ? Yaşanmışlıklarının yumağı olu vermişti kaşları.


Peki şimdi ne olacaktı ?


Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü


Hep aynı varoluşun yörüngesinden sıyrılması gerektiğini söylemekte ne cesurdu. Doğmayan çocuklarından utanan bedeni yırtınırken, bir pramütereye gebe olmanın sancısı ve aralığındaydı varlığı. Gelen, bir doğumu müjdeliyor, sesler derinden daha da derinden geliyordu.


Şimdi gelişlerindeki parlaklığı daha da aydınlatmakta, göremeyen tek göz odanın sakinini umuda tutundurmaktaydı. Ürkek sevgisinin ışığı, karanlık odaya yansımakta, yansıyanların parıltısı ölüm tozlarını arındırmaktaydı.


Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü


Yaklaşan adımların ritmi, mutsuluğu temizliyor, günahları arındırıyordu. Adımlar hızlandıkça, korku sinmekte, öngürülemeyenlerin arzusu, sonsuz acıları susturuyordu. Ah bu boş sokağa ne az ışık düşmüş, düşenler ne çok acı çekmişti. Gelen bilemezdi, vardığı toprakların sancısını, göremezdi gelenlerin hancısını. Hancının sancısını nereden bilebilirdi ki ? Can çekişini izlediklerinin ritmi, kalbi çarpıtıyor, çarpışların şiddeti gözleri kanlandırıyor, uykulardan arındırıyordu. Gelen bunları bilmeden ilerliyordu...


Prematüre doğumun, cesetle mücadelesiydi adı. Ve aydınlığı doğuşu müjdeliyor, acının tadı, çileğin tadına yeniliyordu...


Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü


Hoş geldin bebek.


Ölümün batışı, bir prematürenin doğuşuna yenilmekteydi. Ve yenilenler, yenenlerin bağrında ağlıyor, suskunlukları arzuların ateşinde haykırıyor. Ve o geliyor..


O geliyor..

Sisli Kentin Pisliğine Doğan Çocuğun Öyküsü
Cevapla