Dorothy Elizabeth Montgomery ya da Lilith

Anharat, gözlerini açtığında üzerinde müthiş bir baskı ve ağırlık hissetti. Kocaman bir şey karnını ve göğsünü baskılıyordu. Bağırsakları yanlardan dışarı çıkmak üzereydi ve nerdeyse, kaburgaları kırılacaktı. Kolları iki yana açılmış ve bileklerinden, üzerinde yattığı yatağın köşelerindeki çengellere bağlanmıştı. Üstünde yattığı yumuşak su yatağı olmasa aslında çoktan ölmüş gitmişti. Her bir kolunun üzerinden iki tane kocaman kalın bir sütuna benzeyen; uzun, etli, yağlı, ağır mı ağır bacak uzanıyordu. Üstünde oturan kadın’ın kocaman göbeği Anharat’ın nerdeyse ağzına kadar geliyordu. Kadının o kadar büyük bir poposu vardı ki, Anharat’ın tüm gövdesini kaplamıştı. Çene hizasına kadar gelen göbekten yukarı doğru üstündeki kadını süzdü. Uzun koyu kestane rengi saçları omuzlarına kadar iniyordu. Yüzü güzel ve tombuldu. Boyu 2 metre vardı. Anharat bu irilikte erkek bile nadir görmüştü. Kadının ağırlığı 250 belki 300 kg vardı ve zavallı Anharat’ın üstünde hafif hafif hopluyor ve aldığı zevkten “OHH, OOOH, OOHHO OOOOHH!” diyordu. Anharat’ın zayıf, bir deri bir kemik vücudu’nu poposuyla ezmekten oldukça zevk alıyordu. Üstünde beyaz bir bikini vardı. “kendisine özel yaptırmış olmalı; bu bikini’nin içine benim gibi on tane kadın sığar” diye düşündü ve güçlükle konuşarak “AHHH! Şişko şey… ne işin var üstümde; kalk üstümden ne yaptım ben sana? AAAAAAAHHH!” dedi. Dev Kadın: “OOOOOHHH! Zayıfsın, güzelsin ve polissin. Yani tam bir meleksin. Ben de meleklerin üstüne oturup onları ezerek öldürmekten zevk alan bir şeytan’ım. OOOOOH, OOHHH OOOHH” diyerek büyük bir hazla hopladı. Altındaki Anharat’ın zayıf vücudunu ezmekten büyük keyif alıyordu.

Anharat’ın yerinde başka bir kadın olsa çoktan ölürdü. Anharat, Polis Akademisindeyken siyah kuşak seviyesine gelene kadar karate çalışmıştı. Aslında iyi bir karateciydi. Vücudu oldukça zayıf ama dayanıklı ve kuvvetliydi. Üstündeki şişko kadının 300 kiloyu geçen ağırlığına bu kadar dayanma sebeplerinden birisi buydu. Yavaş yavaş hatırlamaya başladı. Trafik polisi olarak görevli olduğu yerde yanlış park etmiş bir karavanı uyarmak için gittiğinde o karaltı şeklinde gördüğü kadının kendisine attığı o kocaman yumruğu hatırlamıştı. Kadın, onu gafil avlamış, Anharat’ı bir yumrukta bayıltmış ve karavanına taşımıştı. Zaten su yatağı da karavanın içindeydi. Kadın “bu kadar eğlence yeter güzel melek” dedi. Su yatağındaki ellerini çözdü. Onu kollarından tutup; sert zemine sürükledi. Onu sırt üstü yere yatırdı. Zavallı kadın polis kendisini savunacak durumda değildi. Anharat’ın göğsüne tüm ağırlığını vererek oturdu. Ayaklarını iki yana açarak hopladı. Altındaki kadının tüm kaburgalarını çubuk kraker gibi kırdı. Anharat “AAAAAAAAAAHHHH” bir çığlık attı. Ağzından kan fışkırdı ve öldü. Dorothy öldürdüğü kadın polisin gözlüğünü aldı taktı ama o kocaman kafasına uymadığı için üzerine basıp kırdı. Kadın polisin tabancasını aldı ve karavanındaki dolabına koydu. Sonra Karavanının koltuğunu tam olarak yatırdı. Öldürdüğü kadın polisin cesedini koltuğa yatırdı ve göğsüne oturdu ve karavanını sürdü şehir dışına çıktı. Altındaki oldukça zayıf güzel meleği ezmeye doyamıyordu. Ezdikçe ezesi geliyordu. Orada ormanlık alanda, nerdeyse altında püre haline getirdiği kadının cesedinden kurtuldu.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

6 ay içinde Melekler Şehri’nde on tane melek gibi zayıf güzel kadın’ın cesedi bulunmuştu. Hepsi birbirinden zayıf güzel manken gibi kadınlardı. İki tanesi lise öğrencisiydi. 3 tane hemşire, 2 ev hanımı ve bir rahibe… Rahibe günah çıkarma kabininde öldürülmüştü. En son kurban bir kadın polisti. Devriye yaptığı mahalde tenha bir binada cesedi bulunmuştu. Silahı ve kelepçeleri alınmıştı. Cinayetlerde herhangi bir ateşli silah, bıçak, ip vs. kullanılmamıştı. Otopsi yapan doktor hayret etmişti. “Sanki bir şey onları ezmiş altında pres yapmış… “ demişti.

Önce cinayetleri araştırmada yavaş davranan Los Angeles Polisi; kurban bir kadın polis olunca harekete geçmişti. Bir FBI ajanı da onlara yardıma gelmişti. Ajan incecik, 35 Yaşında, bekar, 58 kg ağırlığında 180 cm boyunda mankenlere taş çıkartacak güzellikle bir kadındır.

Natalia FBI Ajanı olmadan önce Plaj Polisiydi.
Natalia FBI Ajanı olmadan önce Plaj Polisiydi.

Kilosunda şampiyonlukları olan 3. Dan sahibi bir karatecidir. Çocukluğunda başladığı Judo’da başarılı olamayınca Karate’ye geçmiş ve başarılı olmuştur. Önce polis memuru olarak görev yaparken FBI sınavlarını birincilikle kazanmış ve özel ajan olmuştu. Diğer kurbanları ve kadın polisin cesedini inceleyince gördüğü manzara karşısında irkilmişti. Kadın polisin göğüs kafesi tamamen çökmüş. Kaburgaları çubuk kraker gibi kırılmıştı. Karnı da aynı şekilde tamamen içeri çökmüştü. Doktor “sanki bir Sumo güreşçisi üzerlerine oturmuş saatlerce hoplamış; gibi” demişti. Doktor’un bu sözü onu çocukluk anılarına götürdü. Okulun Judo takımına seçilmişlerdi. Kendisi Lise’de sınıfın en zayıf kızıydı ve takımın en iri en kilolu en cüsseli kızıyla özgüvenli bir şekilde kapışmışlardı. Tabii bir anda kendini onun kocaman poposunun altında buluvermişti. Nerdeyse ölüyordu. 150 kiloluk 2 metre civarında boyu olan Dorothy Elizabeth MONTGOMERY onu ipon hareketiyle yere çarpmış ve bununla da yetinmeyip karnına oturmuştu ve keyifli bir şekilde Natalia’nın üstünde iki ayağını yanlara uzatarak hoplamıştı.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Judo Antrenörü araya girmese kalkmaya hiç niyeti yoktu. Natalia’nın yüzüne bakıp bakıp “OOOOHHHOHHOOHHH” diyordu ve Natalia’yı ezmekten büyük zevk alıyordu. Judo Eğitmeni araya girip “kaldır koca poponu kızın üstünden zombuç! Öldüreceksin kızı!” demese Natalia’nın üstünden günlerce kalmazdı. Natalia ile Dorothy sonradan iyi dost oldular. Ama Dorothy huyundan vaz geçmemişti. Evde Natalia’yı nerde yakalarsa yere yatırıp üstüne oturuyordu. Bazan Kanepe’de bazan yerde, Natalia’yı arkadaştan ziyade minder olarak kullanıyordu. Natalia’da “kaçınılmaz olandan zevk al” prensibine uyuyordu. Evde ikisi bir araya gelse “OOOOH” ve “AAAAHH” sesleri dışardan duyuluyordu. Kızını sürekli o 150 kiloluk kızın altında gören Natalia’nın annesi “sen bir gün bu kızın koca kıçının altında öleceksin! Karışmam” diyordu. Natalia “AAHHH” diye cevap veriyordu.

Dotory ve Natalia
Dotory ve Natalia

Lise’den sonra hiç görüşmemişlerdi. Natalia acaba o mu? diye düşündü ama sonra güldü. Ama yine eski arkadaşını şüphelilerden ayırmak için onu bulmaya karar verdi. Önce Ailesini buldu. Dorothy’nin annesi ona “Lise’den sonra Tıp Fakültesini kazandı zor da olsa mezun oldu. Plastik cerrahi konusunda uzman olan bir Japon kadın doktor’un yanında asistan olarak işe girdi. Patronu tanınmış bir doktordu. Bir gün muayenehanesinde ölü bulundu. Ezilerek öldürülmüştü; zaten çıtı pıtı ufacık bir şeydi. Kızımı küçük, zayıf Japon kadını üstüne oturup öldürmekle suçladılar. Kızım mahkemede ***“Bana siyah kuşak karateci olduğunu” söyledi ve “o kadar sert bir fiziğim var ki; üstüme otur hopla seni hissetmem” dedi, sonra “Ben de ısrar edince üstüne oturdum; maalesef altımda ölmüş, fark etmedim, çok üzgünüm*** dedi.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Ama yine de kızıma kazara ölüme sebebiyet vermekten 5 hapis cezası verdiler. Ancak, iyi halden ve avukatının muazzam çabası sonucu 2 yıl hapis yattı. Onu hatırlıyorsun zaten dev gibiydi. Hapishane’de daha da kilo aldı. 400 Kiloya kadar çıktı. Zayıflayamayınca kilosunu değerlendirip kas yaptı, ağırlık güç sporlarıyla uğraştı. Sumo Güreşçisi oldu. Hiç maçlarını izlemedin mi? Japonya’da kadınlarda 3. oldu. Kazandığı para ile kendine villa ve de lüx bir karavan aldı. Bizimle pek görüşmüyor.” dedi. Arkadaşının bir kadın doktoru tıpkı kurbanlar! gibi öldürdüğünü öğrenince şüpheleri iyice yoğunlaştı Natalia’nın. Arkadaşını villasında ziyaret etmeye karar verir. Villayı buldu. Tabii arkadaşının suçlu olup olmadığından emin olmadığı için; meslektaşlarına bahsetmemişti. Villa’nın bahçesinde kocaman bir karavan eğliydi. Doroty Villası’nın bahçesinde potaya basket atmaktadır. Üzerinde poposunu açıkta bırakan mavi bir tayt vardır. Natali FBI’da özel harekat eğitimi aldığı için villa’nın duvarından tırmanıp Doroty’e farkettirmeden içeri girDİ ve yaklaşıp kocaman ve çıplak poposuna şaplağı yapıştırdı:

Natalia “süpriiiz beni tanıdın mı Lise arkadaşını?”. Poposuna yediği şaplakla canı acıyan ve şaşıran Doroty arkasına döndü ve: “Natalia! Seni gördüğüme sevindim; içeri nasıl girdin?” dedi.

Natalia “duvardan tırmandım, tellere elektrik vermeliydin” dedi.

Doroty ise “tellerde elektrik var normalde de, elektrik panosu arızalandı, bakım yapan şirkete haber verdim: bekliyorum tamir etmesi için”

Bahçesindeki karavanın önündeki çardakta oturup havadan sudan sohbet etmeye başladılar. Lise’deki günlerinden filan bahsettiler. Doroty: “canım karavandan kendine içecek bir şeyler al; ben terliyim kıyafetimi değiştirip geliyorum” dedi ve villasına girdi. Natalia Doroty’e FBI’da çalıştığını söylememişti. Karavan’a gidip ortalığı kolaçan etmeye başladı. Meşrubat dolabının arkasındaki gizli bölmeyi FBI’da edindiği tecrübe ile hemen farketti. Açtığında ise şüpheleri haklı çıktı. Dolapta bir tane polislerin kullandığı beylik tabanca, Liseli öğrencilerin kullandığı rozetler, incil ve hemşirelere ait olabilecek bazı eşyalar vardı. Doroty tüm seri katiller gibi kendisine öldürdüğü kurbanlarından hatıra alıyordu. Tüm bu ipuçlarını alıp masaya koydu oturdu ve Doroty’i beklemeye başladı.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Doroty yeşil bir kıyafetle geldi ve villasının önünde durup arkasını dönerek Natalia’ya:

“Nasılım, bu kocaman popo sana neyi hatırlatıyor?” dedi.

Natalia “AAAAAH! Lise de üstüme oturduğun zamanları ve sanırım öldürdüğün zavallı kurbanlarını!” dedi ve masadaki delilleri gösterdi iri kıyım tombul arkadaşına… Doroty kısa bir şaşkınlık geçirdi.

Natalia devam etti;

“AH! seni koca kıçlı yağ tulumu!, adalete hesap vereceksin? Ben FBI ajanıyım. Seni yakalamak için görevlendirildim. Zorluk çıkarmadan teslim ol. Söyleyeceğin her şey aleyhinde delil olarak kullanılabilir” diye teslim ol çağrısı yaptı.

DOROTY: “Demek hesap vereceğim öyle mi? Doğrusu hiç güleceğim yoktu. Hesabı kim ödetecek. Yoksa sen mi kemik torbası? lise’de altımda inlediğin, ahladığın zamanları unutmuşsun!”.

Natalia: “tabi ki ben ödeteceğim seni koca kıçlı yaratık. Yağlarına çok güvenmemelisin bence, çünkü birazdan seni adalete teslim edeceğim. Hem de fena şekilde hırpalayarak! Nasıl kıydın o insanlara, oturup ezme zevkin, öldürmeye mi dönüştü?”.

Dev kadın olanlardan çok keyif alıyordu. Uzun bir kahkahanın ardından: “ Normalde seni bir çırpıda ezmem gerekirdi Natalia! ama enayi cesaretin beni eğlendirdi doğrusu. Sana beni hırpalaman için fırsat vericem çelimsiz… göster hünerlerini! Keşke silahınla gelseydin… bana karşı belki şanşın olurdu ”

Natalia: “silah’a ihtiyacım olmayacak, aracımda bıraktım zaten” dedi ve ok gibi fırladı ve Doroty’i aikido tekniğiyle yere yatırıp devirip kelepçe takmak istedi. Dev şişko arkadaşını bir milim bile yerinden oynatamadı. O zorlandıkça Doroty tıpkı kendi gibi kocaman kahkahalarla güldü:

“ OOOHHH Sanırım sana biraz fazla geldim dedektif Natalia, aikido işe yaramadı istersen başka dövüş teknikleri dene biliyorsan!.” Dedi ve göbeğiyle çarpıp Natalia’yı düşürdü… Natalia ters takla atarak doğruldu ve iyi bir karateci olduğunu göstermek için gardını aldı ve Doroty’e bir uçan tekme savurdu. Doroty tombul iri kollarıyla Natalia’nın bacağını yakalayıp onu tekrar çimenlere fırlattı. Natalia rakibin çok güçlü olduğunu, Sumo güreşçisine karate’nin sökmeyeceğini anladı. Hileli dövüşmekten başka şansı kalmadığını anlayan dedektif yerden bir avuç toprak alarak dev katilin yüzüne fırlattı ama boyu yetmediği için katilin yüzüne kadar ulaştıramadı.

Doroty: “Böyle şeyler filmlerde işe yarar Natalia; tıpkı Lisedeki yine çelimsiz ve canımsın, haydi göster kendini şampiyon” dedi

Natalia “Lisede beni pestil eden bir kadının karşısına hangi akla hizmet silahsız çıktım ki; ah bu benim aptalca özgüvenim ahh, üstelik de Sumo şampiyonu olmuş bir kadının karşısına, ama başka çare yok” .diye düşündü ve tekme tokat bildiği tüm karate, taekwondo teknikleriyle Doroty’e saldırdı. Fakat dev kadın o kadar dayanıklıdır ki hiç bir darbesi ona işlemedi. Bunları yaparken katil sadece gülmekle yetiniyordu. Bazan sağa sola kaçarak Natalia ile alay ediyordu. Dedektif hızlı bir hamleyle yerden bir taş alarak onun Doroty’nin sırtına atladı ve taşı kafasına vurdu.. Birazcık sendeleyen dev kadının neşesi bir anda öfkeye dönüştü. Ama o kadar hızlı kendine geldi ki sırtındaki sıska dedektifi bacaklarından yakalayıp, geri geri giderek karavana yapıştırdı. Doroty ile karavan arasında kalan cılız kız AAAHHH! diye inledi ve kadının sırtından yere düştü. “Şimdi gösteririm ben sana.” diye böğürdü yağ ve kas yığını. Yere düşen güzel kadın dedektifi ayağa kaldırıp attığı bir yumrukla yarı baygın olarak tekrar yere serdi. Sıska dedektifin acı çığlıkları arasında onun sağ ve sol bacağını tam dört yerden çubuk kraker gibi kırdı. “Seni şimdi o kemik torbası arkadaşına kavuşturacağım küçük melek deyip” cüssesinden beklenmeyen bir şekilde zıplayıp banzai dropp yaparak kadın polisin üstüne güm diye oturdu.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Kadın dedektifimizin o incecik vücudu, o devasa poponun altında kalmıştı, kısa bir süre kurtulmaya çalışsa da pes eder ve kolları iki yana düşer ve katilin yüzüne bakarak ve zorlukla konuşarak:

“aaaah! yaktın beni yağ tulumu, ama şehit olup arkadaşlarıma kavuşacağım devam et ez beni öldür beni AH! AAH!” dedi ve üstündeki hoplayıp duran kadının 300 kiloluk müthiş ağırlığına daha fazla dayanamadı ve kaburgaları kırıldı, kalbi ciğerleri patladı, karnı içeri çöktü, beli kırıldı ve "AAAAAAAAAAAAAAAAAH!" diye inleyerek son nefesini verdi o kocaman lobların altında.

Şişko Doroty, katlettiği polisin; aynı zamanda Lise arkadaşının, cesedinin üzerinde saatlerce oturdu, OOH OOH diye zıplayıp hopladı. öyle bir eziş ezdi ki şehit polis memuresinin göğüs kafesini ve karnını tamamen koca poposuyla düzledi. Zavallı kurbanın bağırsakları karnının yanlarından dışarı çıktı, Kırık kaburgaları sırtını ve göğüs kısmını deldı. Kadın polisin incecik vücudunu mahvettikten sonra orgazm oldı ve OOOOOOH! diye çığlığı bastı zevkten kendinden geçti… birkaç kez daha hopladıktan sonra poposunu cesedin üzerinden kaldırdı. Natalia'nın cesedini karavanına yükleyip onu ormanlık bir alanda gömdü. Sonra hiçbir şey olmamış gibi villasına geldi ve koca poposunu sallaya sallaya evine girdi ve oturdu. Önümüzdeki aylarda Japonya’da yapacağı Sumo Güreşi maçı’nı düşündü. Oradaki rakibeleri gibi Natalia gibi zayıf çelimsiz değillerdi. Kendi gibi güçlü şişman kadınlardı.

Doroty Japonya’ya sporcu vizesi ile gidip orada 3 maç yaptı. İkisini kazanıp, birinde yenildi ve ikinci oldu. Doroty çıtı pıtı japon kadınlarına bayılıyordu. Özellikle kadın polislerine… hep onlardan birini üstüne oturup ezmek istiyordu. Ama maçlardan buna fırsatı olmuyordu. Japonya’da sporcu kafilesini korumak üzere polis eskortlar verilmişti. Onların içinde çıtı pıtı çok güzel bir kadın polis vardı.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Doroty onunla samimiyet kurdu. Onu bir gün odasına çağırdı.. Konuşurken kadını kucakladığı gibi yatağa attı ve cüssesinden beklenmedik bir şekilde kadının üzerine resmen uçtu ve üstüne uzandı… abandıkça abandı… zavallı kadın polis, Doroty’nin altında resmen kaybolmuştu. Kadın yalvardıkça daha çok eziyordu. Kadın polis AHH! Dedikçe Doroty OOOH! Daha çok abanıyordu. Kadının göbeğinin altında yarım saat kadar ezdi. Kadın altta iyice ezildiği için kendini savunamaz hale gelmişti. Doroty onun üstündeki kıyafetleri çıkardı. Tekrar üzerine büyük bir zevkle uzandı… kadının üstünde hoplayıp duruyordu.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Kadının üzerinde bir süre yatıp göbeğiyle ezdikten sonra kadını yatağın kenarına çekip üzerine oturdu. Kadının gövdesi Doroty’nin altında kaybolmuştu nerdeyse… yalnızca çöp gibi bacakları ve kafasının bir kısmı açıktaydı.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Kadının üstünde zıpladı durdu. Tüm ağırlığını veriyor hiç acımıyordu. Zavallı çıtı pıtı japon polis memuresi kendini savunmak için hiçbir şey yapamıyordu. Doroty: “küçük melek, altımda öleceksin… başka çaren yok… zevk almaya bak!” dedi ve OOOOOOHHHH! diye inledi... Sonra kalkıp sıska meleğin yüzüne oturdu… koca kalçasıyla onun güzel kafasını ezdi ezdi ezdi.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Poposuyla boğdu onu… Kadını altında öldürmüştü. Amerika’daki’lerle birlikte öldürdüğü kadın polisi sayısı 3’e çıkmıştı. Polisleri ezmekten ayrı bir zevk almaya başlamıştı. Zayıf güzel kadın polisleri öldürmek o’na daha çok zevk veriyordu. Altında ezdiği kadının polis olduğunu bilmek onu büsbütün tahrik ediyordu. Şansına kaldığı otelin katında kamera yoktu. Kadın polisi onun odasına girerken gören de olmamıştı ama cesetten nasıl kurtulacaktı. Tanıdığı bir japon mafyası vardı. Ondan yardım istedi. Adam ona iki tane adam gönderdi. Otelde onu ziyaret edip; zaten ufacık topu topu 40 kg olan kadın polisin cesedini yanlarında getirdikleri büyük bir bavula koyup; otelden çıkardılar. Yalnız Japon Mafyası yaptıkları iyiliğe karşılık Doroty’den bir iş yapmasını istediler. Ona dediklerini yaparsa Sumo Güreşinden kazandığından çok daha fazlasını kazanacağını vaad ettiler. Mafyanın elindeki bir ada’da yöneticilik yapmasını istemişlerdi ondan… ada’da üretilen uyuşturucu dünyanın 4 bir yanına dağıtılıyordu.

AĞIR ÖLÜM ADA.

Doroty uyuşturucu ticaretinin yanısıra adanın çeşitli yerlerine mahzenler, yasadışı dövüş turnuvaları için kafesler yaptırmıştı. Eleman sayısını da artırmıştı. Kendisi gibi iri yarı kadınlardan ve dev sumo güreşçilerinden oluşan adamlar toplamıştı. Bir grup çete üyesini Japonya’dan zayıf güzel kadınların kaçırılıp adaya getirilmesi için görevlendirmişti. Zayıf çıtı pıtı japon kadınlar bizim lezbiyen SSBBW çete üyelerinin iştahını kabartıyordu. Tabii mümkünse polis memuresi olmalarına özen gösteriliyordu. Gerçi o da sorun olmuyordu. Sıradan bir zayıf japon kadınına polis kıyafeti giydirince de bizim çete üyelerinin zevkine hitap ediyordu. Kaçırılıp getirilen ilk kafile on kişi kadardı. Bunlardan üçü polis memuresi, diğerleri de yine çıtı pıtı zayıf güzel japon kadınlardı. İki kadın polis memurunu alıp, üzerlerine polis kıfayetleri giydirerek kafes içerisindeki ringe aldılar. Ringe bizim 360 kiloluk izbandut girdi. Ve ikisine hitaben “kadınlar polis olduğunuza göre yakın dövüş konusunda bilginiz vardır. İkiniz birden beni yenebilirseniz, buradan gidebilirsiniz”. Bunu der demez, kadın polislerden zayıf uzunca olan hızla yerinden sıçrayarak bizim devin suratına uçan tekme attı. Ani olduğu için bizim dev sendeleyip kafesin duvarına sırtını çarptı. Bir an afalladı. İkinci kadın polisin yakın dövüş bilgisi yoktu. Masa başı çalışan bir polisti. Öylece donup kaldı. Arkadaşına yardım bile edemedi. Donmuş vaziyette izliyordu. Uçan tekmeyi atan kadın polis, kafesin duvarına yapışan devi yumruklamaya başladı. Dev kendisini toparlamış, gardını Alarak kocaman kolu ile kendisini yumruklardan korumaya çalışıyordu. Ama sıska polisin vuruşları fena değildi. Kollarını morartmıştı. Umduğundan çetin ceviz çıkmıştı. Canı yansa da karşılık vermektense polisin yorulmasını bekliyordu. Geri çekilerek kaçarak ve gard ile kendisini korumaya çalışıyordu. Kadın polis tekrar döner tekme atmak için arkasını döndüğünde aniden sıçrayarak tüm cüssesiyle, boyca kendisine yakın olan polisi arkadan kucaklayarak sırtına bindi. Tabii Doroty’nin korkunç ağırlığına dayanamayan zavallı kadın, dört ayağının üstüne yere yığıldı. Bizim şişko, polisin sırtına ata biner gibi binmişti. Belinin kırılacağını anlayan kadın polis memuru aaaah! diyerek yere uzandı. Bizimki de sırtına oturdu. Onu poposuyla ezmeye başlamıştı. Üzerinde zıplıyordu. Tabii bu arada diğer daha ufak tefek çıtı pıtı olan polis memuru da cesarete gelip, arkadan obez devimize saldırarak saçlarından asılıp “kaldır o koca poponu arkadaşımın üstünden! koca kıçlı domuz!” diye bağırdı. Diğer polisin üstündeyken arkasındaki polisi özel bir judo tekniğiyle yakalayan izbandut, onu omuz hizasından fırlatarak attı. Polis memuresi yere çakılıp, aaaah diye inledi. Ve sırt üstü düştü, kolları iki yana açık şekilde kaldı. Sen orada sırt üstü yat ve beni bekle güzelim, dedi. Arkadaşını ezdikten sonra senin üstüne oturacağım. Altındaki polis memurunun üstünden kalkıp, çömelme pozisyonuna gelerek altındaki polisi çevirdi. Polis artık kendisini koruyacak durumda değildi. İşi bitmişti. Kollarını iki yanına açıp, aaaaah, diye inledi. Bizimki olanca ağırlığıyla kadın polisin kaburgalarının üstüne oturdu. Bir iki kere zıplayınca sıska kızın kaburgaları çubuk kraker gibi kütür kütür kırıldı. Son kez şişko katile bakarak aaaaaah! diye son nefesini verdi ve öldü. O ölünce bizim izbandut çete lideri ooooh! Diyerek orgazm oldu. Ve onun üstünden kalktı. O bunları yaparken, salondaki çete üyeleri ve izleyiciler “öldür öldür, ez onları” diye tempo tutuyorlardı. Diğer yerdeki polisin yanına yaklaşıp, “seni de arkadaşının yanına yollayacağım güzelim, deyip kadının üstüne oturdu ve aynı şekilde onu da öldürdü. 3. Kadın polis, deminkilerden daha güzel ve zarifti. Onu öldürmeyip hücresine götürdüler. Doroty pek çok kere Japonyadan zayıf güzel kadın polisleri kaçırtıp benzer turnuvalar düzenleyerek onlarcasını üstlerine oturarak öldürdü. Bundan bayağı keyif almaya başlamıştı. Poposunun altında kırılan kaburgalar, kurbanlarının ahlamaları onu mutlu ediyordu.

DOROTYH ÖLECEK (Mİ ACABA)

DOROTY ve çetesinin adada asıl işlevi Amerikan Mafyası ile Japon Yakuza arasında bağlantı görevi görmekti. Ayrıca adada Marihuana ve haşhaş yetiştiriyorlardı. Günün birinde Rus Mafyasından bir gurup DOROTY ile görüşerek pastadan pay istemişlerdi. DOROTY buna hayır cevabı vermişti arkasındaki Amerikan ve Japon mafyasına güvenerek. Oysa bilmediği bir şey vardı. Rus mafyasıyla o bölgede ne Amerikan ne de Japon mafyası boy ölçüşemezdi. Rus mafyasının Doroty’nin üstüne oturup ezebileceği tipte kadınlardan oluşan bir yapısı da yoktu. Ellerinde çoğu KGB eskisi son derece profesyonel tetikçiler, elemanlar bulunduruyordu. DOROTYin adada çoğunluğu kendisi gibi toplu kadınlardan ve sumo güreşçilerinden oluşan 200 kadar elemanı vardı. Rus mafyası önce içlerine soktuğu ajanlarla DOROTYin en yakın kankası TİTO’yu satın aldılar. Ondan adanın tüm planını gece nöbet tutulan mevzileri öğrendiler. Adaya bir gece vakti, 100 kadar profesyonel tetikçilerden, pankreasçı ve ağır sıklet boksörlerden oluşturdukları bir katiller ordusuyla adaya sızdılar. Adaya çıkanlar çıtkırıldım zayıf tipler asla değillerdi. Dev gibi iki metre boyunda her biri dövüş ustası işinin uzmanı kişilerdi. Ekibin tamamı İzbandut gibi erkeklerdi. Yalnızca ekibin lideri Yulia VIKTOROVNA adında bir kadındı. Defalarca Rusya’da vücut geliştirme şampiyonu olmuş. Kullandığı steoridler yüzünden erkeksileşmiş vücudu, iki metreye yakın boyu, 90 kiloyu geçen sıfır yağlı kaslı vücuduyla adeta insandan ziyade bir gorili andırıyordu. Aynı zamanda da kik boks şampiyonuydu. MMA dövüşlerinde de başarılıydı. Tabii masraflarını karşılamak için mafya adına tetikçilik yapıyor, Mafya elemanlarına yakın dövüş dersleri çıplak elle adam öldürme dersleri veriyordu. Yumrukları dirsekleri dizleri ile mermer blokları parçalayabiliyordu. DOROTYin yirmi kadar nöbet yeri vardı. Her birinde de fazla kilolu olmayan ama iri sayılabilecek kadın elemanları nöbet tutuyordu. Rus tetikçiler bunların yirmisini de çok rahat haşat ettiler. Arkadan sinsice yaklaşıp saniyeler içinde boyunlarını kırdılar. Sonra yatakhanelere bayıltıcı gaz atarak zaten uyumakta olan elemanları bayılttılar. Beşerli guruplar halinde girip, DOROTYin bayılmış elemanlarını tavuk boğazlar gibi boğazlayarak birer birer öldürdüler. Aynı şekilde bir grup suikastçi de uyumakta olan sumo güreşçilerini odalarında gazla bayıltıp boğazlarını keserek öldürdüler. Bu esnada DOROTY uyanıktı ancak, böyle bir durumun başına gelebileceğini asla tahmin etmiyordu. O tüm dünyayı özellikle rus mafyasını da zayıf bir deri bir kemik kadınlardan oluşuyor zannetmişti. O esnada en büyük eğlencesini yapıyordu. Yine Japonyadan esir olarak getirilmiş zayıf bir deri bir kemik, bir kadın polisi üstüne oturmuş, hoplayarak ezmekle meşguldü. Tabii aynı odada TİTO ile Tamara da kendi aralarında eğleniyordu. Tito yine Tamaranın sırtına binmiş atçılık oynuyorlardı. Tito Rus mafyasından aldığı talimat gereği, esir zayıf kadın polislerden birisini DOROTY’e sunarak onu oyalamıştı. DOROTY tam altındaki kadını ezerek öldürdüğü esnada rus mafyasının elemanları kapıyı kırıp paldır küldür içeri girmişlerdi. Başlarındaki Yulia . “Kolay gelsin tatlım, sen bizi istemedin, davet etmedin ama sen üzülme diye biz geldik” dedi. DOROTY hala öldürdüğü kadın polisin cesedinin üstünde oturuyordu. “ne demek oluyor bu, Tito. Sen niye buradasın niye önlem almadın” diye bağırdı. Tito “ üzgünüm tatlım. Seninle kardeş gibiydik ama güçlü olanın yanında yer almak en mantıklısıdır. Acımasız bir katiller ordusuyla ben yanında da olsam baş edemezdin. Senin devrin bitti” diye Doroty ile alay etti. Tito’nun altındaki Tamara da şaşkın şaşkın bakıyordu. Tito Tamaraya “üzülme tatlım bundan sonra senin horozun ben olacağım. Benim kölem olacaksın. Zaten DOROTYten çok benim altıma yatıyordun.” dedi. Yulia “sana bir şanş vereceğim DOROTY. Hani buraya getirdiğin bazı zayıf kadın polislere tanıdığın şansı ben de sana vereceğim. Seninle kafes dövüşü yapacağız. Eğer beni yenebilirsen, serbestsin! Dövüş ikimiz arasında olacak. Ama senin adamlarının hepsi öldüğü için yalnız benim adamların seyredecek kusura bakma” diye bağırdı. DOROTY altındaki kadın polisin cesedinin üstünden kalktı ve “büyük bir zevkle. O kaslı vücudunu popomun altında ezmek büyük bir zevk olacak, gerçi zayıf kadınları ezmek kadar zevk vermese de idare edeceğim artık”, diye kükredi. Yulia ve DOROTY kafese girerler. DOROTY bir sumo güreşçisi gibi dizlerini kırdı. Koşarak tüm vücuduyla çarpıp Yulia’yı kafese yapıştırmak ezmek istedi. Yerinden ok gibi fırladı. Yulia ise yerinden hiç kıpırdamadan duruyordu. DOROTY tam ona çarpacağı sırada sol elinin ayasıyla DOROTYin alnına vurarak onu durdurdu. Sonra o kaslı tüylü erkeksi koluyla dümdüz hiç bozmadan yumruklarını sıkarak DOROTYin tam diyaframının üstüne yumruğunu indirdi. DOROTY uuuhgth! diye bir ses çıkardı. Eliyle göğsünü tuttu. Yumruğuyla mermerleri kıran bir insandan böyle bir yumruk yemek ölümcül bir hataydı. Tam yere yıkılıcakken, Yulia boş göndermeyim diye, suratına sağlı sollu iki kroşe çaktı. Tamara, gözleri faldaşı gibi açılmış DOROTYin vücudunun yere bir kütük gibi düşmesini seyretti. 90 kiloluk vücutçu erkeksileşmiş bir kadınla dalaşmak 45-50 kiloluk kadınları altetmeye benzemiyordu. DOROTY aldığı üç darbeyle komaya girmişti, bıraksa o haliyle bile ölürdü ama Yuliya gibi profesyonel bir katil onu kolay göndermeyecekti. DOROTYin koca gövdesine öyle bir tekme yapıştırdı ki koca kütle yerinden fırlayıp kafesin duvarlarına çarpıp yere düştü. O bunları yaptıkça adamları çılgınca alkışlıyordu. DOROTY şuurunu kaybetmiş vücudu titriyordu. Yulia, onun vücuduyla, top gibi oynadı. Onlarca zayıf güzel kadın polisi ezerek öldürmede kullandığı koca poposunun ona hiçbir faydası olmamıştı. Sonu kendisinden daha fazla gelen bir kas kütlesinin elinden olmuştu. Yulia, DOROTYi alt ettikten sonra Tito’yu adadan işlerin sorumlusu olarak görevlendirdi. Artık Ada rus mafyasına aitti. DOROTY tarih olmuştu. ŞİMDİLİK

ŞEYTANLAR ASLA ÖLMEZ!


DOROTY, gözlerini 6 ay sonra Rus Mafyasına ait, özel tam teşekküllü lüx bir hastanede açtı. Kendisini tanıyamadı. Hastanede hem onu ölümden kurtarmış tedavi etmişler. Hem de üzerinde çeşitli geliştirici ve büyütücü deneyler yapmışlardı. Kemik yapısını nerdeyse bir çelik kadar güçlü hale getirmişlerdi. Kilosu da artarak 630 kiloya çıkmıştı. Boyu da uzayarak 2 metre 30 cm olmuştu. Adeta bir canavara benzemişti. Kötü bir süper kahraman! Süper Kötü! Doğrulduğunda başında güzel zayıf bir hemşire vardı. Ama bilekleri ve ayakları yatağa Titanyumla prangalıydı. Zaten kocaman poposu o kadar büyümüştü ki, butları yataktan taşıyordu. Hemşire, onun uyandığını Hem hastanenin sahibi, hem de mafya lideri olan Akrep’e söyledi. Akrep yanında Yulia ve diğer silahlı adamları olduğu halde odaya girdi. DOROTY’e, “Yulia seni fena halde benzetmişti. Buraya getirdiğinde kaburgaların kırılmış, kalbin durmuştu. Seni hayata döndürdük. Üzerinde yaptığımız deneylerle seni bir deve dönüştürdük. Vücudun büyümeye çok elverişliydi. Senden nerdeyse bir süper kötü kahraman yarattık. Senin için iki yol var. Ya bize çalışırsın. Verdiğimiz görevleri yaparsın, ya da seni öldürürüz.” Doroty kabul etti. Prangalarını çözdüler. Ona yemek verdiler. Nerdeyse 10 kişilik yemeği tek başına yedi. Mafya lideri DOROTY’e ilk görevini verdi. Görevi, Rus Mafyasına devamlı ayak bağı olan, yüksek düzey bir polis müdiresi’ni öldürecekti. Kadının fotoğraflarını verdiler.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Kadın, çıtı pıtı güzel bir kadındı. DOROTY’e kadının bir çocuğu olduğunu, ona bakıcı aradıklarını, bundan faydalanabileceğini söylediler. DOROTY, kadının verilen bakıcı ilanından numarasına ulaşıp, onunla konuştu ve bebek bakıcısı olduğunu söyledi. Belirlenen günde, kadınla görüşmeye gitti. Doroty İçeri girince üzerindeki pardüseyi açınca Kocaman göbeği, devasa kalçaları, butları ortaya döküldü. Kadın Polis Müdürü bunu görünce gözleri faldaşı gibi açıldı. Karşısında 2 buçuk metre boyunda adeta canavara benzeyen bir yaratık vardı. Onu görünce hem iğrenme hem de hayranlıkla “Aaaah! Bu olamaz, nasıl olur bu, bu… nesin sen böyle uzaylı mı?...” demeye kalmadı. DOROTY, kadına göbeğiyle çarptı. Kadın geriye doğru uçup sırt üstü kolları iki yana açık vaziyette düştü. Kadının tam karnına, bacaklarını iki yana uzatarak oturdu. Altından boğuk bir şekilde çıkan tek bir AAAAAAAAAAAAAAAAAAH! Çığlığını duyarak zevke geldi. 630 kiloluk ağırlık, poposunun altındaki kadını anında tost gibi yapmıştı. Kadının zayıf vücudu ezilmekle birlikte parçalanmış ve kanı çıkmıştı. Kadını dümdüz etmişti. Kocaman poposu zaten altındaki güzel kadın polisin tüm vücudun kaplamıştı. Bir taraftan kadın’ın üstünde otururken; diğer taraftan da elindeki but’u afiyetle yiyordu. Makyaj çantasında but taşıyan bir kadındı Doroty. Sürekli yemek zorundaydı, kilosunu korumak için…

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Güçlü kemik yapısı sayesinde 630 kiloluk ağırlığını, o kocaman popoyu taşımak oturmak kalkmak Doroty için sorun olmuyordu. Üzerinde bir süre oturdu hopladı. Yakalanma tehlikesi olmasa saatlerce otururdu ama, yakalanacağı korkusuyla yarım saat kadar ancak oturdu. Kadının üstüne otururken, pardüsesini yere atmış, bikinisi ile oturmuştu. Kalktığında poposu ve taytı kanlanmıştı. Pardüsesini giyerek oradan uzaklaştı. Mafya şefi ile buluşarak ona rapor verdi.

ŞANSLI OLAY

DOROTY Mafyadan aldığı paralarla aldığı özel zırhlı jeepiyle, yolda giderken başına gelebilecek en şanşlı olay geldi. Yolda trafik polisi ıssız arazinin ortasında, yol üzerinde çevirme yapmaktaydı. Etrafta öndeki giden araçtan başka araç yoktu. Öndeki giden aracın peşine DOROTY’in aracını da durdurdular. Polisler DOROTY’e göre özel yapılmış, kapıları ön koltuğu oldukça geniş büyük grand Cheroke, jipe şaşkınlık içinde baktılar. İçinden çıkan dev gibi 230 cm boyunda 700 kiloya yakın, devasa popolu, göbekli kadını görünce irkildiler… Bu kadının bu irilikte olmasından ziyade, bu kiloyla nasıl hareket edebildiğini merak edip, DOROTY’e bakıp güldüler. ondan ruhsat ve kimlik sordular. Polisler 5 kişiydi. İkisi erkek, 3’ü kadın... Kadın polislerden üçü de arabanın uzağındaydı Erkek polisler DOROTY’in arabasının yanında onunla konuşuyorlardı. DOROTY, her biri çok güzel zayıf sarışın, mavi gözlü üç kadın polisi gözüyle kesti. Arabada ve üzerinde arama yapacaklarını söyleyince DOROTY, o kocaman butlarının altına sakladığı son derece etkili, zırh delici silahını çekip, iki erkek polisi oracıkta vurdu. O sırada yol üzerinde duran, kadın polis silahını şimşek gibi çekip, DOROTYin göğsüne üç el ateş etti. DOROTY, sırt üstü yere düştü. Üç kadın polis, ellerinde silahları koşarak yanına geldi. Polislerden birisi baş hizasında, diğeri kocaman bacaklarının baldırlarının yanında durdular. “Telsizden yardım çağıralım. Vinç getirmeleri lazım. Bu bir tonluk gövdeyi bizim gibi otuz tanesi kaldıramaz”, derken, DOROTY iki ayağını kaldırıp, birer yan tekme vurarak, iki kadın polisi yanlara devirdi. Aynı anda arkasındaki kadın polisi belinden yakaladığı gibi, sırt üstü yere çaktı. DOROTY’e mafya en son model, kalıbına göre bir çelik yelek vermişti. Onun sayesinde kurşunlardan kurtulmuştu. Yerde yatan güzel kadın polisleri arabasına taşıdı. Issız orman kenarında bir yere getirdi. Kadın polislerden ikisini bir ağaca kelepçeledi. “Sırayla birbirinizin ölümünü, pestil olmasını seyredeceksiniz, üçünüzün üstüne birden oturur ezerdim, ama seyircisiz olmuyor”, dedi. Polislerden birini kafası ırmağı görecek şekilde, yere yatırdı. Tam karnının ve göğsünün birleştiği yere oturur ve iki ayağını yanlara uzatarak hoplamaya başladı. Onun kocaman poposunun altından kadın polisin, bacakları 10 saniye kadar havaya fırladı çırpındı ve yere indi. Diğer iki kadın polis, “AAAAH! Bu kadın, ABD ve Japonya’da çok sayıda bizim gibi zayıf, güzel kadın polisi üstüne oturup ezerek öldürmüş. Zayıf güzel kadınları, özellikle polisleri ezmekten, ezerek öldürmekten sapıkça bir zevk alıyor. Geçen öldürülen emniyet müdürü kadın için ondan şüpheleniyorlardı. Kendisiyle tanışmak kısmetmiş. AAAAH! Birazdan o lopların altında can vereceğiz. Buraya kadarmış” dedi. Dev kadın kendilerine doğru gelirken, onlar arkadaşlarının püre olmuş cesedine baktılar. Kadın polislerden iri kemikli uzun boylu olan, DOROTY’e “sen icabında 5 kadın polisi birden dövüşe davet ediyormuşsun, yoksa ikimizden mi korktun, sana meydan okuyoruz… bizi çözde gör gününü…” dedi. DOROTY, “hay hay güzelim” dedi. İkisini de çözdü. Ancak, çözer çözmez, iki polis memuresi yiğitliğin onda dokuzunu seçip, ormana doğru koşmaya başladı ve bir tanesi “boş ver kızım bu canavarla kimse baş edemez… kaçmak en iyisi, o kilosuyla bizi yakalayamaz… en yakın yola çıkar, bir araba çevirir… kurtuluruz…” dedi. İkisi ormana doğru kaçarken, DOROTY de kilosundan beklenmeyen şekilde onları yakalamak için koşuyordu. Polislerin unuttuğu bir şey vardı, kas yapısı çelikleştirilmiş ve güçlendirilmişti. Kilosuna rağmen iyi koşuyordu, kadın polislerden uzun boylu olan “ben yakın dövüş eğitimliyim, onu oyalamaya çalışacağım, sen kaçıp kendini kurtarmaya bak… ama o beni kısa sürede haklar. Sonum o koca poponun altında pestil olmak… ama senin kurtulman için onu oyalayabildiğim kadar oyalarım”. Dedi ve hızla geriye DOROTY’e doğru koşarak kocaman karnına bir uçan tekme attı, DOROTY tekmenin etkisiyle “OOOH!” diyerek bir iki adım geriledi, ama iyice sinirlenmişti. Kadın polise savurduğu yumruk boşa gitti. Kadın polis arkasına dolanarak DOROTY’in sırtına atladı, onun kocaman boynunu kollarıyla kıskaca alarak onu boğmaya çalıştı ama kollarını boşa yordu. Kadının boynu adeta çelik gibiydi. DOROTY, bir silkinişte onu yere çaldı. Elleriyle, manken gibi incecik güzel kadının boynunu tuttu, bir süre sıktı ama öldürmedi, onu yere attı. Gidip karnına “OOOOOH!” Diye oturdu. Güzel kadın polis “Benim işim bitti… AH! Kocaman bir popon altında pestil olmak varmış, mahvoldum, AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAH!” diye bir çığlık atarak, şehit düştü. Arkadaşının ölüm çığlığı sessiz ormanda, diğer polisin kulağına gelmişti. “AH! Gitti canım arkadaşım, benim için kendini feda etti. O kocaman popon altında pestil olmuştur, şimdi… aaaaah! ama sonun kötü olacak, koca göt. Bunun hesabını senden soracağım… ama nasıl… kadın, on erkekten daha güçlü… aaaah!” diye düşündü. İzini kaybettirmiş, DOROTY’ten kurtulmuştu, ama ormanda kaybolmuştu. Ormanda aç susuz gezinirken yorgun düşen bedeni, bir ağacın altında baygın düştü. Kolları iki yana açık vaziyette sırt üstü yatıp uyurken, uyandığında daha doğrusu ayıldığında, üzerinde kocaman bir ayak hafif hafif ona dokunmaktaydı. Yanıbaşında o kocaman gövdesiyle DOROTY sırıtmaktadır. Küçük güzel kadın polis “AAAH! Mahvoldum… ah! Koca popolu şeytan, beni nasıl buldun?”. DOROTY’nin termal kamerası ve gece görüş gözlükleri vardır. “Teknoloji canım teknoloji”, dedi. Ve “evet, ben şişko koca popolu şeytanım, sende popomun tadına bakacak olan meleksin, arkadaşlarına kavuşmanın zamanı geldi, küçük melek” deyip, yerde kolları iki yana açık, açlıktan pestili çıkmış, bir deri bir kemik, uzun boyuna rağmen 40 kilo bile gelmeyen, güzel kadın polisi yerden kaldırdı, küçük bir çocuk gibi omzuna vurup taşıyarak Grand Cheroke Jipi’nin yanına geldi. Arabasının şoför koltuğunu yatırdı ve kadın polise de üstüne uzattı, sonra kadın polisin üstüne oturdu. Poposunun altında kadın polis olduğu halde arabasını sürdü….

UYUŞTURUCU BASKINI

Rus Mafyası Doroty’e yeni bir görev vermişti. İstanbul açıklarında bir gemide türk mafyası’ndan uyuşturucu alınacaktı. Karşılığında onlara AK-12 Silahı verilecekti. Doroty’i takası kazasız belasız organize etmekle meşguldü. Ancak, Mafyadaki bir muhbir durumu Rus polisine bildirmiş, Rus polisi de Türk polisi ile temasa geçmişti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü yapılacak operasyonda Başkomiser Rıza SOYLU ve ekibini görevlendirmişti. Uyuşturucu ve silah takasının yapılacağı gün ve saat tespit edilmişti. Rusya’dan gelen polis timi de Rıza SOYLU’nun emrine vermişlerdi. Rıza SOYLU baskın için deniz motorsikletleri kullanmaya karar vermişti. Normal polis teknesiyle baskın yapılırsa; gemidekilerin önlem alma ve kaçma durumları vardı. Operasyonun gizli olması için deniz motorsikletleriyle gemiye yaklaşılacak ve halatlarla gemiye çıkıp, baskın gerçekleştirilecekti. Rıza SOYLU’nun ekibindeki en gözüpek polis komiser Zeynep Akyüz ATEŞ’ti. Zeynep Komiser gemiye çıkmayıp, ekibiyle birlikte denizde takviye kuvvet olarak bekleyecekti. Doroty baskının yapılacağı gün ve saatte gemide Türk mafyasıyla bir araya gelmiş ve getirdikleri uyuşturucuyu kontrol ediyordu. Rıza SOYLU’nun ekibi de deniz motorsikletleriyle gelmiş ve halatlarla gemiye çıkmışlardı. Turizm mevsimi olduğu için; deniz motorsikletleriyle dolaşan pek çok turistin arasında polisler “ayrıca sivil giyindikleri ve hafif silah taşıdıkları için” pek dikkat çekmemişti. Gemiye 10 Kadar Türk Polisi ve 5 kadar da rus polisi çıkmıştı. İçerde ise 20 kadar Türk ve 30 kadar Rus mafyası vardı. Rıza SOYLU denizde dikkat çekmemeleri için ekibe hafif silahlar vermişti. Gemiye çıkan polislerin üstünde yalnızca basit tabancalar vardı. Mafya Mensupları ise ağır silahlar taşıyordu. Nöbet tutan 4 mafya üyesi bile ellerindeki susturucu takılı silahlarla; polisleri fark eder etmez ateş ederek; Türk polislerinden 4’ünü Ruslardan da ikisini şehit ettiler. Polisler avcı iken av durumuna düşmüşlerdi. 10 kişi kalmışlar ve kendilerini basit silahlarla korumaya çalışıyorlardı. Mafya Üyeleri ise hem polislere ateş açıyor hem de kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak, Doroty “sadece 10 kişiler; hepsini öldürün!” diyerek hem Türkleri hem de Rusları ikna etti; ancak kendisi bir yolunu bulup sıvıştı. O esnada geminin diğer tarafından gemiye tırmanmakta olan güzel bir Türk Kadın Polis’i gemiye çıkar çıkmaz yakalayıp; yere yatırarak üstüne oturdu. Oldukça zayıf ve güzel olan kadın polisi bir oturuşta ezerek şehit etti.

Kadın Polis’in tırmandığı tarafta başka polis ekibi yoktu. Aşağıda ise şehit kadın polisin deniz motosikleti vardı. Doroty, biraz önce şehit ettiği kadın polisin tırmandığı halattan aşağı inmeye başladı ancak, halat onun 700 kiloya yakın ağırlığını taşıyamadığı için koptu ve denize düştü ancak, bir zarar görmedi. Ama yarattığı dalga nerdeyse deniz motorsikletini deviriyordu. Zorlukla deniz motorsikletine binerek geminin 500 metre ilerisindeki kendisine ait, küçük yat’a ulaşmaya çalıştı. İşten sonra Türkiye’de tatil yaparım diyerek; yat’ınıda getirip uyuşturucu takası yapılacak gemiye yakın bir yere pak etmişti. O Esnada adamlarıyla geminin arkasına dolanan Komiser Zeynep Akyüz ATEŞ kaçan Doroty’i gördü. “Aman Allah’ım bu devasa şey de ne? Deniz motorsikleti poposunun altında küçücük kalıyor; buna kurşun da işlemez” dedi. O sırada gemiye tırmanan ve bir taraftan mafya mensuplarıyla çatışan bir Rus Polisi “liderleri o ve çok tehlikeli kaçırmayın! Maalesef sağ yakalanma talimatı var!” diye bağırdı. Zeynep Komiser yanındaki polislere “siz gemiye tırmanın, ben yağ tulumunu yakalarım, yukarda arkadaşlarınız zor durumda, onlara yardım edin!” diye emir verdi ve tek başına Doroty’nin peşine düştü. Doroty teknesine tırmandı çalıştırdı ve kaçmaya başladı. Ancak, Zeynep Komiser’in kullandığı deniz motorsikleti daha hızlıydı ve tekneyi yakaladı. Zeynep Komiser tekneye tırmandı. Doroty dümen başındaydı. Rusya’ya doğru kaçıyordu. Zeynep silahını Doroty’e doğrultarak geminin dümenini derhal İstanbul yönüne çevirmesini istedi. Doroty “hay hay güzelim” diyerek ani bir manevra yaptı ve Zeynep Komiser teknede yuvarlandı ve silahını düşürdü. Doroty hemen atılarak silahı kaptı ve Zeynep Komisere doğrulttu ve “ooo deminki kadından çok daha güzelsin sen; tıpkı bir melek gibisin” dedi. Zeynep Komiser “demin ki kadın mı?” dedi. Doroty ona cevap vermeden ona yürümesini söyledi. Teknesinde hücre tipinde kapısı demirli bir oda vardı. Zeyneb’i odaya kilitledi ve “arkadaşın olan polis memurunu söylüyorum; onu öldürüp deniz motorsikletini aldım; yakında onu öldürdüğüm silahla tanışacaksın” dedi.

Zeynep Komiser “şu ekibe yeni katılan kız olmalı; özel harekat polisiyken narkotiğe geçmişti; çok eğitimliydi, gafil avlamış olmalı yağ tulumu onu” diye düşündü… “öcünü alacağım Ayşe… merak etme” diye düşündü…

Tekne Rusya’da her hangi bir resmi limana uğramadı… kuş uçma kervan geçmez bir yerde Doroty’e ait bir arazi’de yapılmış bir iskele’de demirledi. Burayı Doroty Mafya’da çalışırken kazandığı paralarla almıştı. Arazi ona aitti ve silahlı adamları koruyordu. Doroty’nin adamları Zeynep Komiser’i hücresinden çıkartıp tekneden indirdiler. Doroty’nin malikanesine götürdüler. Doroty “bu güzel meleği bodrum kattaki hücreye kapatın… yemesi için salata verin. Yaşayacak kadar yesin… kilo almasını istemiyorum… kilo alırsa onu ezmek zevkli olmaz… zayıf ve güzel kalmalı ki ezmekten zevk alayım” dedi. Tabii bunları Rusça söylemişti; Zeynep komiser anlamamıştı. Doroty çat pat Türkçe de biliyordu. Zeynep Komiser’e “seni arkadaşını öldürdüğüm silahımla öldüreceğim; arkadaşın 3 saniyede can verdi. Bakalım sen ne kadar dayanacaksın” diyerek onun karşısında eğilerek koca kalçasını gösterdi: “arkadaşın bunun altında ezilerek şehit düştü güzelim; sen de ezileceksin bu müthiş silahın altında” dedi. Zeynep Komiser “o yağlı kıçını öyle bir tekmeleyeceğim ki… pis şişko” diye düşündü.

Dorotynin silahı
Doroty'nin silahı

Zeynep Komiser’in yattığı oda’da duvarda kocaman bir tv vardı. TV açıktı ve bir odayı gösteriyordu. Odada bir yatak vardı. Yatağın üstünde bir polis kıyafetli bir kadın vardı.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Daha sonra odaya Doroty girdi. Yataktaki kadın kendisini savunmak için hiçbir şey yapmadı. Yatağa uzanıp kolları iki yana açık şekilde; AAAAH! dedi ve rusça bir şeyler söyledi. Doroty kadının üstüne uzandı. Onun üzerinde zıpladı durdu. Küçücük kadın’ın yalnızca bacakları görünüyordu.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Kadının üstünde bir saatten fazla yattı. İşini bitirdiğinde yatağın kenarına oturdu. Altındaki zavallı kadın da onun poposunun altında cansız olarak yatıyordu; Doroty çok keyifliydi. Zeynep Komiser “AH! Öldü zavallıcık. Melek kadar da güzeldi. AH! Yağ tulumu, seni gidi şişko İblis. Yarın senin o koca kıçını bu kadın için de tekmeleceğim. Ayşe’yi de demek bu şekil üstüne oturup öldürdün; ama ben kolay lokma değilim.” dedi. Gece kalktı namaz kıldı, dua etti. Tam o esnada içeri Doroty’nin baş yardımcısı olan Olga girdi. Zeynep’e yemek olarak salata getirmişti. Zeynep’e “izledin mi? Yarın sen de böyle öleceksin. Keşke seni bana verse de; ben ezsem, çok güzelsin” dedi. Zeynep onunla hiç muhatap olmadı.

Dorotynin yardımcısı
Doroty'nin yardımcısı

Zeynep getirilen Rus Salatasını yedi. Zaten kilosuna dikkat ettiği için normalde de hep salata yerdi. Sonra uyudu. Ertesi sabah Zeynep’i basketboll sahası gibi bir yere götürdüler. Orası da Doroty’e aitti. Doroty orada elinde baskettboll topu Zeynep’i bekliyordu.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Doroty: “Merak etme sıska melek. Basketboll oynamayacağız. Onu ısınmak için oynarım. Dövüşeceğiz. Seni de arkadaşın gibi ezerek öldüreceğim. İsmini bilmiyorum ama gemiye çıkar çıkmaz gafil avladım. Yakaladığım gibi yere vurdum ve üstüne oturdum. Altımda ölmesi 5 sn bile sürmedi. Ama seninle biraz oynamak istiyorum. Ben adil bir kötüyüm. Beni dövüşte yenebilirsen… burdan adamlarım seni neyle istersen onunla evine yollayacaklar...” dedi.

Doroty daha sözünü bitirmemişti ki Zeynep Komiser çok güzel bir uçan tekme ile saldırıya geçti. Ama Doroty de yılların Sumo Güreşçisi ve ring dövüşçüsüydü hemen yan dönerek Zeynep Komiser’i uzun ince güzel bacağından yakalayıp “daha iyisini yap güzel melek” diyerek döndererek fırlattı. Zeynep havada ters takla atarak yere çarpmaktan kurtuldu. Hem Taekwondocu hem de Jimnastikçiydi. Zerre korkmadan tekme yumruk ne varsa karşısındaki Girlzilla’ya saldırıyordu. Kaba etlerine, koca göbeğine neresi denk gelirse vuruyordu. Ama dev kadın bu vuruşlardan hiç etkilenmiyor gibiydi. Sanki dişi bir fil ile dişi bir aslan kavga ediyordu sanki… Dev kadının vücudunu Rus Mafyası özel hastanelerinde özel teknik ve ilaçlarla büyütmüşlerdi. İri güçlü kas yapısının üstü nerdeyse 10 cm yağla kaplıydı. Tıpkı bir kutup ayısı gibiydi. O yağlı devasa vücudunu taşıyan güçlü bir kemik ve kas yapısına sahipti. Ayıdan da güçlüydü fil gibiydi. Ama Zeynep de bir Türk kadınıydı, bir Türk polisiydi… O canavarla kanının son damlasına kadar mücadele edecekti. Zeynep akrobatik bir hareketle zıplayarak Doroty’nin boynuna bindi. Bacaklarıyla boynunu sıkmaya başladı. Ama dev’in kocaman kalın boynu, Zeynep’in çöp gibi bacaklarının gücünden etkilenmiyordu. Doroty gülerek “çok güzel boynuma bindin ama, ben aynını sana yaptığımda, ben sana bindiğimde ne yapacaksın? Bakalım” dedi. Zeynep’in bacaklarını ayırarak üzerinden fırlattı. Zeynep yine akrobatik bir hareketle yere çarpmaktan kurtuldu. Ama Doroty birden koşarak ona göbeğiyle çarptı ve tellere yapıştırdı. Zeynep’i tellerde bir süre göbeğiyle ezdi. Sonra Zeynep Komiser’e sert bir yumruk çaptı onu yarı baygın yere serdi.

Zeynep kolları iki yana açık vaziyette “AAAHHHH! Yaktın beni Şişko… işim bitti… durma! ez beni… öldür beni… biz Türk Polisleri hep şehit düşmek isteriz zaten AH!” dedi. Doroty hiç vakit geçirmeden OOOOHHHH! Diyerek Zeynep Komiserin üstüne oturdu. Zavallı Zeynep Komiser’in karnı içeri çöktü. Kaburgaları çubuk kraker gibi kırıldı. Kalbi ezildi, ciğerleri patladı. Ağzından kan geldi ve şehit düştü.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith

Yağ tulumu Doroty, şehit Türk Kadın Komiser’in üstünde saatlerce oturdu… onun zayıf güzel vücudunu adeta püre haline getirdi. Üstünde viskisini yudumladı ve adamlarına "OOOOH! bugüne kadar öldürdüğüm kadın polisler melekse bu baş melek olmalı. Ben melek katiliyim, ben Lilith'im, OHHH" dedi.

Dorothy Elizabeth Montgomery  ya da  Lilith
Dorothy Elizabeth Montgomery ya da Lilith
Cevapla