İnsan olmanın son evresi; Yaşlılık !

İnternette bir fotoğraf ararken şu fotoğrafa rastladım;


İnsan olmanın son evresi; Yaşlılık !



Buruşmuş bir çift el, gövde taşımaya yardımcı bir değnek ve o elleri tutan bir el...


İçimi tarifsiz bir hüzün kapladı bu fotoğrafa bakınca.


Aklım, bir çok anıdan anıya koştu.


Yüreğim, atına bindi ve şahlandı bir deniz kıyısında...


Bu fotoğrafta büyük bir aşk olmayabilir, tarihe karışmış bir sevda olmayabilir, bu yaşlı çiftte hayran kalınacak bir sevgi, cinsel hayat, fiziksek güzellik, şan şöhret ve benzeri şeyler olmayabilir.


Bu fotoğrafta, bu ellerde ne var peki?


Bence vefa var!


Vefa nedir peki?




Bu resimde vefayı görebildiniz az biraz kıyıdan, öyle değil mi?


Evet,bu resimde tartışmış ve belki küs olan huysuz bir çift var.


Ve bir de yağmurda karısı ıslanmasın diye vefa örneği olan bu şemsiyeli adam...


Islanmayı göze almış fakat hayat eşinin ıslanmasına kıyamamış bir yaşlı yürek var.


Ne hoş..


Vefa demişken rastladığım şu birkaç fotoğrafı da unutmamak gerek;






İnsan gençken de böyle vefalı olabiliyor mu peki?


Yaşlanmanın verdiği olgunlukla kapı bile çarpılmazken, gençliğin verdiği heybetle neden ceketi alır ki insan.


Yaşlılık...


Ne zor bir illet bu!


Şu hastahane fotoğrafında hatrıma rahmetli babaannem düştü.


Kendisini ameliyat için yatırdığımız hastahanede son kez görmek için dedemle çıkmıştık odasına, dedem şöylemesine bir şirinlik yapmak için babaannemin burnunu sıkmıştı hafiften.


Babaannemse; "Vakti şimdi miydi?" diye karşılık vermişti.


Belki o küçük aklımla bunu es geçmiştim lakin yıllar geçtikçe beynime bir bıçak gibi saplanıyor bu cümle.


Sahi herşeyin vakti şimdi miydi? Zamanında verilseydi, miktarına bakmaksızın mutlu olabilirdik belki.


Kim bilir..


Yaşlılık demiştik, babaannemden sonra derin bir yalnızlığa gömülen dedem vicdanı ile nasıl başbaşa kalmışsa artık her şeyi unutmaya başlamıştı.


'Yaşlının yüzü soğuk olur' derler. Bu sebeple dedemin yanında pek durmazdı çoluk çocuk.


Biz anlayamamışız içine akıttığı göz yaşlarını, duyamamışız geceleri gizli gizli karısının adını zikrettiğini, görememişiz kavrulan vicdanını ve bunun hafızasını git gide yok etmeye başladığını.


Gençlik çağlarında kaybetseydi karısını, o zaman bambaşka olurdu tabi.


Yeniden evlenir, işine gider gelir, meyvesini soyan ve yastığını paylaşacağı birisi olurdu.


Şimdi olduğu gibi evlatlarına muhtaç kalmaz, yılların çöktüremediği ruhunu eşinin ölümü çöktürmezdi.


Kim bilir..


Burada sadece acıdan bahsetmiyorum, yaşlılığın ve acının doğru orantıda ilerlemesinden bahsediyorum.


İnsanın yeri geldiğinde dört yaşındaki çocuktan su isteyecek hale düşmesinden bahsediyorum.


Doğduğu gibi ölüme gitmesinden ve bir insan hayatının yaprak misali dökülmesinden bahsediyorum..




Bu yaşlı çiftin fotoğrafına rastlayınca da hatrımdan çıkmadı bahsettiklerim.


Babaannem ve dedem öyle aman aman bir sevgiye belki de hiç sevgiye sahip değillerdi.


Fakat!


Vefa denen şey vardı onlarda, bunu görebiliyor ve yaşım ilerledikçe anlayabiliyorum.


Geceleri bacaklarının ağrısına uyanan dedemin bacaklarını ovması babaannemin, babaannemin göz damlasını damlatması dedemin, sofraya birlikte oturmaları, maaş günleri torunlarının paralarını ayırmaları, ve bu fotoğraftaki gibi ziyaretlerine gelen evlatlarını pencereden birlikte uğurlamaları...


İşte bunlar hep vefa, hep.


Şimdi vefayı eşi değil evlatları ve torunları gösteriyor.


Geç gelen vefa..


Dedem artık yaşlı, yatalak ve anlamıyor çoğu şeyi.


Bu buruşmuş ve çoğu şeyi unutmuş dedeme "Babaannem güzel miydi?" diye sorduğumda, "Güzeldi tabi ya..." cevabını verdi.


İşte bu göremediğimiz sevginin ve vefanın son örneğiydi.


Çok sevdiğim bir dua var; "Allah kimseyi kocatıp da kapı yolu gözletmesin" diye.


Doğruluk ve acı payını şimdi şimdi anlıyorum.




Hepinize bu fotoğraftaki çift gibi, yolda beraber yürüyebileceğiniz hayat dostları diliyorum.


Vefa ile kalın..


Sevgiler..








İnsan olmanın son evresi; Yaşlılık !
Cevapla